KATİL ARAMIZDA26. Bölüm: Kendi Evinde Yabancı
KATİL ARAMIZDA
26. Bölüm: Kendi Evinde Yabancı
Elif sabah aşağı indiğinde herkes kahvaltı masasındaydı. Zeynep bir şeyler anlatıyor, Ege telefonuna bakıyor, Aras ise çayını içiyordu.
Elif sandalyeye oturup bir dilim ekmek aldı.
"Bugün okuldan sonra Defne'yle buluşacağım," dedi.
Aras başını kaldırdı.
"Yine mi görüşeceksiniz?"
Elif elindeki bıçağı tabağına bıraktı.
"Aras, daha sabahın başında başlama."
"Ne dedim ki? Sadece sordum."
"Soruş şeklinden belli oluyor zaten."
Aras çayından bir yudum aldı.
"Son günlerde hep onunla birliktesin. Bizimle oturup iki laf ettiğin yok."
Elif şaşkınlıkla abisine baktı.
"Ben sizinle aynı evde yaşıyorum. Nereye kaybolmuşum?"
"Her şeyi de ters anlama."
"Ben ters anlamıyorum. Sen ne söylesem yanlış bir şey buluyorsun."
Ege telefonunu masaya bıraktı.
"Abi, uzatmayın. Daha kahvaltı yapıyoruz."
Aras ona döndü.
"Sen karışma, Ege."
Elif'in canı sıkılmıştı. Sandalyesinde geriye yaslandı.
"Defne benim arkadaşım. Onun da kafası karışık, benim de. Birbirimizle konuşunca ne oluyor?"
Aras hemen cevap verdi.
"Kimse görüşme demiyor. Ama sanki bu evde kimse seni anlamıyormuş gibi davranıyorsun."
Elif'in gözleri doldu.
"Çünkü bazen gerçekten anlamıyorsunuz!"
Masada sessizlik oldu.
Elif devam etti:
"Ben de ne yapacağımı bilmiyorum. Bir gün her şey normalmiş gibi davranmaya çalışıyorum, ertesi gün biri bana başka bir ailem olduğunu hatırlatıyor. Zaten yeterince zorlanıyorum. Bir de sizinle tartışmak istemiyorum."
Aras'ın yüzü değişti ama gururundan bir şey söylemedi.
Elif ayağa kalktı.
"Ben okula gidiyorum."
Aylin arkasından seslendi.
"Kızım, daha kahvaltını bitirmedin."
"İştahım kalmadı anne."
Elif odasına çıktı. Birkaç dakika sonra evden ayrıldı.
Zeynep, Aras'a döndü.
"Abi, onu üzdün."
Aras içini çekti.
"Ben kötü bir şey söylemedim."
"Ama ablam üzüldü işte."
Aras cevap vermedi. Belki de Zeynep'in haklı olduğunu biliyordu ama bunu kabul etmek istemiyordu.
Defne'nin Sabır Taşıyor
Defne okuldan sonra Elif'le buluşmak üzere hazırlanıyordu. Salona indiğinde Deniz'in koltukta oturduğunu gördü.
"Ben çıkıyorum," dedi.
Deniz başını kaldırdı.
"Elif'le mi?"
"Evet."
Deniz telefonunu masaya bıraktı.
"Başka kim olacak?"
Defne durdu.
"Bir sorun mu var?"
"Yok. Sadece son zamanlarda onunla çok vakit geçiriyorsun."
Defne derin bir nefes aldı.
"Deniz, lütfen. Bugün tartışmak istemiyorum."
"Ben de istemiyorum. Ama seninle doğru düzgün konuşamıyoruz artık."
"Konuşmak istediğinde beni dinliyor musun ki?"
Deniz kaşlarını çattı.
"Ne demek bu şimdi?"
"Ne zaman bir şey anlatsam hemen kızıyorsun. Elif'le görüşüyorum diye sorun çıkarıyorsun. Sanki yanlış bir şey yapıyormuşum gibi."
Mert odasından çıkıp ikisine baktı.
"Yine ne oldu?"
Deniz cevap verdi.
"Hiçbir şey. Kardeşin her şeyi üzerine alınıyor."
Defne'nin yüzü düştü.
"Ben her şeyi üzerime almıyorum. Sadece artık sürekli kendimi açıklamaktan yoruldum."
Deniz ayağa kalktı.
"Biz senin abin değil miyiz? Seni düşünmeyecek miyiz?"
Defne'nin sesi titredi.
"Tabii ki düşüneceksiniz! Ama beni düşündüğünüzü söyleyip durarak beni dinlememek zorunda değilsiniz."
Mert araya girdi.
"Deniz, tamam artık."
Deniz sinirle ona döndü.
"Sen de mi bana karşısın?"
"Kimse sana karşı değil. Ama Defne'yi dinlemeden hüküm veriyorsun."
Defne çantasını omzuna taktı.
"Ben gidiyorum."
Tam kapıya yönelmişti ki Orhan çalışma odasından çıktı.
"Nereye?"
"Elif'le buluşacağım."
Orhan'ın yüzü ciddileşti.
"Bugün evde kalamaz mısın?"
Defne gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.
"Baba, sen de mi?"
"Ben sadece soruyorum."
"Hayır, sormuyorsun. Herkes bana aynı şeyi söylüyor. Elif'le görüşmemi istemiyorsanız açıkça söyleyin."
Orhan sertçe karşılık verdi.
"Sana kimse yasak koymuyor."
"O zaman neden kendimi suçlu gibi hissediyorum?"
Orhan sustu.
Defne'nin gözleri dolmuştu ama ağlamamaya çalışıyordu.
"Ben sizi seviyorum. Bunu değiştiren hiçbir şey olmadı. Ama benim de sorularım var. Gerçeği öğrenmek istemem sizi sevmediğim anlamına gelmiyor."
Bu sözlerden sonra kimse konuşmadı.
Defne kapıyı açıp çıktı.
Mert, Deniz'e döndü.
"Bir gün onu dinlemeniz gerektiğini anlayacaksınız. Umarım o gün çok geç olmaz."
Deniz başını eğdi. Bu kez kardeşine cevap yetiştiremedi.
İki Arkadaşın Konuşması
Elif, parkın girişinde Defne'yi bekliyordu. Defne yanına geldiğinde onun da keyifsiz olduğunu hemen fark etti.
"Senin de mi canın sıkkın?" diye sordu Elif.
Defne acı acı güldü.
"Evde herkes sırayla konuştu. Bana sıra gelince de kimse dinlemedi."
Elif başını salladı.
"Benim sabahım da öyle geçti."
Birlikte yürüyüp boş bir banka oturdular.
Defne ellerini montunun ceplerine soktu.
"Elif, sence biz yanlış bir şey mi yapıyoruz?"
Elif hemen cevap vermedi.
"Sanmıyorum. Ama ailelerimiz bu duruma alışmaya çalışırken bizi de kendileri gibi düşünmeye zorluyor olabilirler."
"Ben kimseyi bırakmak istemiyorum."
"Ben de istemiyorum."
Defne ona döndü.
"Bazen Deniz'in gözlerinde bana kızgın olduğunu görüyorum. Sanki artık onun kardeşi değilmişim gibi."
Elif'in içi burkuldu.
"Aras da bana öyle davranıyor. Beni kaybetmekten korkuyor olabilir ama bunu söylerken beni daha çok üzüyor."
Defne bir süre sustu.
"Keşke onlara ne hissettiğimizi anlatabilsek."
"Anlatıyoruz zaten. Ama bazen insanlar korktukları için dinlemiyor."
İkisi de bir süre sessiz kaldı.
Sonra Defne başını Elif'in omzuna yasladı.
"İyi ki sen varsın."
Elif onun elini tuttu.
"İyi ki sen de varsın."
Birbirlerine destek olabiliyorlardı. Ama bu, yaşadıkları kırgınlıkları bir anda ortadan kaldırmıyordu.
Zeynep'in Sessizce Söyledikleri
Akşam Elif eve döndüğünde Zeynep odasında onu bekliyordu.
"Abla, gelebilir miyim?"
"Gel tabii."
Zeynep yatağın kenarına oturdu.
"Sabah olanlar için üzgünüm."
Elif şaşırdı.
"Sen neden özür diliyorsun?"
"Bir şey söylemedim. Aras abi sana kızarken sustum."
Elif kardeşinin yanına oturdu.
"Senin araya girmen gerekmiyordu."
"Ama seni üzdü."
Elif bir süre düşündü.
"Bazen insanın canını en çok, kendisine yakın olanların sözleri acıtıyor."
Zeynep başını eğdi.
"Ya bir gün Defne'yle daha çok yakınlaşırsan? Ya bizi eskisi kadar sevmezsen?"
Elif hemen ona döndü.
"Zeynep, benim Defne'yle yakınlaşmam seni daha az sevdiğim anlamına gelmiyor. İkiniz de benim için önemlisiniz."
"Gerçekten mi?"
Elif kardeşine sarıldı.
"Gerçekten. Bir test sonucu, seninle yaşadığım yılları değiştiremez."
Zeynep ona sıkıca sarıldı.
Bir süre sonra Ege kapıyı tıklattı.
"İçeri gelebilir miyim?"
Elif başını kaldırdı.
"Gel."
Ege sandalyeye oturdu.
"Sabah olanlar için ben de üzgünüm. Aras'ın öyle konuşmaması gerekiyordu."
Elif hafifçe gülümsedi.
"Senin suçun değil."
"Biliyorum. Ama hepimiz biraz gerginiz. Sanırım bazen ne söyleyeceğimizi bilemiyoruz."
Elif başını salladı.
"Ben de öyle hissediyorum. Tek istediğim, beni dinlemeniz."
Ege ona baktı.
"Tamam. Bundan sonra daha dikkatli olmaya çalışacağım."
Bu söz Elif'i mutlu etmişti. Sorunları çözmemişti ama en azından evde kendisini anlayan birinin olduğunu hissetmişti.
Aras'ın İçine Düşen Pişmanlık
Gece herkes odasına çekildiğinde Aras mutfakta tek başına oturuyordu.
Elif'in sabahki sözleri aklından çıkmıyordu.
Bir kere de benim ne hissettiğimi sorun.
Aras, kardeşinin üzülmesini istememişti. Ama onu korumaya çalışırken nasıl bu kadar kırıcı olabildiğini anlayamıyordu.
Aylin mutfağa girdi.
"Hâlâ uyumadın mı?"
Aras başını kaldırdı.
"Uyuyamadım."
Aylin karşısına oturdu.
"Elif'i düşünüyorsun, değil mi?"
Aras cevap vermedi.
Aylin devam etti:
"Onun da zorlandığını unutma. Senin korkuların olabilir ama onları kardeşine kızarak çözemezsin."
"Onu kaybetmek istemiyorum anne."
Aylin oğlunun elini tuttu.
"Elif bir yere gitmek zorunda değil. Ama bir gün kendi ailesini merak ederse de bunu yapmasına izin vermelisin. Onu sevmen, onun bütün kararlarını senin vermen gerektiği anlamına gelmiyor."
Aras başını salladı.
"Yarın konuşacağım onunla."
Aylin hafifçe gülümsedi.
"Umarım bu kez önce onu dinlersin."
Aras ayağa kalktı. Elif'in kapısına kadar gitt