Keşfet

KATİL ARAMIZDA3. Bölüm — Silinmeyen İzler Sabah

🩸 KATİL ARAMIZDA.

KATİL ARAMIZDA

3. Bölüm — Silinmeyen İzler

Sabah

“Elif! Kalk artık, geç kalacaksın!”

Aylin’in sesi evin içinde yankılanınca Elif yorganın altından mırıldandı.

“Anne, beş dakika daha…”

“On dakika önce de beş dakika dedin.”

Elif gözlerini açıp telefona baktı. Saati görünce bir anda doğruldu.

“Of, ya!”

Yataktan kalkarken ayağı terliğine takıldı. Dengesini zor toparladı, sonra kendi hâline gülüp dolabına yöneldi. Tam tişörtünü ararken kapıdan Zeynep’in sesi geldi.

“Abla, hazır mısın?”

“Hazırım.”

Zeynep kapıdan içeri baktı. Elif’in bir elinde tişört, diğerinde tarak vardı.

“Belli oluyor.”

“Zeynep, bugün benimle uğraşma.”

“Tamam, tamam. Aşağıda bekliyorum.”

Zeynep giderken güldü. Elif de istemeden gülümsedi. Kardeşi bazen sinir bozucu oluyordu ama onsuz bir sabahın nasıl geçeceğini de bilmiyordu.

Mutfağa indiğinde Ege ekmeğin son parçasını alıyordu.

“Onu bırak,” dedi Elif.

Ege elindeki ekmeğe baktı.

“Günaydın sana da.”

“Benim payımdı o.”

“Masada duruyordu. Üzerinde adın yazmıyordu.”

Elif ekmeği elinden almaya çalıştı. Ege tabağı kendine çekince ikisi de gülmeye başladı.

Aras başını kaldırdı.

“Her sabah aynı şey. Bir gün de oturup normal kahvaltı yapın.”

Ege ekmeği Elif’e uzattı.

“Al, zaten iştahım kaçtı.”

Elif ekmeği alıp yanına oturdu.

“Sağ ol, çok düşüncelisin.”

“Rica ederim, kardeşim.”

Aylin çayları dağıtırken ikisine de baktı.

“Büyüdünüz ama hâlâ çocuk gibisiniz.”

Masal, elindeki kâğıdı annesine uzattı.

“Anne, bugün bunu öğretmenime göstereceğim.”

Aylin resme baktı. Masal yine bütün aileyi çizmişti. Ege’nin saçları kocamandı, Aras herkesten uzundu. Elif’in eline de kocaman bir çanta çizmişti.

Elif resme eğildi.

“Benim çantam neden bu kadar büyük?”

“Çünkü her şeyi içine koyuyorsun.”

Ege kahkaha attı.

“Doğru söylemiş.”

Elif ona bir peçete fırlattı.

“Sen kendi işine bak.”

Masal gülerek resmini geri aldı. Aylin de başını sallayarak masaya oturdu. Böyle sabahlara alışkındı; evde herkesin ayrı bir derdi, söyleyecek bir sözü vardı.

Kemal kahvaltıya biraz geç katıldı. Telefonunu cebine koyup sandalyesine oturdu.

“Bugün işlerin nasıl?” diye sordu Aylin.

“Yoğun olabilir. Geç kalırsam beni beklemeyin.”

“Tamam. Yemeğini ayırırım.”

Kemal çayını içti. Bir süre sonra telefonuna baktı ama gelen mesajı açmadı. Cihazı cebine koyup kahvaltısına devam etti.

Elif ve Zeynep hazırlanıp evden çıktıklarında Ege hâlâ bir şeyler anlatıyordu. Aras ise Masal’ın okul çantasını kontrol ediyordu.

Kapı kapanınca Aylin mutfağa döndü. Kemal de işe gitmek için ayağa kalktı.

“Akşam görüşürüz,” dedi.

Aylin başını salladı.

“Görüşürüz.”

Günün sıradan bir başlangıcıydı. Kimsenin aklında farklı bir şey yoktu.

Karaca Ailesi

Defne çantasını koltuğun üzerinde ararken Mert kapının yanında bekliyordu.

“Ne arıyorsun yine?”

“Anahtarlarımı.”

“Dün de arıyordun.”

Defne başını kaldırdı.

“Sen benim anahtarlarımı mı takip ediyorsun?”

“Hayır, ama sen ararken evdeki herkesin haberi oluyor.”

Defne koltuğun minderini kaldırdı. Anahtarlar altından çıktı.

“Buldum.”

Mert kapıyı açtı.

“Şaşırdık mı?”

Defne cevap vermedi, yanından geçip çıktı.

Deniz de hazırlanmış, telefonundan mesaj okuyordu. Mert merdivenlerden inerken ona seslendi.

“Bizi beklemiyor musun?”

“Arabaya geçiyorum.”

“Bir gün de iki kelimeden fazla konuşsan şaşıracağım.”

Deniz arkasına dönüp baktı.

“Şaşırmaya devam et.”

Mert güldü. Defne ise ikisinin arasında kalmaktan sıkılmış gibi başını iki yana salladı.

Orhan, çalışma odasından çıkıp onları kapıda gördü.

“Bu akşam geç kalmayın.”

Defne ayakkabısını giyerken sordu:

“Misafir mi geliyor gerçekten?”

“Evet.”

“Tanıdığımız biri mi?”

Orhan bir an durdu.

“İşten biri.”

Defne daha fazlasını sormadı. Babasının bir konu hakkında konuşmak istemediğini anlamak zor değildi. Yine de bu kadar kısa cevap vermesi hoşuna gitmemişti.

“Tamam,” dedi ve kapıdan çıktı.

Orhan bir süre arkasından baktı. Sonra çalışma odasına geri döndü. Masanın üzerindeki kâğıtları toparladı, çekmecesini kapattı ve anahtarını cebine koydu.

Emniyet Müdürlüğü

Selin, masasına oturur oturmaz Neriman Aksoy’un dosyasını açtı. Önceki akşam gelen notları yeniden okudu. Fotoğrafın arkasındaki yazı hâlâ tam olarak çözülememişti.

Murat kapıda göründü.

“Bir şey çıktı mı?”

Selin başını kaldırdı.

“Henüz kesin bir şey yok. Fotoğrafın arkasında birkaç harf seçilmiş. Hastane kaydıyla ilgili olabilir ama emin değiliz.”

Murat karşısındaki sandalyeye oturdu.

“Evden çıkan belge?”

“İncelemede. Kâğıt eski, bazı yazılar da silinmiş. Ne amaçla düzenlendiğini anlamaya çalışıyorlar.”

Murat dosyayı kendine çekti.

“Peki, Neriman’ın eski iş arkadaşlarını bulabildiniz mi?”

“İsimlerini araştırıyorum. Hastanenin arşivinde bazı kayıtlar eksik. Bu yüzden biraz zaman alacak.”

“Telefon kayıtları da gelince son görüşmelerine bakarız.”

Selin başını salladı. Birkaç saniye sessiz kaldıktan sonra ekledi:

“Bence hastaneye gitmemiz iyi oldu. En azından hangi kayıtların hâlâ mevcut olduğunu gördük.”

“Bir şey buldunuz mu?”

“Henüz değil. Ama eski evrakları incelemek için başvuru yaptım.”

Murat ayağa kalktı.

“Güzel. Acele edip bir sonuca varmayalım. Şimdilik bildiklerimizle yetinelim.”

Selin dosyayı kapattı. Soruşturmanın kolay ilerlemeyeceği belliydi. Ellerindeki bilgiler dağınıktı ve aralarında nasıl bir bağlantı bulunduğunu kimse bilmiyordu.

Yine de Neriman’ın geçmişini araştırmadan ilerleyemeyeceklerini ikisi de biliyordu.

Öğle Arası

Elif okul bahçesinde Zeynep’i beklerken çantasından telefonunu çıkardı. Ege mesaj atmıştı.

Eve gelirken ekmek alın.

Elif hemen cevap yazdı.

Niye biz?

Çünkü eve siz geliyorsunuz.

Elif gözlerini devirdi.

Çok mantıklısın gerçekten.

Telefonu cebine koyduğunda Zeynep yanına geldi.

“Ne oldu?”

“Ege yine bizi ekmek almaya gönderiyor.”

Zeynep güldü.

“Annem söylemiştir kesin.”

“Biliyorum ama kendi bulmuş gibi yazıyor.”

İkisi kantine doğru yürüdü. Zeynep yaklaşan sınavdan söz etmeye başladı. Elif de öğretmenin verdiği ödevden yakındı.

“Bu kadar ödevi ne ara yapacağız?” diye sordu Elif.

“Birazını bugün, birazını yarın.”

“Senin planın hazır yani.”

“Sen de yaparsan sorun kalmaz.”

Elif kardeşinin koluna hafifçe vurdu.

“Tamam, öğretmen hanım.”

Zeynep gülerek önden yürüdü.

Dersler bitince birlikte eve döndüler. Fırından ekmek aldılar, yolda da okulda yaşananları konuştular. Eve vardıklarında Masal salonda resim yapıyordu.

“Bakın, bu sefer köpek çizdim,” dedi.

Elif yanına oturdu.

“Peki kedi nerede?”

“Onu da çizeceğim.”

“İkisini birden mi istiyorsun?”

Masal ciddi ciddi başını salladı.

“Evet.”

Elif güldü.

“Önce annemi ikna et bakalım.”

Masal kalemlerini topladı. Elif de çantasını odasına bırakmak için ayağa kalktı.

O günün geri kalanında aklında okul vardı. Akşam Zeynep’e matematikte yardım edecekti. Bir de Ege’nin bulduğu eski fotoğraflara bakacaklardı.

Başka bir şey düşünmesine gerek yoktu.

Hastanenin Arşivi

Selin öğleden sonra yeniden hastaneye gitti. Arşiv görevlisi, eski dosyaların bulunduğu bölümü gösterdi. Raflar doluydu; bazı klasörlerin üzerindeki yazılar silinmişti.

“On yedi yıl öncesine ait kayıtların hepsi burada mı?” diye sordu Selin.

Görevli başını iki yana salladı.

“Hayır. Bazıları başka bir bölüme taşındı. Bazılarını da bulmak zor olabilir.”

“Yine de mevcut olanları incelemem gerekiyor.”

Görevli birkaç klasör çıkardı. Selin tarihleri kontrol ederek sayfaları çevirmeye başladı. İlk dosyalarda aradığı bir şey bulamadı. İkinci klasörde de sonuç yoktu.

Tam kapatacakken araya sıkışmış ince bir kâğıt fark etti.

Kâğıdı hemen çekip çıkarmadı. Önce görevliye gösterdi.

“Bu, dosyanın parçası mı?”

Görevli eğilip baktı.

“Bilmiyorum. Eski belgelerin arasında kalmış olabilir.”

Selin kâğıdın üzerindeki tarihe göz attı. Yazıların çoğu silinmişti ama tarih okunuyordu. Neriman’ın evinde buldukları belgeyle aynı döneme aitti.

“Bunu da incelemeye göndermemiz gerekiyor.”

Gerekli kayıtlar tutulduktan sonra kâğıt korumaya alındı.

Selin hastaneden çıktığında elinde kesin bir cevap yoktu. Yalnızca aynı döneme ait bir başka eski belge vard

Yorumlar

  • Pınar Eryılmaz: Bu sabah elifin uyku haline gülmeden edemedim
  • Rıza Kaya: zeyneple birlikte okul ve sınav stresi arasında böyle anların kaybolmaması gerek
  • Eren Ali Dağ: masalın resim yapma merakı kocaman bir yüreği işaret ediyor
  • Berk Emir Baran: egenin ekmek paylaşımı her sabah olduğu gibi güzel bir kapışmaya dönüştü