KATİL ARAMIZDA37. Bölüm: Kapının Ardındaki Sır
KATİL ARAMIZDA
37. Bölüm: Kapının Ardındaki Sır
Elif sabah telefonunun sesiyle uyandı. Ekranda Defne'den gelen bir mesaj vardı.
Defne: Bugün okul çıkışı görüşelim. Sana anlatmam gereken bir şey var.
Elif gözlerini ovuşturup cevap yazdı.
Elif: Ne oldu?
Defne: Yüz yüze anlatırım.
Elif telefonu bıraktı. Defne'nin mesajı aklına takılmıştı ama yataktan kalkıp hazırlanmaya başladı.
Mutfakta Ege kahvaltı ediyordu. Aras da masanın başında oturmuş telefonuna bakıyordu.
“Günaydın,” dedi Elif.
“Günaydın,” diye karşılık verdi Aylin. “Gel, kahvaltın hazır.”
Ege başını kaldırdı.
“Bugün erkencisin.”
“Her gün geç kalmıyorum, haberin olsun.”
“Ben öyle bir şey demedim.”
“Demene gerek yok. Yüzünden belli.”
Ege güldü. Aras ise telefonunu masaya bıraktı.
“Okuldan sonra ne yapacaksın?”
Elif, abisinin yine sorgulamaya başladığını düşündü.
“Bilmiyorum. Neden?”
“Öylesine sordum.”
“Arkadaşımla görüşeceğim.”
Aras'ın yüzü biraz gerildi ama bir şey söylemedi. Elif de tartışma çıkmasın diye konuyu uzatmadı.
Aylin, kızının önüne bir bardak çay koydu.
“Akşam çok geç kalma, olur mu?”
“Tamam anne.”
Elif kahvaltısını yaparken annesinin kendisine birkaç kez baktığını fark etti. Bir şey söyleyecek gibi oluyor, sonra vazgeçiyordu.
“Bir şey mi oldu?” diye sordu Elif.
Aylin hemen başını kaldırdı.
“Yok kızım. Haydi, geç kalacaksın.”
Elif daha fazla üstelemedi. Çantasını alıp evden çıktı.
Okul çıkışında Defne'yle bahçenin dışında buluştu. Defne'nin yüzü asıktı.
“Ne oldu?” diye sordu Elif.
Defne cebinden katlanmış bir kâğıt çıkardı.
“Dün akşam odamın kapısının önünde buldum.”
Elif kâğıdı açtı.
Geçmişi kurcalamayı bırakın.
“Bunu kim bırakmış?”
“Bilmiyorum. Evde kimseye göstermedim.”
“Belki de biri bizi korkutmaya çalışıyordur.”
“Ben de öyle düşündüm ama neden şimdi?”
Elif kâğıdın fotoğrafını çekti.
“Bunu Murat Komiser'e gönderelim.”
Defne başını salladı.
“Bir de babamla ilgili bir şey var.”
Elif ona döndü.
“Ne oldu?”
“Dün gece çalışma odasının önünden geçiyordum. Babam telefonda konuşuyordu. Eski hastane kayıtlarından bahsediyordu. Bir de bir zarfın kaybolmaması gerektiğini söyledi.”
“Konuştuğunu fark etti mi?”
“Evet. Beni görünce telefonu kapattı. Ne duyduğumu sordu. Ben de pek bir şey duymadığımı söyledim.”
Elif düşündü.
“Sence bizim araştırdığımız konuyla mı ilgili?”
“Bilmiyorum. Babamın bir şey sakladığını düşünmek istemiyorum ama artık ne düşüneceğimi de bilmiyorum.”
Elif, Defne'nin ne hissettiğini anlayabiliyordu. Kendisi de ailesiyle ilgili her yeni ayrıntıda aynı ikilemi yaşıyordu.
“Bence hemen bir sonuca varmayalım,” dedi. “Önce ne olduğunu öğrenelim.”
Defne cevap verecekken Elif'in telefonu çaldı. Ekranda bilmediği bir numara vardı.
“Açacak mısın?” diye sordu Defne.
Elif çağrıyı cevapladı.
“Alo?”
Karşıdan ses gelmedi.
“Alo, kimsiniz?”
Birkaç saniye sonra bir ses duyuldu.
“Bırakın bu işi.”
Telefon kapandı.
Elif ekrana baktı.
“Ne dedi?” diye sordu Defne.
“Bizi durdurmaya çalışıyor.”
“Polisi arayalım.”
Elif, Murat Komiser'i arayıp hem kâğıttan hem de telefondaki sesten bahsetti. Murat, kâğıdın fotoğrafını göndermelerini ve yeni bir şey olursa hemen haber vermelerini istedi.
Telefon kapandıktan sonra Defne içini çekti.
“Bazen keşke hiç araştırmasaydık diyorum.”
Elif ona baktı.
“Ben de korkuyorum. Ama artık geri dönüp hiçbir şey olmamış gibi davranamayız.”
Defne sessizce başını salladı.
Akşamüstü Defne eve geldiğinde kapının aralık olduğunu fark etti.
Önce annesinin kapıyı kapatmayı unuttuğunu düşündü. Ancak içeri girince salondaki sehpanın yana kaydığını ve yerde birkaç kâğıt olduğunu gördü.
“Elif, bir dakika.”
Elif de içeri girdi.
“Ne oldu?”
Defne cevap vermeden koridora baktı.
“Evde birisi var mı?”
Ses yoktu.
Elif telefonunu çıkardı.
“Polisi arıyorum. Bir yere dokunmayalım.”
Defne üst kata bakıyordu.
“Annem evde olabilir.”
“Önce seslenelim. Ama tek başımıza aramayalım.”
Defne annesinin adını seslendi. Cevap gelmeyince Elif, Murat Komiser'i aradı ve durumu anlattı.
Beklerken çalışma odasının kapısının açık olduğunu fark ettiler. İçerideki çekmeceler dağılmış, belgeler yere saçılmıştı.
Defne kapının önünde durdu.
“Babamın masası…”
Elif içeri bakmaya çalıştı.
“Ne olmuş?”
“Dün burada bir zarf vardı. Babam çekmeceye koymuştu.”
Çekmece boştu.
Elif yerde eski bir fotoğraf gördü. Fotoğrafın arkasındaki tarih dikkatini çekti. Bu, Elif'in doğduğu gündü.
“Defne, şu tarihe bak.”
Defne fotoğrafı incelediğinde kaşlarını çattı.
“Bu fotoğraf neden burada?”
“Bilmiyorum. Ama polis görmeli.”
Tam o sırada alt kattan bir ses geldi.
İkisi de sustu.
Ardından ayak sesleri duydular.
Defne, Elif'in kolunu tuttu.
“Biri var.”
Elif yeniden telefonu eline aldı. Murat'a evde bir ses duyduklarını söyledi. Murat onlara güvenli bir yerde kalmalarını ve gelen polisleri beklemelerini söyledi.
Ayak sesleri merdivenlere yaklaştı.
Elif ve Defne çalışma odasının yanındaki koridora çekildiler. Bir gölge kapının önünden geçti.
Sonra dışarıdan bir ses duyuldu.
“Polis! Dur!”
Birisi hızla koşmaya başladı. Kapı çarptı ve ayak sesleri uzaklaştı.
Elif olduğu yerde kaldı. Defne'nin elinin titrediğini fark edince ona döndü.
“İyi misin?”
Defne başını salladı ama konuşamadı.
Kısa süre sonra Murat ve Selin yanlarına geldi.
“İkiniz de iyi misiniz?” diye sordu Murat.
“Evet,” dedi Elif. “Ama biri kaçtı.”
“Ekip dışarıda. Şimdi evi inceleyeceğiz.”
Defne kayıp zarftan ve fotoğraftan bahsetti. Selin fotoğrafın bulunduğu yeri not etti.
“Fotoğrafı incelemeye alacağız,” dedi. “Şimdilik yerinden oynatmayalım.”
Murat odadaki dağınıklığa baktı.
“Buraya giren kişi bir şey aramış olabilir. Ama ne aradığını henüz bilmiyoruz.”
“Zarfı mı?” diye sordu Defne.
“Olabilir. Başka bir şey de olabilir.”
Dışarıdaki ekip, yakındaki bir kamerada koyu renkli bir araç gördüklerini bildirdi. Plaka seçilemiyordu. Aracın eve giren kişiyle bağlantısı da henüz belli değildi.
Selin, eski hastane fotoğrafını incelemek üzere dosyaladı.
“Bu tarihin kayıtlarla bağlantısını araştıracağız.”
Murat başını salladı.
“Önce elimizdeki bilgileri doğrulayalım. Şimdilik kimse hakkında tahminde bulunmayalım.”
Defne, çalışma odasına bir kez daha baktı.
Birisi evlerine girmişti. Babasının zarfı kayıptı. Elif'in doğduğu güne ait bir fotoğraf da oradaydı.
Bunların birbiriyle ilgisi olup olmadığını bilmiyordu. Ama artık bu olayın peşini bırakmak istemiyordu.
O gece Aylin, Elif'in odasına geldi.
“Uyumadın mı?”
“Birazdan uyuyacağım.”
Aylin yatağın kenarına oturdu.
“Bugün yaşadıklarınızdan sonra korkmuşsundur.”
“Biraz.”
Aylin kızının saçını düzeltti.
“Polis ilgileniyor. Umarım kısa zamanda bir şey öğrenirler.”
Elif annesine döndü.
“Anne, sana bir şey soracağım.”
“Sor kızım.”
“Benim doğduğum gece hastanede ne oldu?”
Aylin'in eli durdu.
Elif bunu fark etti.
“Neden sordun?”
“Çünkü eski hastane kayıtları sürekli karşımıza çıkıyor. Bugün de doğduğum güne ait bir fotoğraf bulduk.”
Aylin bir süre sustu.
“Ben o geceyi hatırlıyorum,” dedi sonunda. “Ama senin merak ettiğin her şeyin cevabını bildiğimi söyleyemem.”
“Peki, bildiklerini anlatır mısın?”
Aylin kızına baktı. Konuşmak istiyor gibiydi ama nereden başlayacağını bilemiyordu.
“Elif, bunu şimdi konuşmak benim için kolay değil.”
Elif'in yüzü düştü.
“Benim için de kolay değil anne. Herkesin bir şey bildiğini ama bana söylemediğini düşünüyorum.”
“Ben seni üzmek istemiyorum.”
“Biliyorum. Ama hiçbir şey anlatmadığında daha çok üzülüyorum.”
Aylin kızının elini tuttu.
“Sana yalan söylemek istemiyorum. Sadece bazı şeylerden emin olmadan konuşmak da istemiyorum.”
Elif bir süre düşündü.
“Peki. Ama hazır olduğunda benimle konuşur musun?”
Aylin başını salladı.
“Konuşacağım.”
Elif annesinin elini sıktı. Tamamen rahatlamamıştı ama en azından annesiyle kavga etmek istemiyordu.
Aylin odadan çıktıktan sonra Elif fotoğrafın görüntüsüne telefonundan yeniden baktı.
Doğduğu güne ait bir fotoğraf vardı. Ama fotoğrafın neden saklandığını hâlâ bilmiyordu.
Karaca evinde Orhan çalışma odasında oturuyordu. Çekmecede