Keşfet

KATİL ARAMIZDA38. Bölüm: Kardeş Endişesi

🩸 KATİL ARAMIZDA.

KATİL ARAMIZDA

38. Bölüm: Kardeş Endişesi

Elif mutfağa girdiğinde Aras çoktan kahvaltıya başlamıştı. Ege de karşısında oturmuş telefonuyla uğraşıyordu.

“Günaydın,” dedi Elif.

Aylin tezgâhın başından döndü.

“Günaydın kızım. Gel, kahvaltını yap.”

Elif sandalyesine otururken Aras başını kaldırdı.

“Dün gece uyuyabildin mi?”

Elif şaşkınlıkla ona baktı.

“Evet. Neden?”

“Öylesine sordum.”

“Aras, bir şey mi diyeceksin?”

Aras kaşlarını çattı.

“İyi olup olmadığını soramaz mıyım?”

“Sorabilirsin. Sadece son zamanlarda her sorunun altında başka bir şey arıyorum.”

Aras cevap vermedi. Elif de tartışmayı uzatmadan önündeki tabağa yöneldi.

Bir süre sonra Aras yeniden konuştu.

“Bugün Defne'yle görüşecek misin?”

Elif çatalını bıraktı.

“Evet. Bir sorun mu var?”

“Dün onun evine biri girmiş. Senin de orada olduğunu düşününce merak ettim.”

“İyiyiz. Polis de ilgileniyor.”

“Yine de dikkatli olun.”

Elif derin bir nefes aldı.

“Dikkatli olacağız. Ama Defne'yle görüşmeyi bırakmayacağım.”

“Ben sana bırak demedim.”

“Bazen öyle davranıyorsun.”

Aras'ın yüzü gerildi. Bir şey söyleyecek gibi oldu ama vazgeçti.

Ege telefonunu masaya bıraktı.

“Bence bugün kimse tartışmasın. Daha kahvaltımı bitiremedim.”

Elif güldü.

“Senin tek derdin yemek zaten.”

“Yanlış. Bir de uykum var.”

Aylin gülümseyerek masaya oturdu. Kısa süreliğine de olsa ortam yumuşamıştı.

Elif kahvaltısını bitirip çantasını aldı. Kapıya yönelirken Aras seslendi.

“Elif.”

Döndü.

“Eve varınca haber ver, tamam mı?”

Elif abisine baktı. Bu kez sesinde emir vermeye çalışan bir ton yoktu.

“Tamam, yazarım.”

Aras başını salladı.

Elif çıktıktan sonra Ege abisine döndü.

“Bak, böyle söyleyince kavga etmiyorsunuz.”

Aras ona ters ters baktı.

“Sen kahvaltını bitir.”

“Bitiriyorum zaten. Ama haklıyım.”

Aras cevap vermedi. Ege'nin söyledikleri hoşuna gitmese de tamamen haksız olduğunu düşünemiyordu.

Karaca evinde Deniz, Defne'nin odasının kapısını çaldı.

“Girebilir miyim?”

“Gir.”

Deniz kapıyı açtı. Defne yatağında oturmuş telefonuna bakıyordu.

“Dün gece uyuyabildin mi?” diye sordu Deniz.

“Evet.”

“İyi misin?”

Defne telefonunu bıraktı.

“Deniz, iyiyim. Bir şey söyleyeceksen söyle.”

Deniz kapının yanında durdu.

“Dün evimize birisi girdi. Seni merak etmem normal değil mi?”

“Normal. Ama beni merak ettiğinde sürekli ne yapmam gerektiğini söylemenden yoruldum.”

“Ben sana ne söyledim şimdi?”

“Şimdi bir şey söylemedin. Ama daha önce Elif'le görüşmemi istemediğini söyledin. Sanki yaşanan her şeyin sorumlusu benmişim gibi davranıyorsun.”

Deniz bir an sustu.

“Ben seni suçlamıyorum.”

“Bazen öyle hissettiriyorsun.”

Deniz, Defne'nin yüzüne baktı. Kardeşinin kendisiyle eskisi kadar rahat konuşmadığını fark ediyordu. Eskiden bir sorun olduğunda doğrudan yanına gelir, anlatırdı. Şimdi ise en basit sorularında bile aralarına mesafe giriyordu.

“Dün korktum,” dedi Deniz sonunda.

Defne şaşırdı.

“Neden?”

“Çünkü evde ne olduğunu bilmiyordum. Sana bir şey olmuş olabilir diye düşündüm.”

Defne'nin yüzündeki sertlik biraz azaldı.

“Ben de korktum.”

“Biliyorum.”

“Hayır, bilmiyorsun. Çünkü ben korktuğumda bile seninle konuşmak istemiyorum. Tartışacağız diye düşünüyorum.”

Deniz başını eğdi. Bu söz ona ağır gelmişti ama Defne'nin neden böyle hissettiğini anlayabiliyordu.

“Ne diyeceğimi bilmiyorum,” dedi.

Defne omuz silkti.

“Her şeyi çözmek zorunda değilsin. Bazen sadece dinlesen yeter.”

Deniz bir süre sustu.

“Tamam. Deneyeceğim.”

Defne hafifçe başını salladı.

Bu konuşma aralarındaki bütün sorunları çözmemişti. Ama en azından Deniz bu kez tartışmayı sürdürmek yerine onu dinlemeye çalışmıştı.

Kapıya yönelirken durdu.

“Bir şeye ihtiyacın olursa bana söyle.”

“Tamam.”

Deniz çıktıktan sonra Defne kapıya baktı. Abisinin kendisi için endişelendiğini biliyordu. Keşke bunu göstermek için önce kavga etmeleri gerekmese de.

Okul çıkışında Elif ve Defne bahçenin kenarındaki bankta buluştular.

“Aras sabah benimle konuştu,” dedi Elif.

Defne ona baktı.

“Yine mi tartıştınız?”

“Biraz. Sonra eve varınca haber vermemi istedi.”

“Deniz de odama geldi. İyi olup olmadığımı sordu.”

Elif gülümsedi.

“Bak, bizimkiler sonunda normal kardeş gibi davranmayı öğreniyor olabilir.”

Defne güldü.

“Abartma. Sabah onunla da tartıştık.”

“Tabii ki.”

Bir süre okuldan ve derslerden konuştular. Sonra Defne sessizleşti.

“Elif, bir şey söyleyeceğim ama dalga geçme.”

“Söyle.”

“Dün gece korktuğumda aklıma ilk Deniz geldi.”

Elif'in gülümsemesi kaybolmadı ama sesi yumuşadı.

“Çünkü abin.”

“Evet. Ama son zamanlarda ona bir şey anlatmak istemiyorum. Bunu düşünmek bile kötü hissettiriyor.”

Elif başını salladı.

“Ben de Aras'a bir şey anlatmadan önce iki kere düşünüyorum. Bana kızacak mı, yine karışacak mı diye düşünüyorum.”

“Eskiden böyle değildik.”

“Belki de eskiden bu kadar sorun yaşamıyorduk.”

Defne ellerini dizlerinin üzerine koydu.

“Ben abimi özledim.”

Elif bir süre cevap vermedi. Sonra başını salladı.

“Ben de Aras'la eskisi gibi konuşmayı özledim.”

İkisi de birbirlerine baktı. Birbirlerini anlıyorlardı; çünkü aynı şeyin farklı taraflarını yaşıyorlardı.

“Bence düzelebilir,” dedi Elif.

“Umarım. Ama ben hemen her şeyi unutamam.”

“Ben de unutamam. Zaten unutmak zorunda değiliz.”

Defne başını salladı.

Bu kadarı şimdilik yeterliydi.

Akşam Aras salonda otururken Elif'in sabah söylediklerini düşündü. Kardeşinin artık kendisine eskisi gibi her şeyi anlatmadığını fark etmişti. Bir sorun yaşadığında önce Ege'ye ya da Defne'ye gidiyordu.

Aras bunun nedenini biliyordu ama kendine itiraf etmek istemiyordu.

Elif'i korumaya çalışırken onu dinlemeyi unutmuştu.

Telefonunu eline aldı ve mesaj yazdı.

Aras: Eve geldin mi?

Elif kısa süre sonra cevap verdi.

Elif: Evet, geldim.

Aras bir mesaj daha yazdı.

Aras: İyi misin?

Elif ekrana baktı. Abisinin neden tekrar sorduğunu anlamıştı ama bu kez sinirlenmedi.

Elif: İyiyim. Sen nasılsın?

Aras bir an durdu.

Aras: Ben de iyiyim.

Konuşma orada bitti. İkisi de daha fazlasını söylemek istemişti ama kelimeler gelmemişti.

Yine de Aras telefonu bırakırken kendini biraz daha sakin hissediyordu.

En azından bu kez konuşmaları tartışmayla bitmemişti.

Karaca evinde Deniz mutfağa girdiğinde Mert bir şeyler hazırlıyordu.

“Defne nerede?” diye sordu Deniz.

“Odasında. Neden?”

“Öylesine sordum.”

Mert ona baktı.

“Gidip konuşsana.”

“Az önce konuştum zaten.”

“Güzel. Nasıl geçti?”

“Normal.”

Mert kaşlarını kaldırdı.

“Normal derken?”

Deniz bu kez gülümsedi.

“Her zamanki gibi biraz tartıştık.”

“Demek ki hiç değişmemişsiniz.”

Deniz sandalyeye oturdu.

“Bazen onun benden uzaklaştığını hissediyorum.”

Mert'in yüzündeki gülümseme kayboldu.

“Çünkü uzaklaşıyor.”

Deniz başını kaldırdı.

“Sağ ol, çok yardımcı oldun.”

“Gerçeği duymak istemiyorsan sorma.”

Deniz içini çekti.

Mert karşısına oturdu.

“Bak, Defne senin kardeşin. Elif'le görüşmesi, başka bir aileyi merak etmesi seni hayatından çıkaracağı anlamına gelmiyor.”

“Biliyorum.”

“Bence bilmiyorsun. Çünkü onu kaybetmekten korktuğun için sürekli ne yapacağını kontrol etmeye çalışıyorsun.”

Deniz cevap vermedi.

Mert devam etti:

“Bırak biraz kendi kararlarını versin. Bir şeye ihtiyacı olduğunda zaten sana gelir.”

Deniz ellerini masanın üzerine koydu.

“Ya gelmezse?”

Mert bu kez hemen cevap vermedi.

“Bunu düşünmek yerine sana gelmesini sağlayacak biri olmaya çalış.”

Deniz kardeşine baktı. Mert bazen düşünmeden konuşuyordu ama bu kez söyledikleri aklında kaldı.

“Sen ne zamandan beri böyle akıllıca konuşuyorsun?”

Mert gülümsedi.

“Ben hep böyleydim. Siz yeni fark ediyorsunuz.”

Deniz istemeden güldü.

Kısa bir süre sonra ayağa kalktı. Defne'nin odasına gitmeyi düşündü ama sonra vazgeçti. Biraz zamana ihtiyacı vardı. Defne'nin de öyle.

Gece Elif yatağına uzandığında Aras'ın mesajlarını düşündü. Abisi hâlâ ona karşı dikkatliydi. Hâlâ her şeyi kontrol etmek istiyordu. Ama sabahki gibi tartışmamışlardı.

Karaca evinde de Deniz, Defne'nin kapısının önünden geçti. İçeri girip konuşmayı düşündü ama durdu. Sabah konuştukları aklına geldi.

Baz