KATİL ARAMIZDA5. Bölüm: İki Bebek, Tek Kayıt
KATİL ARAMIZDA
5. Bölüm: İki Bebek, Tek Kayıt
Selin'in alarmı sabah yedide çaldı. Telefonunu susturup yorganı başına çekti.
Beş dakika daha uyumak istiyordu. Dün gece eve geldiğinde dosyaları yeniden incelemeye başlamış, saatin kaç olduğunu fark ettiğinde çoktan gece yarısını geçmişti.
Telefonu tekrar çaldı.
Bu kez yorganın altından elini çıkarıp ekrana baktı. Alarmı ertelemişti ama kapatmayı unutmuştu.
“Tamam, kalkıyorum,” diye söylendi kendi kendine.
Yataktan kalktı, yüzünü yıkadı ve mutfağa geçti. Kahvesini hazırlarken dün hastaneden getirdiği notlar gözüne ilişti. Masanın üzerinde açık bırakmıştı.
Bardağını alıp kâğıtların yanına oturdu.
Aynı tarihe ait iki kayıt vardı. Birinin bazı kısımları okunabiliyor, diğerinde ise yazının yarısı silinmiş görünüyordu. Üstelik kayıt numaraları da tam olarak seçilemiyordu.
Selin kâğıtları üst üste koydu.
“Önce şu numarayı çözelim,” dedi.
Ardından Murat'ı aradı.
Telefon birkaç kez çaldı.
“Efendim?”
“Günaydın. Hastaneye gidiyorum. Dün bahsettiğim defteri hazırlayacaklardı.”
Murat'ın sesi uykulu geliyordu.
“Sen hiç uyumuyor musun?”
“Uyudum.”
“Kaç saat?”
Selin kahvesinden bir yudum aldı.
“Bu soruyu sormamış sayalım.”
Murat güldü.
“Tamam. Ben de birazdan hazırlanırım. Orada görüşürüz.”
“Peki. Ama geç kalmayın.”
“Daha sabahın köründeyiz, Selin.”
“Günaydın komiserim.”
Selin telefonu kapattı. Çantasını alıp evden çıktı.
Yılmaz ailesinde sabahın nasıl başladığını anlamak için saate bakmaya gerek yoktu. Mutfaktan sesler geliyorsa herkes uyanmış demekti.
“Masal, çantan nerede?” diye sordu Aylin.
“Odada!”
“Peki, neden hâlâ burada değilsin?”
“Çünkü kahvaltı yapıyorum!”
Ege ağzındaki lokmayı yutmadan güldü.
Aylin ona döndü.
“Sen de gülme. Beş dakika sonra çıkacağız deyip yarım saat oyalanan sensin.”
“Anne, ben artık değiştim.”
Aras çayını masaya bıraktı.
“Ne zaman?”
“Dün.”
“Dün de aynı şeyi söyledin.”
Elif mutfağa girdiğinde Ege hâlâ kendini savunmaya çalışıyordu.
“Ne kaçırdım?” diye sordu Elif.
“Ege'nin değiştiğini,” dedi Aras.
Elif sandalyesini çekti.
“Geçmiş olsun. Ne zaman eski hâline dönecek?”
Ege peçeteyi ona doğru fırlattı. Elif eğilince peçete arkasındaki sandalyeye düştü.
“Çok komiksiniz gerçekten.”
“Biliyoruz,” dedi Elif.
Aylin masaya tabak koyarken başını iki yana salladı.
“Biriniz de şu kahvaltıyı kavgasız yapsın. Rica ediyorum.”
Masal elini kaldırdı.
“Ben kavga etmiyorum.”
“Sen de çabuk yemeğini bitir.”
Masal hemen önündeki tabağa döndü.
Kemal mutfağa girdiğinde telefonuna bir bildirim geldi. Ekrana baktı, sonra telefonu cebine koydu.
Aylin ona çay uzattı.
“Bugün de geç mi geleceksin?”
“Bilmiyorum. İşim erken biterse gelirim.”
Aylin'in yüzü biraz düştü.
“Çocuklar seninle akşam yemek yiyeceğiz diye bekliyor.”
Kemal karısına baktı.
“Biliyorum. Elimden geleni yapacağım.”
Aylin daha fazla üstelemedi. Elif babasının yüzüne baktı ama bir şey söylemedi. Son günlerde herkesin bir yere yetişmesi gerekiyormuş gibi bir hâli vardı.
Kahvaltıdan sonra ev yeniden hareketlendi. Aras, Masal'ın çantasını kapının yanına koydu. Zeynep saçını toplarken Elif'i çağırdı.
“Abla, tokamı gördün mü?”
Elif ayakkabısını giyiyordu.
“Ben senin toka dolabın mıyım?”
“Dün sen almıştın.”
Elif durdu.
“Ben mi?”
“Evet.”
Elif bir süre düşündü, sonra mutfaktaki masanın üzerinden tokayı aldı.
“Al. Bir daha da eşyalarını sağa sola bırakma.”
Zeynep tokayı aldı.
“Teşekkür ederim.”
“Rica ederim. Bir de bana bir daha kayıp eşya bürosu gibi davranma.”
Zeynep gülerek kapıya yöneldi.
Kısa süre sonra evden herkes çıkmıştı. Kemal ise masanın başında tek başına kalmıştı. Telefonunu cebinden çıkarıp ekrana baktı.
Yeni bir mesaj yoktu.
Telefonu yeniden cebine koydu ve ceketini aldı.
Karaca evinde Defne, çantasını koltuğun üzerinde arıyordu.
“Mert, benim çantamı gördün mü?”
Mert mutfaktan seslendi.
“Ben senin çantalarını nereden bileyim?”
“Dün salondaydı.”
“Demek ki bugün de salonda olmalı.”
Defne mutfağa girdi.
“Dalga geçme, geç kalıyorum.”
Deniz masada kahvaltısını yapıyordu. Çenesini koltuğun yanına doğru uzattı.
“Şurada.”
Defne döndü. Çantası koltuğun kenarında duruyordu.
Bir an sustu.
“Gördüm zaten.”
Mert kahkaha attı.
“Tabii, biz de sana yardım etmek için bekliyorduk.”
Defne çantasını omzuna taktı.
“İkiniz de çok konuşuyorsunuz.”
Deniz kahvesini bitirdi.
“Biriniz de az konuşmayı denese keşke.”
Mert ona baktı.
“Sabah sabah felsefe yapma.”
Orhan çalışma odasından çıktığında üçü de masadaydı.
“Akşam evde olun. Bir misafirim gelecek.”
Defne çayını karıştırdı.
“Yine mi iş yemeği?”
“Evet.”
“Arkadaşlarımla plan yapmıştım.”
Orhan kızına baktı.
“Başka bir güne alırsın.”
Defne itiraz edecek gibi oldu ama babasının yüzünü görünce vazgeçti.
“Peki.”
Mert ayağa kalktı.
“Benim de işim var. Geç kalacağım.”
Orhan başını salladı. Deniz ise hiçbir şey söylemeden ceketini aldı.
Üçü evden çıktıktan sonra Orhan çalışma odasına döndü. Masasının başına oturup çekmeceyi açtı. İçindeki dosyaları kontrol etti, sonra çekmeceyi yeniden kapattı.
Telefonunu eline alıp bir numaraya mesaj yazdı.
Bir gelişme var mı?
Cevap gelmeyince telefonu masaya bıraktı.
Hastanenin arşiv odası soğuktu. Selin içeri girdiğinde görevli, masanın üzerine kalın bir defter bırakıyordu.
“Dün istediğiniz kayıtlar bunlar. Fakat hepsi eksiksiz değil.”
Selin sandalyeyi çekti.
“Hiç değilse elimizde bir şey var.”
Eldivenlerini takıp sayfaları çevirmeye başladı. Birkaç sayfa sonra aradığı döneme ait kayıtları buldu.
Tarihleri karşılaştırdı.
Bir satırda durdu.
Aynı güne ait iki kayıt numarası vardı. İlkinde doğum bilgileri yer alıyordu. İkincisinde ise yazının bir kısmı silinmişti.
Selin biraz daha yaklaştı.
“Bu sayfanın devamı yok mu?”
Görevli baktı.
“Bildiğim kadarıyla yok. Belki başka bir dosyaya aktarılmıştır.”
“Belki mi?”
“Eski kayıtlar bunlar komiserim. Bazı belgeler taşınırken ayrı klasörlere konmuş. Hepsinin nerede olduğunu söyleyemem.”
Selin haklı olduğunu kabul eder gibi başını salladı.
“Peki, bu numarayı aratabilir misiniz?”
Görevli numarayı not aldı.
“Bakarım. Ama biraz zaman alabilir.”
“Tamam. Bulduğunuzda haber verin.”
Görevli odadan çıktı. Selin defterin sayfasının fotoğrafını çekti ve Murat'a gönderdi.
Ardından kısa bir mesaj yazdı:
İki kayıt buldum. Aynı tarih ama ayrıntılar eksik. Gelince birlikte bakalım.
Murat hemen cevap verdi.
Yoldayım.
Selin telefonu masaya bıraktı. Sayfayı tekrar inceledi. İki kaydın neden aynı tarihte bulunduğunu anlamak istiyordu ama isimler okunmadan bir şey söylemek mümkün değildi.
Murat yaklaşık yarım saat sonra geldi. Kapıdan girer girmez masaya baktı.
“Hangisi?”
Selin defteri önüne çevirdi.
“Şu ikisi.”
Murat eğilip sayfaya baktı.
“Bunların aynı kişiye ait olduğunu biliyor muyuz?”
“Hayır.”
“İki ayrı kayıt aynı tarihte tutulmuş olabilir. Tek başına tuhaf bir şey değil.”
“Biliyorum. Ama ikinci kaydın neden yarım kaldığını öğrenmek istiyorum.”
Murat sayfanın fotoğrafını çekti.
“Önce numaraları kontrol ettirelim. Sonra gerekirse hastaneden eski çalışanların listesini isteriz.”
Selin defteri kapattı.
“Bir de dün görüştüğüm arşiv görevlisi, başka bir klasörde benzer numara olabileceğini söyledi.”
“Güzel. Onu da bekleyelim.”
Selin hafifçe iç çekti.
“Bazen bir dosyayı açmak, kapatmaktan daha zor.”
Murat ayağa kalktı.
“Özellikle de içinde ne olduğunu bilmediğin dosyaları.”
Öğle arasında Elif ve Zeynep okulun bahçesinde oturuyordu. Zeynep sandviçini açtı, sonra ablasına döndü.
“Akşam matematik çalışıyoruz, değil mi?”
Elif telefonunu cebine koydu.
“Yine mi matematik?”
“Dün söz verdin.”
“Unutmadım.”
“Emin misin?”
Elif ona baktı.
“Zeynep, sana söz verdim. Çalışacağız.”
Zeynep gülümsedi.
“Tamam.”
Elif kardeşinin sandviçinden bir parça aldı.
“Biraz da ben alayım.”
Zeynep elini sandviçin üzerine kapattı.
“Kendine alsaydın.”
“Senin kardeşin olduğum için paylaşman gerekiyor.”
“Öyle bir kural yok.”
“Az önce ben de matematik öğretmeni olmadığımı söyledim. Ama yine de yardım edeceğim.”
Zeynep gülerek sandviçini ikiye böl
Yorumlar
- Aysel Maden: O dosyanın içeriği gerçekten belirsiz hayatlarını değiştirecek mi bakalım
- Ceren Deniz: elifin peşindeki kayıp eşyalar komik durumlara yol açıyor
- Ceyda Sancak: aylin ve egenin sabah telaşı çok sıradan ama eğlenceli bir dinamizm yaratmış
- aleyna: selinin yorganı başına çekerek güne başlaması garip bir yalnızlık hissi yarattı bana
- aleyna: İlişkiler ne kadar iyiydi
- Elif Pektaş: elifin ciddiyeti ve zeynepin gözüyle olayları takip etmesi hoş bir yan vermiştir
- Alperix: Hastanedeki soğuk arşiv odasındaki gerilim beni tedirgin etti ne olacak?
- Derya Ergin: iki kaydın aynı tarihte bulunması tüm hikaye hatlarını bağlıyor gibi görünüyor
- Ayla Sancak: iki kayıt arasındaki fark beni merak ettirdi acaba kayıtlara dalacağız mı?