Keşfet

KATİL ARAMIZDA8. Bölüm: İmzanın Ardındaki İsim

🩸 KATİL ARAMIZDA.

KATİL ARAMIZDA

8. Bölüm: İmzanın Ardındaki İsim

Selin hastaneye geldiğinde saat dokuzu biraz geçmişti. Murat, arşiv bölümünün kapısında onu bekliyordu. Elinde iki kahve vardı.

Selin kahvelerden birini aldı.

“Bunlardan biri benimse bugün sana teşekkür edeceğim.”

“İkisi de senin. Ben kendime almayı unuttum.”

Selin kahvesinden bir yudum aldı.

“Harika. Daha sabahın başında fedakârlık yaptırdın bana.”

Murat güldü.

“Rica ederim.”

Birlikte arşiv odasına girdiler. Görevli, masanın üzerine ince bir dosya bırakmıştı. Kapağındaki kayıt numarasının bir kısmı silinmişti.

“Dün bulduğumuz dosya bu,” dedi görevli. “Numaranın tamamını okuyamıyoruz ama önceki kayıtlarla benzerlik gösteriyor. İçinde sonradan eklenmiş olabilecek belgeler de var.”

Selin dosyayı açtı.

“Bu eklemelerin ne zaman yapıldığı belli mi?”

“Henüz değil. Bazı belgelerin nereden geldiğine dair kayıt da bulunmuyor.”

“Önce sayfalara bakalım.”

Murat dosyayı masanın üzerine açtı. İlk sayfalarda hastane kayıtları, oda listeleri ve idari yazışmalar vardı. Selin tarihleri kontrol ederken Murat kayıt numaralarını not ediyordu.

Bir süre sonra Murat bir sayfayı önüne çekti.

“Selin, burada bir not var.”

Selin yanına geldi. Sayfanın alt bölümüne, diğer yazılardan daha koyu bir kalemle kısa bir cümle eklenmişti:

“Kayıt yeniden kontrol edilecek.”

Selin notu dikkatlice inceledi.

“Bunun ne zaman yazıldığını anlayabiliyor musun?”

“Hayır. Ama hemen üstündeki tarihe bak.”

Tarih, dosyadaki diğer kayıtlarla aynı döneme aitti. Selin sayfanın kenarındaki numarayı defterine yazdı.

“Bunu Neriman'ın evinde bulduğumuz belgeyle karşılaştıralım.”

Murat çantasından belge kopyasını çıkardı. İki kâğıdı yan yana koydular. Numaraların bazı bölümleri birbirine benziyordu ama tam olarak eşleşmiyordu.

“Şimdilik kesin bir bağlantı kuramayız,” dedi Selin. “Yine de bu sayfanın neden yeniden kontrol edilmek istendiğini öğrenmeliyiz.”

Dosyanın sonraki sayfalarını çevirdiler. Birkaç yaprak sonra tarih atılmış başka bir not çıktı. Altında bir imza vardı; ancak mürekkep dağılmış, soyadının bir bölümü silinmişti.

Murat kâğıda eğildi.

“İmzanın başındaki harf S olabilir mi?”

“Olabilir. Ama sadece tahminle hareket edemeyiz.”

Selin görevliye döndü.

“Bu tarihlerde çalışan personelin listesini bulabilir misiniz? Özellikle doğum servisinde görev yapanların.”

“Bakabilirim. Eski görev çizelgelerinin bir kısmı başka yerde tutuluyor. Bugün içinde ulaşabilirsem sizi ararım.”

“Teşekkür ederiz.”

Görevli odadan çıktıktan sonra Murat dosyayı kapattı.

“Demek ki birisi bu kaydı tekrar incelemek istemiş.”

“Evet. Ama nedenini bilmiyoruz. Bir hata fark edilmiş olabilir ya da başka bir sebeple kontrol istenmiş olabilir.”

“Sen her ihtimali düşünüyorsun.”

“Düşünmek zorundayım. Yanlış bir sonuca varırsak asıl önemli olanı kaçırabiliriz.”

Murat kahvesinin son yudumunu aldı.

“Peki, şimdi?”

“Personel listesini bekleyeceğiz. Sonra imzanın kime ait olduğunu araştıracağız.”

Selin belgelerin kopyalarını çantasına koydu. Hastaneden ayrılırken aklında aynı soru vardı: Bu kayıt neden yeniden kontrol edilmek istenmişti?

Emniyete döndüklerinde Selin, Neriman'ın evinden alınan belgeleri yeniden inceledi. Eski fotoğrafı masanın bir köşesine koydu, hastane kayıtlarını önüne yaydı.

Murat karşısındaki sandalyeye oturdu.

“Bir şey fark ettin mi?”

“Henüz hayır. Tarihler yakın ama numaralar tam uyuşmuyor.”

“Belki de birbirleriyle ilgileri yoktur.”

“Olabilir. Bunu da göz önünde bulundurmalıyız.”

Selin, buldukları yeni notu dosyaya ekledi. Ardından hastanenin idari birimini arayıp eski kayıtların taşınma listesi hakkında bilgi istedi.

Görüşme kısa sürdü. Telefonu kapattığında Murat başını kaldırdı.

“Ne dediler?”

“Taşınma kayıtlarının bir kısmını bulmuşlar. Eski dosyaların tamamı listelenmemiş ama ellerindeki belgelerin kopyasını gönderecekler.”

“Belki aradığımız dosyanın nereden geldiğini öğreniriz.”

“Umarım. Bir de Neriman'ın eski çalışma arkadaşlarını yeniden araştırmamız gerekiyor.”

Murat, daha önce görüştükleri kadının adını hatırlattı.

“Nermin Yalçın?”

“Onunla tekrar konuşabiliriz. Ama aynı dönemde çalışan başka kişiler de var. Neriman'ın son haftalarda kimlerle görüştüğünü öğrenmek de önemli.”

Murat notlarını açtı.

“Öyleyse iki taraftan ilerleyelim. Ben eski çalışanların listesini araştırayım, sen de hastane kayıtlarıyla ilgilen.”

Selin başını salladı.

Bu kez önlerinde yalnızca eski bir belge yoktu. Belgedeki notu kimin yazdığını ve neden eklediğini öğrenebilecekleri bir yol da vardı. Yine de bunun Neriman'ın ölümüyle bağlantılı olup olmadığını söylemek için erkendi.

Yılmaz evinde akşam hazırlıkları başlamıştı. Aylin mutfakta yemek yapıyor, Elif masada ödevini bitirmeye çalışıyordu. Zeynep telefonundan bir şeyler okurken Masal elinde bir resimle içeri girdi.

“Anne, yarın sınıfta ailemizle ilgili bir şey anlatacağız. Ben bu resmi götürebilir miyim?”

Aylin dönüp resme baktı.

“Tabii ki. İstersen bu akşam birlikte düzeltiriz.”

Elif başını kaldırdı.

“Aras'ın kollarını küçültecek misin? Geçen sefer herkesten büyüktü.”

Masal resmi kendine çekti.

“Çünkü Aras bizi koruyor!”

Zeynep gülerek araya girdi.

“Tamam da resimde bizi göremiyoruz.”

“Görebiliyorsunuz!”

Aylin gülümseyerek tezgâha döndü.

“Resmin sahibi Masal. Nasıl istiyorsa öyle yapacak.”

Masal zafer kazanmış gibi başını salladı. Sonra Elif'in yanına oturdu.

“Sen de yarın benimle gelir misin?”

“Okulum var, Masal.”

“Okuldan sonra?”

“Bakarız. Önce ödevimi bitirmem lazım.”

Masal biraz düşündü, ardından resmini alıp odasına gitti.

Bir süre sonra Ege eve geldi. Ayakkabılarını çıkarırken mutfağa seslendi:

“Yemek ne zaman hazır?”

Elif gözlerini defterinden ayırmadı.

“Daha kapıdan girdin.”

“E ne yapayım? Aç geldim.”

Zeynep telefonunu masaya bıraktı.

“Senin aç olmadığın bir gün var mı?”

“Var. Yemekten hemen sonra.”

Ege buzdolabına yönelince Aylin seslendi:

“Yemek hazır olana kadar bekle. Sofrayı birazdan kuracağız.”

Ege dolabı kapattı.

“Peki, bekliyorum.”

Elif gülümseyerek yeniden ödevine döndü. Evdeki konuşmalar, tabak sesleri ve Masal'ın odasından gelen mırıltılar akşamın sıradanlığını dolduruyordu.

Kimsenin aklına yıllar önce tutulmuş hastane kayıtları gelmiyordu. Neriman Aksoy'un adını da henüz duymamışlardı.

Karaca evinde Defne odasındaki dolabı düzenliyordu. Mert kapıdan başını uzattı.

“Benim siyah tişörtümü gördün mü?”

Defne ona baktı.

“Niye bende olsun?”

“En son senin odandaydı.”

“Ben almadım.”

Mert birkaç saniye düşündü.

“Belki kendisi yürüyüp gelmiştir.”

Defne elindeki yastığı ona fırlattı. Mert gülerek koridora kaçtı.

“Tamam, tamam! Bulursam haber veririm.”

Defne başını sallayıp işine döndü.

Aşağı katta Deniz, masanın üzerindeki evrakları topluyordu. Orhan çalışma odasından çıktığında oğlunun elindeki dosyayı gördü.

“Onlar benim belgelerim.”

“Masada kalmışlardı. Toplayıp bir kenara koyuyordum.”

Orhan dosyayı aldı.

“Bırak, ben hallederim.”

Deniz babasına kısa bir bakış attı.

“Peki.”

Orhan çalışma odasına döndü. Masasının başına oturup evrakları gözden geçirdi. Ardından telefonuyla iş yerindeki sekreterini arayarak ertesi günkü toplantının saatini değiştirdi.

Görüşmeyi bitirdiğinde bir süre takvime baktı. Sonra masasını toparlayıp odadan çıktı.

Akşam yemeğinde Defne, ertesi gün arkadaşlarıyla buluşmak istediğini söyledi. Orhan önce hangi saatte döneceğini sordu, ardından uygun olduğunu belirtti. Konu kısa sürede başka şeylere geçti.

Aile kendi gündelik meseleleriyle ilgilenirken emniyette yürütülen soruşturmadan habersizdi.

Öğleden sonra Selin'in telefonu çaldı. Arşiv görevlisi arıyordu.

“Komiserim, istediğiniz personel listesini bulduk. İmzanın tamamını okuyamadık ama o tarihlerde doğum servisinde çalışanların isimleri elimizde.”

Selin önündeki defteri açtı.

“İsimleri alabilir miyim?”

Görevli birkaç isim okudu. Selin hepsini yazdı. Son isim söylendiğinde duraksadı.

“Bir dakika, son ismi tekrar eder misiniz?”

Görevli tekrarladı. Selin ismi not ettikten sonra sordu:

“Bu kişinin görev yaptığı tarihleri kontrol edebilir