Keşfet

KATİL ARAMIZDA9. Bölüm: Geçmişten Gelen İz

🩸 KATİL ARAMIZDA.

KATİL ARAMIZDA

9. Bölüm: Geçmişten Gelen İz

Selin, sabah emniyete geldiğinde masasında yeni bir dosya buldu. Hastaneden gönderilen eski personel listesiydi. Dosyanın kapağını açıp sayfaları çevirdi. Bazı isimlerin yanında görev değişiklikleri, bazılarının yanında ise emeklilik tarihleri yazıyordu.

Murat elinde iki kahveyle yanına geldi.

“Yine herkesten önce gelmişsin.”

Selin başını kaldırmadan cevap verdi.

“Sen de herkesten önce kahve almışsın.”

“Benimki önemli bir görev. Seninki ise kendine iş çıkarmak.”

Selin gülümsedi.

“Şu listeyi incelesene. Doğum servisinde çalışanları ayırdım. Bir de hasta kabul bölümüne geçenler var.”

Murat kahvesini masaya bıraktı ve listeye eğildi.

“Aradığımız kişinin burada olduğunu nereden biliyoruz?”

“Bilmiyoruz. Ama Neriman’ın eski çalışma arkadaşlarından biri bir şey hatırlayabilir. Üstelik bazı evrakların başka bir bölüme aktarıldığına dair bir ihtimalimiz var.”

Murat listedeki isimleri gözden geçirdi.

“Şu isim dikkatimi çekti. Sevim Arı. Önce doğum servisinde, sonra hasta kabul bölümünde çalışmış.”

Selin ilgili satırı kontrol etti.

“Emekli olmuş. Adresi de kayıtlarda var. Önce telefonla ulaşmayı deneyelim.”

Murat sandalyesine oturdu.

“Umarım telefonu açar. Eski hastane çalışanlarını aramaya başladığımızı duyunca herkesin hafızası birden zayıflarsa şaşırmam.”

“Kimseyi suçlamıyoruz, Murat. Sadece bildiklerini öğrenmeye çalışıyoruz.”

Selin, personel kayıtlarında yer alan numarayı çevirdi. Telefon birkaç kez çaldıktan sonra açıldı.

“Buyurun?”

“Sevim Arı Hanım’la mı görüşüyorum?”

“Evet, benim.”

“Ben Komiser Selin Arslan. Emniyetten arıyorum. Eski hastane görevinizle ilgili birkaç sorumuz olacak. Sizin için uygunsa yüz yüze görüşmek isteriz.”

Karşı tarafta kısa bir sessizlik oldu.

“Bir sorun mu var?”

“Eski çalışma arkadaşlarınızdan Neriman Aksoy’un ölümüyle ilgili soruşturma yürütüyoruz.”

Sevim’in sesi değişti.

“Neriman mı? Ne olmuş ona?”

“Ne yazık ki hayatını kaybetti. Ayrıntıları görüşmemizde anlatabiliriz.”

“Çok üzüldüm. Yıllardır görüşmüyorduk ama yine de…”

Kadın cümlesini tamamlayamadı.

Selin, Sevim’e uygun bir zaman sordu. Öğleden sonra görüşebileceklerini kararlaştırıp telefonu kapattı.

Murat notlarını aldı.

“En azından konuşmayı kabul etti.”

Selin dosyayı kapattı.

“Şimdi önemli olan, hatırladıklarını doğru değerlendirmek.”

Öğleden sonra Selin ve Murat, Sevim Arı’nın evine gittiler.

Sevim onları kapıda karşıladı. Salona geçtiklerinde kadın, bir süre önce emekli olduğunu ve eski hastane günlerini pek düşünmediğini anlattı. Neriman’ın ölümünü hâlâ kabullenememiş gibiydi.

“Onunla en son ne zaman görüştüğümü bile hatırlamıyorum,” dedi. “Belki yıllar önce bir yerde karşılaşmışızdır.”

Selin not defterini açtı.

“Neriman Hanım’ın son zamanlarda sizinle iletişim kurduğunu hatırlıyor musunuz?”

“Hayır. Bana telefon etmedi. En azından ben hatırlamıyorum.”

“Peki, yaklaşık on yedi yıl önceki görevinizden bahsedebilir misiniz? Özellikle doğum servisinde çalıştığınız dönemden.”

Sevim düşünerek ellerini birleştirdi.

“Çok yoğun bir dönemdi. Nöbetler uzardı, personel eksik kalırdı. Her gün onlarca evrakla uğraşırdık. Aradan bu kadar zaman geçince her ayrıntıyı hatırlamak zor.”

“Bazı hastane kayıtlarının sonradan düzenlendiğini hatırlıyor musunuz?” diye sordu Murat.

Sevim başını hafifçe yana eğdi.

“Düzenlenirdi tabii. Yanlış yazılan bilgiler düzeltilirdi. Eksik imzalar tamamlanırdı. Ama neyi kastettiğinizi tam anlayamadım.”

Selin önündeki belgelerden birinin fotoğrafını gösterdi.

“Bu kaydın üzerindeki numara, başka bir dosyadaki numaraya benziyor. Ancak kayıtların aynı olaya ait olup olmadığını henüz bilmiyoruz.”

Sevim fotoğrafa dikkatle baktı.

“Bu kadar eski bir belgeyi görünce bir şeyler hatırlayacağımı sanmıştım ama…”

Fotoğrafı geri verdi.

“Bir dönem bazı evraklar başka bölümlere aktarılmıştı. Hangi belgelerdi, neden aktarılmıştı, hatırlamıyorum. O sırada hasta kabul bölümünde çalışan arkadaşlar bu işlerle ilgileniyordu.”

Murat hemen sordu:

“Bu işlemleri yapan kişilerden birinin adını hatırlıyor musunuz?”

Sevim bir süre düşündü.

“Fikret adında bir memur vardı sanırım. Soyadını çıkaramıyorum. Evrakları sık sık getirip götürürdü. Fakat bu dosyayla ilgisi var mı, onu söyleyemem.”

Selin, ismi not etti.

“Fikret’in hangi bölümde çalıştığını hatırlıyor musunuz?”

“Hasta kabulde olabilir. Belki de idari işlerdeydi. Emin değilim.”

“Sonrasında ne olduğunu biliyor musunuz?”

“Ben emekli olmadan önce başka bir yere geçeceğini duymuştum. Nereye gittiğini bilmiyorum.”

Selin kalemini bıraktı.

“Anladım. Emin olmadığınız konularda tahmin yürütmenize gerek yok. Söyledikleriniz bizim için yeterli.”

Sevim içini çekti.

“Neriman’ın başına böyle bir şey gelmesi çok üzücü. Keşke size daha fazla yardımcı olabilseydim.”

Murat ayağa kalktı.

“Hatırladığınız başka bir ayrıntı olursa bizi arayabilirsiniz. Şimdilik teşekkür ederiz.”

Sevim onları kapıya kadar geçirdi. Polisler ayrıldıktan sonra bir süre kapının önünde durdu. Neriman’ın adını duymak, yıllardır düşünmediği eski günleri aklına getirmişti.

Ama zihninde net bir olay değil, birbirine karışan nöbetler ve uzun hastane koridorları vardı.

Emniyete dönerken Murat sessizdi. Selin de görüşmede öğrendiklerini düşünüyordu.

“Fikret ismi tek başına pek bir şey ifade etmiyor,” dedi Murat sonunda.

“Şimdilik etmiyor. Ama eski personel listelerinde arayabiliriz.”

“Sevim’in söyledikleri, evrak aktarımını doğrulamıyor. Sadece o dönemde böyle bir işlem yapıldığını hatırlıyor.”

“Biliyorum. Bu yüzden doğrudan bir bağlantı kurmayacağız.”

Murat başını salladı.

“Önce Fikret’in kim olduğunu bulalım. Sonra gerçekten o işte görev alıp almadığını araştırırız.”

Emniyete vardıklarında Selin, hastaneden gönderilen personel kayıtlarını yeniden inceledi. Fikret adı listede hemen karşısına çıkmadı. Soyadı bilinmediği için arama zorlaşıyordu.

Bunun üzerine hastanenin idari birimine yeni bir yazı hazırladı. Talepte, o yıllarda hasta kabul ve arşiv bölümlerinde çalışan personelin isimleriyle görev değişikliklerinin bildirilmesini istedi.

Ardından Neriman’ın telefon kayıtlarına ilişkin incelemenin son durumunu sordu. Henüz tamamlanmamıştı.

Selin sandalyesine yaslandı.

Bir isim, eksik bir kayıt ve yıllar öncesine ait belirsiz bir hatıra…

Bunların hiçbiri tek başına yeterli değildi. Yine de soruşturmanın yönü yavaş yavaş değişiyordu. Artık yalnızca Neriman’ın neyi araştırdığını değil, eski kayıtların kimlerin elinden geçtiğini de öğrenmeleri gerekiyordu.

Aynı akşam Karaca ailesinde Deniz, babasının çalışma odasına bırakması gereken belgeleri ayırıyordu. Dosyaların arasında eski iş evrakları da vardı. Bir klasörün kapağında yıllar önce tamamlanmış bir şirket projesinin tarihi yazıyordu.

Mert kapıdan başını uzattı.

“Babam bunların hepsini bugün mü istiyor?”

Deniz klasörleri düzenlemeye devam etti.

“Yarın sabah toplantısı var. Bu yüzden akşamdan hazırlamamızı söyledi.”

“Bence insanın kendi işini kendisinin yapması diye bir şey var.”

“Bence sen de konuşmak yerine şu dosyaları taşıyabilirsin.”

Mert iki klasörü aldı.

“Bir gün bu evde bana saygı duyulacak.”

Deniz ona baktı.

“Dosyaları düşürmeden götürürsen ilk adımı atmış olursun.”

Mert gözlerini devirdi ve odadan çıktı.

Deniz kalan evrakları kontrol ederken babasının masasındaki çekmecenin tam kapanmadığını fark etti. Çekmeceyi kapatmak için uzandığında içinde duran eski bir klasörün kenarı gözüne ilişti. Klasörün üzerinde okunması zor bir tarih vardı.

Elini çekti.

Babası bazı belgelerini kimsenin karıştırmasını istemezdi. Deniz de izinsiz bir şey almak istemiyordu. Çekmeceyi kapatıp hazırladığı dosyaları masanın üzerine bıraktı.

Bir süre sonra Orhan odaya girdi.

“Bunlar hazır mı?”

“Evet. Yalnızca son klasörü kontrol etmedim. Eski evrakların arasında kalmış.”

Orhan dosyaya baktı.

“Onu ben hallederim.”

Deniz başını salladı.

“Peki.”

Deniz odadan çıktıktan sonra Orhan kapıyı kapattı. Masanın üzerindeki belgeleri bir kenara koydu ve çekmeceyi açtı. Eski klasörü çıkardı, kapağını kontrol etti. Ardın