Keşfet

2. BÖLÜM — KAYIP İSİMLER

Kayıp Dosya

2. BÖLÜM — KAYIP İSİMLER

2. BÖLÜM — KAYIP İSİMLER

Aradan yirmi beş yıl geçmişti.

O geceden sonra çok şey değişmişti.

Ama bazı şeyler hâlâ aynıydı.

Eski bir fotoğraf gibi.

Bir isim gibi.

Bir aile gibi.

İstanbul'da sabah yeni aydınlanıyordu.

Şehrin üzerinde hafif bir sis vardı.

Sokaklar yavaş yavaş kalabalıklaşırken siyah bir araç caddeden ilerliyordu.

Arka koltukta Kağan oturuyordu.

Üzerinde koyu renk bir takım elbise vardı.

Elindeki dosyaya son kez baktı.

Dosyanın üzerinde tek bir isim yazıyordu.

Nergis.

Kağan birkaç saniye o isme baktı.

Sonra dosyayı kapattı.

Nergis.

Bu isim onun için sıradan bir görev adı değildi.

Annesinin yıllar önce görev sırasında kullandığı isimdi.

Annesinin gerçek adı ise Leyla'ydı.

Kağan yıllardır annesinin ölümünü araştırıyordu.

Babasının nereye kaybolduğunu.

Hakan'ın başına ne geldiğini.

Ayliz'in nereye götürüldüğünü.

Ve o gece aslında neler yaşandığını.

Çocukken olayların tamamını hatırlamıyordu.

O zamanlar sadece sekiz yaşındaydı.

Aklında kalanlar birkaç görüntüden ibaretti.

Annesinin gülümsemesi.

Babasıyla konuşması.

Hakan'ın sürekli peşinden koşması.

Bir de bebek arabasında uyuyan küçücük kız kardeşi.

ayMiz.

Kağan gözlerini kapattı.

Ayliz'in yüzünü gerçekten hatırlayıp hatırlamadığını bazen kendisi de bilmiyordu.

Belki aklında kalan görüntüler eski fotoğraflardan geliyordu.

Belki annesinin anlattığı birkaç şeyden.

Ama bildiği bir şey vardı.

Ayliz onun kardeşiydi.

Yirmi beş yıldır kayıptı.

Ve Kağan onu aramaktan hiç vazgeçmemişti.

Araç yavaşladı.

Kağan başını kaldırdı.

MİT binasının önüne gelmişlerdi.

Şoföre teşekkür edip araçtan indi.

Binaya girdiğinde birkaç görevli onu selamladı.

Kağan başıyla karşılık verdi.

Koridordan ilerleyip toplantı odasına geçti.

Kapıyı açtığında içeride üç kişi vardı.

Masaya oturdu.

Karşısındaki görevli önüne bir dosya bıraktı.

— Yeni bir gelişme var.

Kağan dosyaya baktı.

— Nedir?

Görevli birkaç fotoğraf çıkardı.

— Yirmi beş yıl önceki örgütle ilgili.

Kağan'ın yüzü ciddileşti.

— Hangi örgüt?

Görevli cevap vermeden fotoğraflardan birini masanın üzerine koydu.

Eski bir bina.

Ardından başka bir fotoğraf.

Eski bir araç.

Son olarak uzaktan çekilmiş bir adam fotoğrafı.

Kağan fotoğrafa baktı.

— Bu kim?

Görevli kısa bir süre sustu.

— Henüz kesin olarak bilmiyoruz.

Kağan fotoğrafı biraz daha yaklaştırdı.

— O zaman neden bana gösteriyorsunuz?

— Çünkü bu kişinin bağlantılı olduğu isim seni ilgilendirebilir.

Kağan başını kaldırdı.

— Kim?

Görevli dosyadaki belgeyi önüne itti.

— Hakan.

Kağan'ın eli masanın üzerinde kaldı.

Bir süre konuşmadı.

Hakan.

Kardeşinin adı.

Yirmi beş yıldır kayıp olan kardeşinin adı.

Görevli Kağan'ı izliyordu.

— Bu kişinin gerçekten senin kardeşin olduğuna dair henüz kesin kanıt yok.

Kağan fotoğrafa tekrar baktı.

— Nerede görülmüş?

— Birkaç farklı yerde.

— Ne zamandır?

— Son birkaç aydır.

Kağan kaşlarını çattı.

— Neden şimdi ortaya çıktı?

— Bilmiyoruz.

Kağan dosyadaki diğer belgelere baktı.

— Bağlantıları ne?

— Eski örgütün bazı isimleriyle temas ettiği düşünülüyor.

Kağan derin bir nefes aldı.

— Hakan gerçekten yaşıyorsa...

Cümlesini tamamlamadı.

Görevli başını salladı.

— Önce kim olduğunu doğrulamamız gerekiyor.

Kağan dosyayı aldı.

— Bu dosya bende kalsın.

— Kağan...

Kağan ona baktı.

— Kişisel bir konu olduğunu biliyoruz.

Kağan'ın sesi sakindi.

— Kişisel olması görevimi yapamayacağım anlamına gelmez.

Dosyayı kolunun altına aldı.

— Hatta tam tersine.

Kapıya yöneldi.

Tam çıkacakken arkasından ses geldi.

— Kağan.

Durdu.

— Ayliz konusunda hâlâ yeni bir şey çıkmadı.

Kağan birkaç saniye sessiz kaldı.

Başını hafifçe salladı.

— Biliyorum.

Sonra odadan çıktı.

Kağan'ın çalışma odası binanın daha sessiz bir bölümündeydi.

Masasına oturdu.

Önündeki dosyayı açtı.

Fotoğraftaki adamın yüzü tam olarak görünmüyordu.

Kağan fotoğrafı büyüttü.

Bir süre baktı.

Sonra tekrar küçülttü.

Yüzünü seçemiyordu.

Ama gözlerinde bir şey vardı.

Tanıdık gelen bir şey.

Kağan bundan emin değildi.

Fotoğrafı masaya bıraktı.

Çekmecesini açtı.

İçinden eski bir fotoğraf çıkardı.

Aile fotoğrafı.

Yirmi beş yıl önce çekilmişti.

Leyla.

Levent.

Kağan.

Hakan.

Ve Ayliz.

Kağan fotoğrafı masanın üzerine koydu.

Bir süre hiçbir şey söylemeden baktı.

Hakan'ın çocukluk hâline baktı.

Sonra kendisine.

En son Ayliz'e.

Fotoğrafta herkes gülümsüyordu.

O gün kimse birkaç saat sonra ne olacağını bilmiyordu.

Kağan fotoğrafı eline aldı.

— Nerelerdesiniz?

Sesi çok hafif çıkmıştı.

Cevap beklemiyordu.

Zaten yıllardır cevap alamamıştı.

Kağan'ın çocukluğundan beri değişmeyen tek şey ailesinin dosyasıydı.

Yıllar içinde birçok dosya kapanmıştı.

Görevler bitmişti.

İnsanlar hayatına girip çıkmıştı.

Ama bu dosya hiç kapanmamıştı.

Leyla.

Levent.

Hakan.

Ayliz.

Dört isim.

Dört ayrı soru işareti.

Leyla'nın durumu belliydi.

O gece hayatını kaybetmişti.

Levent'in cesedi ise hiç bulunmamıştı.

Bu yüzden dosyada hâlâ kayıp yazıyordu.

Hakan hakkında da yıllarca tek bir bilgi vardı.

Kayıp.

Çoğu kişi onun o gece öldüğünü düşünüyordu.

Kağan ise bunu hiçbir zaman kesin olarak kabul etmemişti.

Ayliz içinse daha da az bilgi vardı.

Yirmi günlük bir bebekti.

O gece ortadan kaybolmuştu.

Nereye gittiği bilinmiyordu.

Kimin aldığı bilinmiyordu.

Neden kaybolduğu bilinmiyordu.

Yıllar içinde birçok ihtimal ortaya atılmıştı.

Ama hiçbiri kanıtlanamamıştı.

Kağan'ın masasında duran dosyada Ayliz'in adı hâlâ aynı şekilde yazıyordu.

Kayıp.

Kağan kalemi eline aldı.

Ayliz'in adının altına baktı.

Bir süre bekledi.

Sonra kalemi tekrar bıraktı.

Oraya yazabileceği başka bir şey yoktu.

Öğleye doğru Kağan yeniden toplantıya çağrıldı.

Bu kez odada daha fazla kişi vardı.

Masada büyük bir harita açılmıştı.

Bir görevli bazı noktaları gösterdi.

— Bu bölgelerde aynı bağlantılar karşımıza çıktı.

Kağan haritaya baktı.

— Hepsi aynı örgüte mi bağlı?

— Kesin değil.

— Ama aynı isimler geçiyor.

— Evet.

Kağan elindeki dosyadan bir fotoğraf çıkardı.

— Hakan'ın görüldüğü yerlerden biri burası.

Görevli başını salladı.

— Evet.

— Burada ne yapıyor?

— Henüz bilmiyoruz.

— Araştırın.

— Araştırıyoruz.

Kağan haritaya tekrar baktı.

— Örgütün başında kim var?

Odada kısa bir sessizlik oldu.

Görevli cevap verdi.

— Kesin olarak bilmiyoruz.

Kağan kaşlarını çattı.

— Nasıl bilmiyorsunuz?

— Örgütün yapısı yıllar içinde değişmiş. Eski isimlerin çoğu artık ortada yok.

— Peki Hakan?

Görevli birkaç saniye düşündü.

— Eğer gerçekten Hakan'sa...

Kağan sözünü tamamladı.

— O zaman sandığımızdan daha büyük bir şeyin içinde olabilir.

Kimse cevap vermedi.

Kağan dosyayı kapattı.

— Onu bulacağız.

Aynı saatlerde İstanbul'un başka bir yerinde büyük bir konakta toplantı yapılıyordu.

Konağın önünde birkaç siyah araç vardı.

İçeride ise herkes sessizdi.

Salonun ortasında uzun bir masa duruyordu.

Masanın başında Hakan oturuyordu.

Artık beş yaşındaki çocuk değildi.

Otuz yaşına gelmişti.

Karşısında birkaç adam bekliyordu.

Hakan önündeki dosyayı kapattı.

— Devam edin.

Adamlardan biri konuştu.

— Yeni sevkiyat hazır.

Hakan başını kaldırdı.

— Sevkiyat tamam. Ben başka bir şey soruyorum.

Adam sustu.

— İçeriden kim bilgi sızdırıyor?

— Henüz bilmiyoruz.

Hakan sandalyesine yaslandı.

— O zaman öğrenin.

— Emredersiniz.

Adam başını eğdi.

Hakan birkaç saniye sessiz kaldı.

— Bir daha aynı şeyi söylemek zorunda kalmayayım.

Adamlar odadan çıktı.

Hakan yalnız kaldığında arkasına yaslandı.

Pencereden dışarı baktı.

Telefonu çaldı.

— Efendim?

Karşıdaki kişi kısa bir şeyler söyledi.

Hakan'ın yüzü değişti.

— Kağan mı?

Karşıdaki kişi cevap verdi.

Hakan birkaç saniye sustu.

— Emin misiniz?

Bir süre daha dinledi.

— Tamam.

Telefonu kapattı.

Masasının üzerindeki dosyaya baktı.

Dosyanın üzerinde tek bir isim vardı.

KAĞAN.

Hakan'ın Kağan hakkında bildikleri sınırlıydı.

Ama yıllardır kendisine aynı hikâye anlatılmıştı.

Kağan devlet tarafından alınmıştı.

Devletin içinde büyümüştü.

Sonunda devlet için çalışmaya başlamıştı.

Hakan'a göre Kağan ail

Yorumlar

  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür ederim
  • Azad Yiğit: 👏👏👏👏👏👏👏👏👏