8. BÖLÜM — ÖFKE
8. BÖLÜM — ÖFKE
Hakan saatlerdir bekliyordu.
Polis merkezindeki küçük odada tek başına oturuyordu.
Masada önüne bırakılmış birkaç belge vardı.
Hakan belgelerden birine baktı.
Sonra diğerine.
Yüzündeki öfke giderek artıyordu.
Kapı açıldı.
İki polis içeri girdi.
Biri karşısındaki sandalyeye oturdu.
— Hakan Karvit oğlu?
Hakan başını kaldırdı.
— Evet.
— Bugün bulunduğunuz binada eski örgütle bağlantılı belgeler bulundu.
Hakan kaşlarını çattı.
— O belgelerin ne olduğunu bile bilmiyorum.
Polis dosyaya baktı.
— Peki orada ne işiniz vardı?
— Araştırma yapıyordum.
— Ne araştırıyordunuz?
Hakan birkaç saniye sustu.
— Geçmişimi.
Polis ona dikkatlice baktı.
— Geçmişinizi neden eski örgütün belgelerinde arıyorsunuz?
Hakan'ın yüzü sertleşti.
— Çünkü bana yıllardır anlatılan bazı şeylerin doğru olup olmadığını bilmiyorum.
Odada kısa bir sessizlik oldu.
Diğer polis araya girdi.
— Karvit'in bu olayla bağlantısı var mı?
Hakan'ın bakışları bir anda değişti.
— Babamın bu işle hiçbir ilgisi yok.
— Emin misiniz?
Hakan masaya doğru eğildi.
— Ne demek istiyorsunuz?
Polis sakin bir şekilde konuştu.
— Sadece soruyoruz.
Hakan sandalyesine yaslandı.
— Ben de cevap veriyorum.
Sesi sertleşmişti.
— Babam hakkında konuşurken dikkatli olun.
Polis birkaç saniye sustu.
Sonra önündeki dosyayı kapattı.
— Şimdilik ifadeniz bu kadar.
Ayağa kalktı.
Hakan da ayağa kalktı.
— Bitti mi?
— Şimdilik.
Polisler odadan çıktı.
Kapı kapandığında Hakan ellerini sıktı.
Sinirliydi.
Ama onu asıl öfkelendiren şey, ne olduğunu tam olarak bilmemesiydi.
Birkaç saat sonra Hakan yeniden sorgu odasına alındı.
Bu kez karşısında farklı bir görevli vardı.
Adam dosyayı açtı.
— Hakan, bazı sorularımız var.
— Sorun.
— Nergis ismini nereden biliyorsunuz?
Hakan'ın yüzü bir anda değişti.
— Bilmiyorum.
— Ama bugün o ismin bulunduğu dosyayı arıyordunuz.
Hakan cevap vermedi.
— Kemal ismini de biliyorsunuz.
Hakan kaşlarını çattı.
— Bu isimleri dosyada gördüm.
— Daha önce görmediniz mi?
Hakan başını iki yana salladı.
— Hatırlamıyorum.
Görevli onu dikkatle izledi.
— Geçmişinizle ilgili ciddi boşluklar olduğunu söylüyorsunuz.
Hakan'ın bakışları sertleşti.
— Çünkü hatırlamıyorum.
Görevli bir süre sustu.
Sonra sordu:
— Peki Karvit'in oğlu olduğunuzdan emin misiniz?
Hakan bir anda öfkelendi.
— Ne demek istiyorsunuz?
— Sadece soruyorum.
Hakan ayağa kalktı.
— Ben onu babam olarak biliyorum.
Görevli sakin kalmaya devam etti.
— Sakin olun.
Hakan birkaç saniye ona baktı.
Sonra yeniden oturdu.
Ama yüzündeki öfke hâlâ geçmemişti.
Akşam saatlerinde Kağan'a yeni bir bilgi ulaştı.
Hakan'ın sorgusu tamamlanmıştı.
Ancak hakkında tutuklama talep edilmişti.
Kağan dosyayı eline aldı.
— Tutuklama talebi mi?
Yanındaki görevli başını salladı.
— Evet.
Kağan dosyaya baktı.
— Deliller yeterli mi?
— Savcılık yeterli şüphe olduğunu düşünüyor.
Kağan bir süre sessiz kaldı.
Hakan'ın neden o binada olduğunu hâlâ tam olarak bilmiyordu.
Ama eski örgütle bağlantılı belgelerin bulunduğu yerde yakalanmıştı.
— Gelişmeleri takip edin.
— Tamam.
Kağan dosyayı kapattı.
Ertesi gün Hakan adliyeye çıkarıldı.
Koridorda beklerken etrafına baktı.
İlk kez kendisini gerçekten köşeye sıkışmış hissediyordu.
Yanına gelen avukat konuştu.
— Sakin ol. Önce suçlamaları dinleyeceğiz.
Hakan başını salladı.
— Ben hiçbir şey yapmadım.
— Bunu mahkemede anlatacağız.
Hakan derin bir nefes aldı.
İçeri girdiler.
Kısa süre sonra karar açıklandı.
Hakan'ın tutuklanmasına karar verilmişti.
Hakan birkaç saniye hiçbir şey söylemedi.
Sonra başını kaldırdı.
Yüzündeki öfke açıkça belli oluyordu.
— Ben suçlu değilim.
Kimse cevap vermedi.
Görevliler onu dışarı çıkardı.
Hakan yürürken ellerini sıktı.
Aklında yine aynı isimler vardı.
Nergis.
Kemal.
Eski dosya.
Ve cevaplayamadığı sorular.
Ama artık bunların hiçbirine ulaşamıyordu.
Cezaevine götürülmeden önce son kez telefonuna baktı.
Telefonu teslim alınacaktı.
Ekranda Karvit'in cevapsız araması vardı.
Hakan birkaç saniye numaraya baktı.
Aramak istedi.
Ama vazgeçti.
Telefonunu görevliye verdi.
Kapı kapandı.
Hakan yalnız kaldı.
Duvara yaslandı.
Gözlerini kapattı.
Öfkesi hâlâ dinmemişti.
Ama artık öfkesinin yanında başka bir duygu da vardı.
Şüphe.
Yıllardır doğru bildiği şeylerin gerçekten doğru olup olmadığını ilk kez sorguluyordu.
Hakan gözlerini açtı.
Ne olduğunu tam olarak bilmiyordu.
Ama artık bazı şeyleri sorgulamaya başlamıştı.
Yorumlar
- Ege Bulut: polis neden üstüne geliyorsun ki hakan gerçekten ne işin vardı o binada?
- AZRA KARADUMAN: Artık doğru bildiklerinin sorgulanma zamanı hakan dikkat!
- Kırmızı lekeli çocuk: Şimdi sormaya başlama derdi neydi dikkat et bunlara!
- Erdem Çiçek: kağan dikkat et bence burası çok karmaşık anlaşılan