7. BÖLÜM
Ahhh bugün gerçekten güzel bir gündü. Güneş'i bulmanın rahatlığı iyi uyumamı sağlamıştı ve tabii güne güzel bir şekilde uyanmamı sağlamıştı. Hemen yorganı üzerimden atıp salona geçtim ve hemen Güneş'in yattığı tarafa doğru yürüdüm. Ahh canım dostum, seni tekrar görmek ne kadar da güzel! Sanki oda benim oraya geldiğimi hissetmiş gibi hemen bana doğru dönüp havlamaya başladı. Bende diz çöküp kollarımı iki yana açtım, peki o durur mu? Hemen bana doğru koştu. O kadar hızlı ve ağır bir darbe yedim ki kendimi yerde buldum; tam kalkmaya çalışacaktım ki Güneş'i üzerimde buldum. Afacan köpek hiçyerinde durur mu? Yüzümü yalamayı da unutmuyor, e tabii bu halleri de benim sadece kahkaha atmama neden oluyor. Ben gülmeye devam ederken annem de odasından çıkıp bizi görmüş ve gülmeye başlamıştı.
"— Siz hangi ara uyandınız da hemen oynamaya başladınız bakalım?"
"— Yeni kalktım ben de ama odada oyalanmak yerine uzunzamandır görmediğim dostumu görmek istedim. E tabii o dururmu? Hemen üzerime atladı. Canım dostum, nasıl da özlemişim onu."
"— İyi yapmışsın. Tamam o zaman, hadi kalk da üstünü giyin,okula geç kalma."
"— Tamam anne. Anne, bir de okuldan dönünce Güneş'i veterinere götürmek istiyorum; sağlığını kontrol ettireyim,merak ediyorum."
"— Aaa evet kızım, iyi düşünmüşsün, bir kontrol ettir.""— Tamam anneciğim, hemen hazırlanıp geliyorum."
"— Tamam, ben de kahvaltıyı hazırlayayım."
Annem mutfağa giderken ben de odama geçtim ama Güneş peşimi bırakmıyordu tabii.
"— Güneş, hadi salonda dur, giyinip geleceğim."
"Ha hav hav..."
"— Ama neden böyle yapıyorsun, hadi orada dur."
Neden böyle yapıyordu anlamıyordum. Normalde böyle yapmaz,beni dinler ve beklerdi; gerçekten anlam verememiştim. Ama zor da olsa kapıyı kapatmıştım ama havlamaya devam ediyordu.Dolabıma yöneldim ve dolabı açıp uzun uzadıya dolabı inceledim. Bugün ferah renkli şeyler giymek istiyordum çünkü mutluydum. Dolabımdan tam da istediğim gökkuşağı rengindeki elbisemi alıp giyindim. Saçımı düzleştirip ikiye ayırdım ve önlere getirdim; üzerine de odun rengindeki şapkamı taktım. Okul eşyalarımı da aldıktan sonra işte hazırdım, şimdi gidebiliriz.
Odadan çıkıp salona yöneldim ama Güneş ortada yoktu.Mutfağa doğru yürüdüm, ah canım benim, annemin yanındaydı;annem kahvaltı hazırlarken o da onu izliyordu. Beni görür görmez havlamaya başlamış, yanıma koşmuştu. Ben de onu biraz sevdikten sonra anneme yöneldim, tezgâhtaki kahvaltılıkları alıp arkasından salona girdim.
"— Çok güzel olmuşsun. Seni uzun zamandır böyle görmemiştim, bir farklı geldin gözüme."
Annem bunları söylerken gerçekten de mutlu olmuştu, resmen gözleri gülüyordu; e tabii bu beni de mutlu ediyordu.
"— Teşekkür ederim anneciğim, o senin güzelliğin. Evet haklısınama Güneş kayıpken ve onu bulmak için cebelleşirken süslenmek içimden gelmiyordu ama şimdi onu bulduğum için mutluyum, o yüzden güzel giyinmek istedim."
"— İyi yapmışsın kızım, sana da bu yakışır zaten."
"— Teşekkür ederim anneciğim."
Yemeği yemeye başlamıştık. Hem Güneş'e o yokken neler olmuş, okulda neler var onları anlatıyordum hem de yemekyiyordum. Ama Güneş beni dinlemek yerine havlıyordu. Neden bu kadar havlıyordu anlamıyordum, bana ne demek istiyordu?Gerçekten anlam veremiyordum."— Güneşçiğim neden beni dinlemiyorsun? Eve geldiğimizden beri havlıyorsun. Seni okuldan sonra veterinere de götüreceğim zaten ama biraz beklemen lazım, böyle havlayarak olmaz."
Ama Güneş beni dinlememiş gibi sadece havlıyordu. Ben Güneş'e anlatmaya çalışırken annem araya girdi:
"— Kızım, belki de gerçekten bir şeyler söylemek istiyordur."
"— Ama ne gibi bir şey?"
"— Meselaaa... Mesela dünkü bahsettiğin yeşil gözlü beyefendi olabilir belkide. Gerçekten onu istiyordur, onunla ilgili bir şeydir belki de. Yani bilmiyorum ama sende biliyorsun ki Güneş hiç böyle yapmazdı."
"— Gerçekten olabilir mi? Ama... ama gitmek istese elbisemden tutar götürmeye çalışırdı fakat Güneş sadece havlıyor."
"— Ah kızım, belki de dün o beyefendiyi dinlemeden gitmene,onu dinlemen gerektiğini düşündüğü için havlıyordur."
"— Anne gerçekten mi? Öyle bir şey olduğunu düşünmüyorum.Ama dediğin gibi, eğer ki o beyefendinin yanında uzun zaman kalmışsa onu istiyor olabilir. Ama hayır, ben bir daha o adamın Güneş'in etrafında olmasını istemiyorum; hem nereden bileceğim onun yüzünden kaybolmadığını, onu kaçırmadığını?Hayır hayır istemiyorum, Güneş onu görmeyecek bir daha.Dostumu kimseyle paylaşmaya niyetim yok."
"— Ha ha ha gerçekten komiksin kızım! Ortada dostunu alacakkimse yok ki. Sadece kaybolma nedenini o beyefendiden öğrenebilirsin diyorum. Hem belli ki o beyefendinin de öyle birniyeti yok; olsaydı illa peşine düşerdi, merak etme. Sadece gidip olan biteni öğrenmelisin."
"— Ahh anne bilmiyorum. Ama konuşmak istesem de kendisinin beni dinleyeceğini zannetmiyorum; adamın konuşmasına dahiizin vermedim, yani beni dinleyeceğini zannetmiyorum."
"— Öyle düşünme kızım, belki o da Güneş'i bize getirmeye çalışmıştır ama bulamamıştır. Sen yine de bir düşün derim,senin için iyi olabilir."
Bu iyice kafamı kurcalamıştı. Evet, dostumu kaçırmış olabilirdiye düşünüyorum ama annemin dediği doğru olabilirdi; yani ogün peşimden gelebilirdi ama gelmedi. Ahhh gerçekten ne güzel güne başlamıştım, nereden çıktı bu yeşil gözlü adam?Şimdiden gıcık kapmıştım.
"— Tamaaaaaammm anne, düşüneceğim, bana biraz zaman verin lütfen."
"— Tamam kızım hadi yemeğini ye, geç kalacaksın."
"— Tamam."Kahvaltımı bitirmiş, Güneş'i ve annemi öptükten sonra ayakkabılarımı giyip dışarı çıkacaktım ki Güneş de hemenarkamdan geldi; belli ki benimle gelmek istiyordu ama onu götüremezdim.
"— Güneş hayır, gelemezsin benimle. Dönüşte alacağım seni merak etme ama şimdi benim okula gitmem lazım ve sen okula gelemezsin."
"Hav hav hav!"
"— Hayır Güneş, evde dur, gelince alacağım seni tamam mı?Hadi içeri gir. Anneeeee! Anne Güneş'i alır mısın, peşimden geliyor, kaybolacak yine. Okula geç kalıyorum çabuk lütfen."
Güneş beni bir türlü dinlemiyor ve peşimi bırakmıyordu; neyseki annem gelip aldı.
"— Tamam kızım tuttum, hadi sen git. Gelince hemen alıp veterinere götürürsün."
"— Tamam anneciğim, teşekkür ederim, görüşürüz."
Sonunda kurtulmuştum havlamalardan. Neden böyle yapıyordu gerçekten? O... o yeşil gözlü adamı mı istiyordu gerçekten?Aslında korkum çocukça gelebilir ama dostumun başka bir dost bulması düşüncesi bile beni üzüyordu. Yol boyunca düşünüpdurdum; o adamla konuşmalı mıydım? Yoksa Güneş'in havlamalarını, annemin söylediklerini görmezden mi gelmeliydim? Gerçekten bilmiyordum. Ben düşüncelere dalmışken dolmuş okulun önüne gelmişti bile. Evet, derse girecektim ve bir süreliğine bunları düşünmesem iyi olurdu.
Sınıfa girip yerime geçtim. Hemen ardından hoca derse girdi ama dersin işlenmeyeceğini, konferans salonuna geçileceğini söyledi. Sınıfça konferans salonuna indik. Herkes yerlerine geçince hoca konuşmaya başladı:
"— Evet arkadaşlar, burada toplanmanızın nedeni çok önemli bir konu üzerine sizinle konuşmak istemem. Günümüz sorunlarından biri insanların ön yargıyı fazlasıyla karakterlerinde barındırmaları; ama bunu daha aza indirmek için neler yapabiliriz, bunun hakkında konuşacağız."
Hoca konuşmaya başlamıştı; gerçekten söylediği her şeydikkate alınması gereken şeylerdi. Ön yargı hemen hemen herkesin yaptığı bir şeydi. Karşısındaki kişiyi tanımadan etmeden yargılamak, kesin kararlar vermek... Bunu herkes yapıyordu gerçekten. Hoca konuşmaya devam ederken aklıma dünkü yeşil gözlü beyefendi geldi. Acaba ben de ona ön yargılı davranmış olabilir miydim? Belki de annemi dinlesem iyi olacak.Yani nasıl yapacağım bilmiyorum ama konuşsam iyi olur. Ben bu düşünceler içerisinde cevap ararken ders bitmişti. Saatler sonra birçok dersim bitmişti ve son dersin sondakikalarındaydık. O da bittiğinde eşyalarımı toplayıp okuldan çıktım. Eve gidip Güneş'i alacaktım ve veterinere gidecektik.Aslında fazla havlaması haricinde pek de anormal bir durum göremedim ama yine de içimin rahatlaması lazım. Her neyse,eve varmadan önce annemi aradım ve Güneş'i hazırlamasını istedim; birkaç dakika sonra evin önündeydim. Tam zile basacakk