10. BÖLÜM — GÖLGELERİN ARDINDA
10. BÖLÜM — GÖLGELERİN ARDINDA
Ester o gece bir türlü uyuyamadı.
Gözlerini her kapattığında Kan Tacı aklına geliyordu. Onu başına koymaya çalıştığı anı düşündükçe içi sıkılıyordu. Yıllarca o sarayda yaşamış, kralın kızı olarak büyümüştü. Şimdi ise kendi evine gizlice girmek zorunda kalmıştı.
Üstelik tacın onu neden reddettiğini hâlâ bilmiyordu.
Sabah olduğunda yataktan kalktı ve masanın başına geçti. Lord Cedric'e gönderdiği mektuptan hâlâ haber yoktu.
Belki adam mektubu ciddiye almamıştı. Belki de cevap vermeyecekti.
Ester, önündeki kâğıtlara baktı.
“Bir şey yapmam gerekiyor.”
Tam o sırada kapı açıldı. Tamara içeri girdi. Ester'i masanın başında görünce kaşlarını kaldırdı.
“Sen hâlâ uyumadın mı?”
“Uyudum.”
Tamara boş fincana baktı.
“Tabii. Fincan da kendi kendine boşalmıştır.”
Ester istemeden gülümsedi ama hemen ardından yeniden ciddileşti.
“Bugün benimle uğraşmasan olmaz mı?”
“Olur. Ama yüzünden bir şeylerin ters gittiği belli.”
Ester mektupları topladı.
“Soyluların ne istediğini anlamaya çalışıyorum. Her biri tahtta başka birini görmek istiyor. Şimdilik bu anlaşmazlıkları benim işime yarıyor.”
“Ya kendi aralarında anlaşırlar ve seni tamamen unuturlarsa?”
“Bunu düşünmedim sanma.”
“Peki ne yapacaksın?”
Ester cevap vermeden önce bir süre düşündü.
“Önce geçmişte ne olduğunu öğrenmem gerekiyor. Tacın beni neden reddettiğini bilmeden yeniden denememin bir anlamı yok.”
Tamara'nın yüzündeki gülümseme kayboldu.
“Bu işin peşine düşmek sandığın kadar kolay olmayabilir.”
Ester başını kaldırdı.
“Sen de bir şey biliyorsun, değil mi?”
“Bunu neden düşünüyorsun?”
“Çünkü ne zaman soru sorsam aynı şey oluyor. Ya dikkatli olmamı söylüyorsun ya da bazı şeyleri bilmemem gerektiğini ima ediyorsun.”
Tamara cevap vermedi.
Ester sandalyesinde geriye yaslandı.
“Bak, senden her şeyi çözmeni istemiyorum. Ama benimle ilgili bildiğin bir şey varsa artık söyle. En azından neyle karşı karşıya olduğumu bileyim.”
“Şu an sana söyleyebileceğim bir şey yok.”
“Yoksa söylemek mi istemiyorsun?”
Tamara'nın bakışları sertleşti.
“Her sessizliği saklanan bir sır sanma, Ester.”
“Peki. O zaman kendim araştırırım.”
Tamara daha fazla üstelemedi. Kapıya yönelirken durup ona baktı.
“Bir şey bulursan hemen karar verme. Önce doğru olduğundan emin ol.”
Ester cevap vermedi. Tamara odadan çıktıktan sonra bir süre kapıya baktı. Ona güvenmek istiyordu ama son zamanlarda bunu yapmak eskisi kadar kolay değildi.
Masasına döndüğünde aklına eski bir saray görevlisi geldi. Yıllarca kraliyet arşivlerinde çalışmış bir adamdı. Ester çocukken onu birkaç kez görmüştü. Aileyle ilgili eski kayıtların bir kısmını bildiğinden emindi.
Belki aradığı cevaplar onda değildi. Yine de bir yerden başlaması gerekiyordu.
Önüne temiz bir kâğıt çekti.
Kraliyet arşivlerinde tuttuğunuz eski kayıtlarla ilgili sizinle konuşmak istiyorum. Bazı konularda yardımınıza ihtiyacım var. Görüşmeyi kabul ederseniz size yeniden ulaşacağım.
Mektubu bitirdiğinde imza atmak için kalemini kaldırdı. Sonra vazgeçti.
Şimdilik adını gizli tutması daha iyiydi.
Zarfı kapatıp hizmetçiye verdi.
“Bunu gönderir misin? Bir de mektubu kime teslim ettiğini mümkün olduğunca az kişi bilsin.”
Hizmetçi başını sallayıp odadan çıktı.
Ester yeniden masasına oturdu. Önündeki isimleri incelerken dışarıdan bir kapının kapandığını duydu. Ardından koridordan ayak sesleri geldi.
Bir süre sonra aynı hizmetçi geri döndü.
“Hanımefendi, kapının önünde bir zarf bulduk. Kimin bıraktığını gören olmamış.”
Ester'in kaşları çatıldı.
“Bana mı?”
“Evet, hanımefendi.”
Zarfın üzerinde ne isim vardı ne de bir işaret. Ester bir an açıp açmamak arasında kaldı. Sonunda mührü bozdu ve içindeki kâğıdı çıkardı.
Geçmişi araştırmak istiyorsanız yanlış yerden başlıyorsunuz. Sarayda size anlatılmayan şeyler var.
Ester yazıyı iki kez okudu.
“Bu da nereden çıktı?”
Kâğıdın alt köşesinde birbirine dolanmış iki ince çizgiden oluşan siyah bir işaret vardı.
Daha önce böyle bir şey görmemişti.
“Zarfı getiren kişiyi gerçekten kimse görmedi mi?” diye sordu.
“Hayır. Kapının önünde duruyordu. Başka bir şey bilmiyorum.”
Ester hizmetçiyi gönderdi.
Notu masaya bıraktı ama gözleri sürekli ona kayıyordu. Birisi onun geçmişi araştırmak istediğini nereden öğrenmişti? Daha mektubu yeni hazırlamıştı. Üstelik mektubu yalnızca hizmetçiye vermişti.
Belki de bu iki olayın birbiriyle ilgisi yoktu.
Ama ya varsa?
Ester kalkıp kapıyı kontrol etti. Koridor boştu. Pencereye yaklaşıp dışarı baktı; avluda her zamanki işlerini yapan birkaç hizmetçiden başka kimse görünmüyordu.
Kendini gereksiz yere korkutuyor olabileceğini düşündü. Yine de notu şömineye atamadı. Kâğıdı katlayıp çekmecesine koydu ve çekmeceyi kilitledi.
Şimdilik bunu kimseyle paylaşmayacaktı.
Öğleden sonra Tamara yeniden geldiğinde Ester, notu cebinde taşıdığı hâlde hiçbir şey söylemedi.
“Bir gelişme var mı?” diye sordu Tamara.
“Henüz yok.”
“Bir şey olmuş gibi görünüyorsun.”
“Biraz yorgunum, hepsi bu.”
Tamara masanın üzerindeki kâğıtlara baktı.
“Benden sakladığın bir şey mi var?”
Ester başını kaldırdı. Soruyu beklemiyordu.
“Senin benden sakladıkların olduğunu düşünüyorum. O yüzden şimdilik bazı şeyleri kendime saklamam daha iyi.”
Tamara'nın yüzü gerildi.
“Bana güvenmiyorsun yani.”
“Güvenmek istiyorum,” dedi Ester. “Ama bunun için bana bir sebep vermen gerekiyor.”
Tamara bir süre sustu. Sonra başını hafifçe salladı.
“Umarım ne yaptığını biliyorsundur.”
“Ben de.”
Tamara odadan ayrıldı. Ester onun arkasından bakarken içindeki huzursuzluk biraz daha arttı. Belki haksızlık ediyordu. Tamara uzun zamandır yanındaydı. Ama artık her şey eskisi gibi değildi ve Ester bunu görmezden gelemiyordu.
Akşam olunca odasına çekildi. Çekmecenin anahtarını çıkarıp notu yeniden aldı. Mumun ışığında siyah işareti dikkatle inceledi.
Hiçbir anlam çıkaramadı.
Kâğıdı masaya bırakıp sandalyesine oturdu.
Kan Tacı onu neden reddetmişti? Sarayda hangi gerçekler saklanıyordu? Bu notu gönderen kişi ona yardım mı etmek istiyordu, yoksa onu yanlış bir yola mı sürüklüyordu?
Soruların hiçbirine cevap bulamıyordu.
Ester ellerini masanın üzerine koyup derin bir nefes aldı. Korkuyordu. Bunu inkâr etmenin bir anlamı yoktu. Ama korktuğu için vazgeçerse hayatı boyunca aynı soruların peşinde kalacaktı.
Saray onun evi olmuştu. Tahtı geri almak istiyordu ama artık bunun yalnızca bir taç meselesi olmadığını anlamaya başlamıştı.
Önce geçmişi öğrenecekti. Sonra kime güveneceğine karar verecekti.
Notu yeniden katlayıp çekmeceye koydu.
Yarın eski saray görevlisinden cevap gelmesini bekleyecekti. Gelmezse başka bir yol bulacaktı.
Yalnız artık daha dikkatli olacaktı. Çünkü attığı adımların birileri tarafından fark edildiğini düşünüyordu.
Ve o kişinin kim olduğunu öğrenmeden rahat edemeyecekti.
Ester mumları söndürüp yatağına geçti. Karanlıkta bir süre gözlerini açık tuttu.
Kan Tacı'nın görüntüsü yine aklına geldi.
Bu kez onu düşünürken yalnızca öfke hissetmedi. İlk defa, bilmediği bir gerçeğin kendisinden saklandığından gerçekten korktu.
Ama o gerçeği bulmaya kararlıydı.
Ne pahasına olursa olsun değil.
Bu kez, kime güveneceğini öğrenene kadar acele etmeyecekti.