Keşfet

4. BÖLÜM — KÜLLERİN ARASINDA

👑 Kayıp Tacın Varisi

4. BÖLÜM — KÜLLERİN ARASINDA

Kral Edvard’ın itirafları sarayın taş duvarlarında yankılanırken kimse konuşmuyordu.

Ester olduğu yerde durmuş, babasına bakıyordu.

Yüzündeki ifade yavaş yavaş değişti.

Bir anda göğsünü tuttu.

Nefesi daralmıştı.

— Ne oluyor bana?

Kral Edvard ona doğru bir adım attı.

— Ester...

Ester cevap veremedi.

Vücudunun içinde garip bir sıcaklık hissediyordu. Sanki yıllardır uyuyan bir şey yavaş yavaş uyanıyordu.

Kandiller titremeye başladı.

Taht odasının havası ağırlaştı.

Ester'in gözlerinde kısa bir an için kehribar renginde bir parıltı belirdi.

Kraliçe bunu görünce geri çekildi.

— Hayır...

Kimse onun neden böyle tepki verdiğini anlayamadı.

Ama Ester'in içinde bir şeylerin değiştiği artık belliydi.

— UYANAN KARANLIK

Ester'in etrafındaki hava giderek ağırlaştı.

Taht odasına garip bir koku yayıldı.

Yanmış metal gibi.

Kandiller birer birer söndü.

Pencerelerden içeri sert bir rüzgâr girdi.

Ester başını kaldırdı.

Gözlerindeki kehribar rengi artık daha belirgindi.

Kral Edvard'ın yüzündeki korku saklanamayacak hâle geldi.

— Ester, kendine gel!

Ester birkaç saniye ona baktı.

Sonra başını tuttu.

— Ben... ben bunu istemiyorum.

Sesi titriyordu.

Fakat odadaki karanlık büyümeye devam etti.

Kan Tacı yeniden hareket etti.

Ester'in bulunduğu yöne doğru hafifçe döndü.

Ardından sert bir şekilde yere düştü.

Salonda derin bir sessizlik oluştu.

Kimse ne diyeceğini bilmiyordu.

Artık herkes aynı şeyi hissediyordu.

Sarayda bir şey uyanmıştı.

— SARAYIN SON GECESİ

Koyu dumanlar Ester'in etrafında yükselmeye başladı.

Kısa sürede taht odasının büyük bir kısmını kapladı.

Muhafızlar birkaç adım geri çekildi.

Kral Edvard kızına ulaşmaya çalıştı.

— Ester!

Ama Ester cevap vermedi.

Dumanın içinde yalnızca silüeti görünüyordu.

Sonra yavaşça kapıya doğru ilerledi.

Kraliçe de ona doğru gitmek istedi.

Fakat yaşadığı şokun ardından dizlerinin bağı çözüldü ve yere yığıldı.

— Kraliçem!

Muhafızlar hemen yanına koştu.

Kral Edvard ise olduğu yerde kaldı.

Üç oğlunu feda etmişti.

Tahtı uğruna yıllarca sakladığı gerçekler artık ortaya çıkmıştı.

Şimdi ise kızının başına ne geldiğini bile bilmiyordu.

Duman biraz dağıldığında Ester artık taht odasında değildi.

Sarayın kapıları açıldı.

Ester soğuk geceye çıktı.

Arkasında ise yıkılmış bir düzen bıraktı.

— KIZIL GÖKYÜZÜ

Ester saraydan uzaklaşırken Oakhaven'ın üzerine yoğun bir sis çöktü.

Gökyüzü yavaş yavaş kızıl bir renge büründü.

Saraydaki insanlar pencerelerden dışarı bakıyordu.

Kimse ne olduğunu anlayamıyordu.

Aynı anda, Oakhaven'dan çok uzaktaki küçük kasabada Melina da gökyüzüne bakıyordu.

Kızıllık giderek büyüyordu.

Melina'nın göğsündeki o garip sızı yeniden başladı.

Elini göğsüne götürdü.

— Yine başladı...

Pencereye yaklaştı.

Gökyüzündeki kızıllığa baktı.

Nedenini bilmiyordu.

Ama içindeki bir his, bunun sıradan bir gece olmadığını söylüyordu.

Uzaklarda Ester karanlığın içinde ilerliyordu.

Saraydan ayrılmıştı.

Ama nereye gideceğini biliyordu.

Aklında tek bir isim vardı.

Melina.

Varelia'nın yıllardır sakladığı sır artık iki kızın yollarını birbirine doğru çekmeye başlamıştı.

Ve o gece, krallığın kaderi sessizce değişmeye başladı.