Keşfet

7. BÖLÜM — SAHTE PRENSESİN ÖFKESİ

👑 Kayıp Tacın Varisi

7. BÖLÜM — SAHTE PRENSESİN ÖFKESİ

Gece iyice ilerlemişti.

Ormanın içindeki eski taş konağın yalnızca bir penceresinde ışık yanıyordu. Dışarıda rüzgâr esiyor, ağaçların dalları birbirine çarpıyordu.

Ester, odanın ortasında durmuş, karşısındaki aynaya bakıyordu.

Saraydan ayrılalı birkaç gün olmuştu. Üzerindeki elbise kirlenmiş, saçları dağılmıştı. Fakat onu asıl rahatsız eden bunlar değildi.

Bir zamanlar herkes ona prenses diye seslenirdi. Kral ona inanır, saraydakiler sözünü dinlerdi. Şimdi ise yanında kimse yoktu.

Ester aynaya biraz daha yaklaştı.

— Hepsi beni terk etti.

Bir süre sustu.

— Babam bile...

Gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı. Ama sakinleşmek yerine daha da öfkelendi.

— Bunca yıl bana inandı. Şimdi ne değişti de bir anda benden vazgeçti?

Elini aynaya vurdu.

Camın üzerinde ince bir çatlak oluştu.

Ester geri çekildi. Avuçlarının içindeki sıcaklık yeniden yükselmeye başlamıştı.

— Yeter artık!

Masanın üzerindeki mumlar birer birer söndü.

Oda karanlığa gömüldü.

Ester olduğu yerde kaldı. Dışarıdan gelen rüzgârın sesi bile kesilmiş gibiydi.

Arkasından bir fısıltı duydu.

— Hâlâ herkesin sana boyun eğmesini bekliyorsun.

Ester hızla arkasını döndü.

Kapının yanında siyah pelerinli bir kadın duruyordu.

Tamara.

Ester'in yüzündeki şaşkınlık kısa sürede öfkeye dönüştü.

— Buraya nasıl girdin?

Tamara sakin adımlarla içeri girdi.

— Kapın kilitli değildi.

— Benimle dalga geçme!

— Dalga geçtiğim yok.

Tamara kapıyı kapattı.

Ester ona doğru bir adım attı.

— Beni buraya sen getirdin. Beni prenses yapan da sendin. Şimdi dönüp hâlime bak!

Tamara odanın çevresine göz gezdirdi.

— Saraydan ayrılınca böyle olacağını düşünmemiştin, değil mi?

— Bunu bana sen yaptın!

— Ben sana sarayda sonsuza kadar kalacağını söylemedim.

Ester bir an sustu. Sonra başını iki yana salladı.

— Kral bana inanıyordu. Halk beni seviyordu. Herkes benim gerçek prenses olduğumu düşünüyordu. Bunların hepsi bir anda nasıl değişti?

Tamara'nın yüzü ciddileşti.

— Çünkü gerçek ortaya çıktı.

— Senin sayende!

— Her şeyi benim üzerime yıkma, Ester. Kralın kararlarını ben vermedim. Oğullarını da ben susturmadım.

Ester'in yüzü gerildi.

— Onlar da bana karşı çıkmasalardı! Kral bana inanmaya devam etseydi, bugün bunların hiçbirini yaşamazdım!

Tamara bir süre ona baktı.

— Hâlâ anlamıyorsun.

— Neyi anlamıyorum?

— Herkesin sana inanması, senin haklı olduğun anlamına gelmiyordu.

Ester'in gözleri karardı.

Bir anda odadaki bütün mumlar yeniden yandı. Alevler yükseldi, pencerenin camları titremeye başladı.

Tamara'nın bakışları Ester'in ellerine kaydı.

Parmaklarının çevresinde koyu renkli, belli belirsiz bir ışık dolaşıyordu.

Tamara'nın yüzündeki ifade değişti.

— Demek sonunda uyandı...

Ester hemen ona döndü.

— Ne uyandı? Benden ne saklıyorsun?

Tamara cevap vermedi.

— Sana soruyorum!

— Her şeyi şimdi öğrenmeye hazır değilsin.

Ester öfkeyle güldü.

— Buna sen karar veremezsin.

Elini kaldırdı.

Kapı büyük bir gürültüyle kapandı.

Tamara başını çevirmeden konuştu.

— Beni burada tutabileceğini mi sanıyorsun?

— İstersem seni buradan bir daha çıkarmam.

Tamara yavaşça arkasına döndü.

— Önce kendi gücünü anlamaya çalış. Ne yaptığını bilmeden onu kullanırsan, sonunda kendine bile söz geçiremezsin.

Ester'in yüzü gerildi.

— Benden korkuyorsun.

Tamara cevap vermedi.

Bakışları Ester'in arkasındaki aynaya kaydı.

Ester de aynaya döndü.

Kendi yansıması karşısında duruyordu. Ancak bir tuhaflık vardı.

Ester başını oynatmadığı hâlde aynadaki görüntüsü başını hafifçe yana eğdi.

Sonra gülümsedi.

Ester'in yüzünde ise hiçbir ifade yoktu.

Bir adım geri çekildi.

— Tamara...

Tamara sessiz kaldı.

Ester yeniden aynaya baktı.

Yansıması elini kaldırdı. Dudakları sessizce hareket etti.

Ester hiçbir ses duymadı ama söylenenleri anladı.

Taç seni hiç seçmedi.

Ester'in yüzündeki renk çekildi.

— Kes şunu!

Yansıması kıpırdamadı.

— Duyuyor musun beni? Kes dedim!

Ester elini aynaya doğru uzattığı anda bütün mumlar söndü.

Karanlıkta birkaç saniye boyunca hiçbir ses duyulmadı.

Ardından Tamara'nın sesi geldi.

— Bazı gerçeklerden kaçmak, onları ortadan kaldırmaz.

Kapı açıldı. Dışarıdan gelen rüzgâr odaya doldu.

Tamara çıkmadan önce son kez Ester'e baktı.

— Ne olduğunu gerçekten öğrenmek istiyorsan geçmişinle yüzleşmek zorundasın.

Sonra kapıyı kapatıp gitti.

Ester tek başına kaldı.

Bir süre kıpırdamadan durdu. Ardından yavaşça aynaya yaklaştı.

Yansıması normale dönmüştü.

Ama Ester artık kendi görüntüsüne bile güvenemiyordu.

Ellerini yumruk yaptı.

İçindeki korku yavaş yavaş yerini öfkeye bıraktı.

— O taç benim olacaktı.

Başını kaldırdı.

— Sarayda benim sözüm geçecekti. Kimse beni sorgulamaya cesaret edemeyecekti.

Bir an durdu.

— Hepsini geri alacağım.

Pencerenin dışında gök gürledi.

Ester'in gözlerinde belli belirsiz bir ışık belirdi.

Bu kez aynaya bakmadı.

Aynı gece, kilometrelerce uzakta Melina uykusundan uyandı.

Oda karanlıktı.

Bir süre yatağında oturup etrafına baktı. Sonra elini göğsüne götürdü. İçinde açıklayamadığı bir sıkıntı vardı.

Pencereden dışarı baktı.

Gökyüzündeki kızıllık hâlâ kaybolmamıştı.

Melina perdeyi kapatıp yatağına döndü. Fakat gözlerini kapatır kapatmaz tuhaf bir görüntü aklına geldi.

Karanlık bir oda...

Çatlamış bir ayna...

Ve aynanın karşısında duran bir kız.

Melina yüzünü hatırlamaya çalıştı ama başaramadı.

— Ben bunu nerede gördüm? diye fısıldadı.

Cevap yoktu.

Yatağından kalkıp pencereye yeniden yaklaştı.

Uzun süre gökyüzüne baktı. Sonra kendi kendine, bunun yalnızca bir rüya olduğunu söyledi.

Ama içindeki huzursuzluk bir türlü geçmiyordu.

Melina henüz bilmiyordu; o gece yalnızca kendisi tuhaf bir rüya görmemişti.

Ve çok geçmeden, geçmişiyle ilgili sorular sormaya başlayacaktı.