Keşfet

Yoldaki Engeller

Kehanetin Eşiğinde

Apartman kapısının ağır metali aralandığında, dışarıdan gelen ilk şey serin bir rüzgâr ve gökyüzünden yankılanan tok bir gürleme oldu. Gökyüzü kurşunî bir griye bürünmüştü. Ceyhan’ın üzerine çöken basık hava, uzaktan gelen patlama sesleri ve sirenlerle birleşince tekinsizlik hissini iyice tırmandırıyordu.

Vedat kapının eşiğinde durup sokağı süzdü. "Ses çıkarmayın, duvar dibinden," diye fısıldadı.

Binadan çıkıp sırayla kaldırıma dizildiler. İlk hedefleri yolun karşısında, kaldırımı kısmen işgal etmiş duran beyaz bir hafif ticari araçtı. Bilge hemen öne atılıp sürücü kapısının camına baktı. Ne yazık ki kapı kilitliydi ve direksiyon kilitlenmişti. Elindeki levyeyle camı zorlamaya kalksa çıkacak ses tüm sokağı ayağa kaldırırdı.

"Geç bunu," dedi Vedat, gözüyle sokak aralarını tararken. "Sessiz olmamız lazım."

Birkaç bina ileride, kapısı yarım açık bırakılmış siyah bir sedan gördüler. Samet hızla sürücü koltuğuna sızdı, kontakta takılı duran anahtarı heyecanla çevirdi. Motor birkaç kez cılızca öksürdü, marş basmadı. Samet küfrederek anahtarı bir daha zorladı ama gösterge panelinde akünün bittiğini belirten kırmızı ışık zayıfça yanıp sönüp tamamen söndü.

"Çöp," diye mırıldandı Samet, dişlerinin arasından. "Akü sıfırlanmış."

Sokakta geçirdikleri her saniye risk demekti. İlerideki ana caddeden yükselen bağrışmalar ve bir yerlere çarpan araç sesleri giderek yaklaşıyordu. Sokak girişinde, üzerleri kanlı iki karartı binaların gölgesinden yola doğru sendeleyerek çıkmaya başladı.

"Düzgün bir şey bulmamız lazım, vakit yok," dedi Burak etrafı analiz ederken.

İki sokak öteye, mahallenin daha tenha arka kısımlarına doğru hızlı adımlarla koştular. Nefesleri kesilmek üzereyken müstakil bir evin açık garajında duran siyah bir Duster gördüler. Aracın kasası sağlam, lastikleri yeni duruyordu.

Bilge hemen sürücü tarafına yanaştı. Levyeyi kapı aralığına sokup güç uyguladı. Metalin esneme sesiyle birlikte kilit dili gıcırtıyla attı. İçeri kayıp direksiyonun altındaki muhafazayı söktü. Kabloları dışarı çıkartırken elleri terden kayıyordu.

Tam o sırada gökyüzü bir kez daha gürledi. Şiddetli bir rüzgâr sokaktaki tozları havaya savurdu ve hemen ardından ilk iri yağmur damlaları arabanın kaputuna tıkır tıkır düşmeye başladı.

"Çabuk ol Bilge, üzerimize geliyorlar!" dedi Samet, sokağın başından onlara doğru koşan iki yaratığı fark edip öne hamle yaparken.

Bilge kabloları hırsla birbirine sürttü. Çıkan kıvılcımlarla birlikte motor önce bir bocaladı, ardından güçlü bir gürültüyle çalıştı. Yağmur bir anda sağanağa dönüştü; camları sicim gibi döven yağmur dışarıdaki görüşü neredeyse sıfıra indirdi.

"Atlayın!" diye bağırdı Bilge.

Yaratıklardan biri arabanın arka kapısına kendini çarptığı an herkes içeri fırladı. Bilge vitesi sertçe takıp gaza yüklendi. Araç sağanak yağmurun altında kayarak sokağı yardı ve hızla öne fırladı.

Ceyhan'ın ana arterleri araç yangınları ve kilitlenmiş matematikle doluydu. Silecekler son hızda çalışsa da önlerini görmek güçleşmişti. Burak arkadan öne doğru eğilip, "Kavşaklara girmeyin, sağdan otobana bağlanan kestirme köy yoluna kır!" diye bağırdı.

Bilge direksiyonu sertçe kırdı. Şehrin merkezindeki kaosu ve yükselen dumanları arkalarında bırakıp otoban bağlantısına, oradan da tenha Ceyhan-Yumurtalık yoluna çıktılar.

Sağanak yağmur altında ilerlerken çocukların üzerindeki gerilim bir nebze azalsa da benzin ibresi çeyrek deponun altındaydı ve yanlarında hiç erzak yoktu.

"İleride, köy girişinde küçük bir benzinlik ve yanında bakkal var," dedi Vedat. "Orada duracağız. Yakıt alıp ne bulursak bagaja atacağız." Sağanak yağmur köyün girişini adeta gri bir perdeyle kapatmıştı. Araç, tenha ve terk edilmiş görünen benzinliğin önünde yavaşlayıp durdu. Ne etraftaki tek katlı müstakil evlerde bir yaşam belirtisi vardı ne de benzinliğin içinde bir hareket.

"Herkes dikkatli olsun," dedi Vedat, kapıyı aralamadan önce. "İçeride kimse yok gibi duruyor ama ses çıkarmayın."

Araçtan inip yağmurun altında hızla bakkalın cam kapısına yanaştılar. Kapı kilitli değildi, içeri girdiklerinde taze ekmek ve rutubet kokusu karışımı bir hava onları karşıladı. Burak hemen kapının yanında durup dışarıyı gözetlemeye başlarken; Vedat, Samet ve Bilge buldukları büyük boy çöp poşetlerine ve bulabildikleri çantalara erzak doldurmaya başladılar.

Konserve kutuları, büyük boy pet sular, bisküviler, çikolatalar ve birkaç paket pil... Ne bulurlarsa hızla poşetlere atıyorlardı. Bilge kasanın altından bulduğu birkaç büyük boy feneri ve çakmakları da çantasına tıkıştırdı.

"Bu kadar yeter, arabanın yanındaki manuel pompayı kontrol edip benzin dolduralım," dedi Vedat.

Dışarı çıkıp bagaja eşyaları fırlattılar. Bilge pompayı depoya sokup yedek yakıtı doldururken yağmurun sesi aniden yön değiştiren rüzgârla daha da şiddetlendi.

Tam aracın deposu dolup kapağı kapattıkları sırada, Burak gözlüğünün camına düşen damlaları silerek yolu işaret etti. "Beyler... Bir sorunumuz var."

Vedat ve diğerleri başlarını çevirdi.

Geldikleri Ceyhan yönündeki ana yoldan, yağmurun ve sisin arasından onlarca karartı belirmeye başlamıştı. Üzerleri çamur ve kan içinde kalan, ağır ama kararlı adımlarla ilerleyen koca bir sürü... Asıl kötü olan ise, gidecekleri Ayas yönündeki yolun karşısından da benzer bir grubun yolu kapatmış olmasıydı.

Geriye dönecek yolları da, ileriye gidecek yolları da kesilmişti. Ellerinde silah veya kendilerini koruyacak ciddi bir ekipman yoktu.

"Savaşamayız, çok fazlalar!" dedi Samet, dikiz aynasından arkadaki kalabalığı süzerek. "Bizi iki taraftan da sıkıştırıyorlar amk!"

Vedat soğukkanlılığını korumaya çalışarak sokağın sağındaki geniş pamuk tarlasına baktı. Şiddetli yağmur yüzünden toprak tamamen çamura ve balçığa dönüşmüştü.

"Yolu unutun!" dedi Vedat, ön koltuğa fırlayarak. "Bilge, direksiyona geç! Tarladan süreceksin!"

"Tarla çamur gölüne dönmüş Vedat! Saplanıp kalırız!" diye bağırdı Bilge.

"Başka şansımız yok! Çift çekere al, durursan biteriz! Gaza bas!"

Herkes araca atladı. Bilge vitesi sertçe takıp direksiyonu sağa, tarlaya doğru kırdı. Araç, yol kenarındaki toprak birikintisini aşıp çamurlu pamuk tarlasına daldı. Çamur ve pis su dalgaları arabanın camlarına, kaportasına şiddetle çarptı.

Yaratıklardan birkaçı aracın yan kapılarına doğru hamle yaptı ancak çamurun içinde savrulan Duster, mahlukları ezerek ve geride koyu bir çamur izi bırakarak tarlayı yarmaya başladı. Motor inliyor, tekerlekler boşa dönme tehlikesi geçiriyordu ama Bilge ayağını gazdan bir milim bile çekmedi.

Saniyeler süren o gerilimli çamur banyosunun ardından, araç tarlanın diğer ucundaki stabilize köy yoluna çıkmayı başardı. Çamur içinde kalmış siyah Duster, arkasında sürüyü ve tıkanmış yolları bırakarak güvenli bir şekilde Ayas yolunda ilerlemeye başladı.

Yorumlar

  • DJ Slot: Yağmur ve kötü hava aman dikkatli olunmalı
  • Lopas: ĞWLDĞWÖDĞWLŞELWŞE EVET HA
  • Lopas: Aynen öyleee
  • Akduman: vedatın sakinliği bu karmaşada önemliydi
  • Ahmet Poyraz: samet o kadar da umutsuz olma Bir çözüm bulacağız
  • Lopas: Aynen
  • Lopas: Evet
  • Duygu Aktaş: @vedatismail tüm dikkatin orada ama başka seçeneğiniz kalmadı
  • Aslı Zorlu: vedat tam zamanında sessiz olmaya dikkatinizi çekti