11. Bölüm - Tanık
Ali fotoğrafa uzun süre baktı.
Kadının yüzünü tanımıyordu.
Ama annesinin yüzündeki korku her şeyi anlatıyordu.
— Anne... Bu kadın kim?
Emine cevap vermedi.
Murat fotoğrafı Ali'nin elinden aldı.
Fotoğrafın arkasını çevirdi.
Orada tek bir tarih vardı:
17 Mart 2008.
Murat'ın yüzü değişti.
— Bu fotoğrafın sende olmaması gerekiyordu.
Polis hemen sordu:
— Neden?
Murat cevap vermedi.
Polis elini telsizine götürdü.
— Herkes sakin olsun. Bu dosya artık yeniden açıldı.
Ali polise döndü.
— Ben neye tanığım?
Polis:
— Bunu senin hatırlaman gerekiyor.
— Ama hiçbir şey hatırlamıyorum.
— O gece dokuz yaşındaydın.
Ali'nin kaşları çatıldı.
— Ben on dokuz yaşındaydım.
Polis başını salladı.
— Hayır.
Ali dondu.
— Ne?
Polis dosyayı gösterdi.
— Resmî kayıtlara göre sen 2008'de dokuz yaşındaydın.
Ali'nin gözleri büyüdü.
— Bu imkânsız.
Emine ağlamaya başladı.
— Ali...
— Ben 1999 doğumluyum.
— Hayır, oğlum.
Emine'nin sesi titriyordu.
— Seni dokuz yaşında bulduğumuzda...
Ali geri çekildi.
— Beni bulduğunuzda?
Murat araya girdi.
— Ali, artık bunu öğrenmenin zamanı geldi.
— Neyi?
Murat derin bir nefes aldı.
— Senin çocukluğun sandığın şeylerin çoğu gerçek değil.
Ali'nin gözleri doldu.
— Ben kimim?
Murat cevap vermeden önce polis konuştu:
— Bunu öğrenmenin bir yolu var.
Ali:
— Nasıl?
— DNA testi.
Hastaneye gittiler.
Ali'nin elinden kan örneği alındı.
Sonuçların çıkması beklenirken kimse konuşmadı.
Saatler sonra doktor odaya girdi.
Elinde bir dosya vardı.
Ali ayağa kalktı.
— Sonuç?
Doktor dosyayı açtı.
— Birinci test...
Durdu.
— Hasan Bey ile biyolojik bağınız var.
Ali'nin gözleri doldu.
— Yani babam...
— Evet.
Ali derin bir nefes aldı.
Fakat doktor devam etti:
— Ancak ikinci sonuç daha ilginç.
Ali'nin yüzü değişti.
— Nedir?
Doktor:
— Emine Hanım sizin biyolojik anneniz değil.
Odadaki herkes sustu.
Ali'nin gözleri annesine çevrildi.
Emine başını öne eğdi.
— Özür dilerim.
Ali'nin sesi çıkmadı.
Doktor dosyayı kapattı.
— Bir başka eşleşme daha var.
— Kiminle?
Doktor cevap vermeden önce kapı açıldı.
İçeri genç bir kadın girdi.
Ali onu görünce dondu.
Kadının yüzü fotoğraftaki kadına benziyordu.
Kadın gözyaşları içinde:
— Ben Selma.
Emine'nin yüzü bembeyaz oldu.
Selma ona baktı.
— Yıllardır benden kaçtın.
Emine başını kaldırdı.
— Seni öldü biliyordum.
Selma acı bir gülümsemeyle:
— Çünkü öyle sanmanı istedim.
Ali ikisine baktı.
— Siz kimsiniz?
Selma ona doğru yaklaştı.
— Ben senin gerçek annenim.
Ali'nin dizleri titredi.
— Hayır...
Selma elindeki eski bir fotoğrafı ona uzattı.
Fotoğrafta bebek Ali vardı.
Kucağında ise Selma.
Fotoğrafın arkasında şu yazıyordu:
"Oğlumu senden geri alacağım, Emine."
Ali başını kaldırdı.
— O zaman neden beni bıraktın?
Selma'nın gözlerinden yaş süzüldü.
— Çünkü seni bırakmadım.
Bir an sustu.
— Seni benden aldılar.
Ali'nin nefesi kesildi.
— Kim?
Selma, Hasan'a baktı.
Hasan gözlerini kaçırdı.
Selma'nın sesi titredi:
— Hasan.
Ali yavaşça babasına döndü.
— Beni annemden sen mi aldın?
Hasan'ın gözleri doldu.
— Seni korumak zorundaydım.
— Beni kimden?
Hasan cevap vermedi.
Selma ise fısıldadı:
— Kemal'den.
Ali'nin gözleri büyüdü.
— Ama Kemal benim babam değil miydi?
Selma başını salladı.
— Hayır.
— O zaman kim?
Selma bir adım yaklaştı.
— Babanı sana yıllardır yanlış anlattılar.
Ali'nin kalbi hızlandı.
Selma'nın söylediği son cümle odadaki herkesi susturdu:
— Senin gerçek baban... Murat.