13. Bölüm - İsimsiz Çocuk
Ali'nin elindeki DNA raporu yere düştü.
— Ne demek... benim oğlun olmadığımı söylüyorsun?
Hasan'ın gözleri doldu.
— Seni ben büyüttüm. Ama seni ben yaratmadım.
— O zaman kim?
Hasan cevap vermedi.
Ali ona doğru bir adım attı.
— Artık susma.
Hasan başını kaldırdı.
— Çünkü senin gerçek babanı hiç kimse bilmiyor.
— Sen biliyorsun.
— Hayır.
— Yalan!
Ali'nin sesi bodrumda yankılandı.
Hasan gözlerini kapattı.
— Seni doğduğun gün hastaneden aldım.
— Kimden?
— Bilmiyorum.
Ali olduğu yerde kaldı.
— Ne?
Hasan devam etti:
— O gece hastanede elektrikler kesildi. Doğum kayıtları karıştı.
Üç bebek kayboldu.
Ali'nin yüzü bembeyaz oldu.
— Üç bebek...
— Sen, Zeynep ve Derya.
Ali başını iki yana salladı.
— Hayır. Zeynep ve Derya ikizdi.
Hasan:
— Bunu yıllarca böyle bildik.
— "Bildik" ne demek?
— Çünkü hastaneden bize verilen kayıtlar sahteydi.
Ali'nin aklına fotoğraf geldi.
Üç çocuk.
Aynı gece.
Aynı hastane.
— O zaman gerçek ne?
Hasan cebinden eski bir belge çıkardı.
— Bunu yıllardır saklıyorum.
Ali belgeyi aldı.
Üzerinde üç isim vardı.
1. Bebek A — Erkek
2. Bebek B — Kız
3. Bebek C — Kız
Ali'nin elleri titredi.
— Yani...
Hasan başını salladı.
— O gece üçüz doğmuş olabilir.
— "Olabilir" mi?
— Çünkü kayıtların bir kısmı kayıp.
Ali belgeyi buruşturacak kadar sıktı.
— Ben hangisiyim?
Hasan gözlerini kaçırdı.
— Bilmiyorum.
Ali'nin gözlerinden yaş aktı.
— Bunca yıl... beni kim olduğumu bilmeden mi büyüttünüz?
— Seni kaybetmekten korktuk.
— Beni kimden?
Hasan cevap vermedi.
Tam o sırada bodrumun kapısı açıldı.
Murat içeri girdi.
— Hasan!
Hasan döndü.
— Buraya gelmemeliydin.
Murat Ali'ye baktı.
— Sana gerçeği söylemeye geldim.
Ali acı bir gülümsemeyle:
— Artık hanginizin gerçeğini dinleyeceğimi bilmiyorum.
Murat başını eğdi.
— Haklısın.
Sonra cebinden küçük bir fotoğraf çıkardı.
— Ama bunu görünce anlayacaksın.
Fotoğrafta bir kadın vardı.
Kucağında yeni doğmuş bir bebek.
Kadının yüzü Ali'ye yabancı değildi.
Ali fotoğrafa dikkatle baktı.
Sonra gözleri büyüdü.
— Bu...
Murat:
— Evet.
— Bu kadın...
Ali'nin sesi titredi.
— Benim
gerçek annem.
Murat başını salladı.
— Evet.
Ali kadının yüzüne baktı.
Fakat bir ayrıntı onu dehşete düşürdü.
Kadın, yıllar önce öldüğü söylenen Selma'ya tıpatıp benziyordu.
— Selma değil mi?
Murat cevap vermedi.
Ali fotoğrafın arkasını çevirdi.
Tek bir cümle yazıyordu:
"Bu çocuk benim değil. Onu annesinden aldım."
Ali'nin kalbi hızlandı.
— Kim yazmış bunu?
Murat:
— Selma.
Ali yavaşça başını kaldırdı.
— O zaman gerçek annem kim?
Murat cevap vermeden önce kapının dışından bir kadın sesi geldi:
— Ben.
Herkes sustu.
Kapıda bir kadın duruyordu.
Ali kadını görünce nefesini tuttu.
Çünkü bu yüzü yıllardır her gece rüyalarında görüyordu.
Ama bunun mümkün olması imkânsızdı.
Kadın ağlayarak Ali'ye baktı.
— Oğlum...
Ali'nin dudaklarından tek kelime çıktı:
— Anne?
Kadın başını salladı.
— Evet.
Ali ona doğru yürüdü.
Fakat kadın bir anda durdu.
— Sana yaklaşamam.
— Neden?
Kadın gözlerini Hasan'a çevirdi.
— Çünkü seni benden alan kişi hâlâ burada.
Ali yavaşça Hasan'a baktı.
Hasan'ın elindeki silah yere düştü.
Kadın titreyen bir sesle konuştu:
— Ben
Emine değilim.
Ali dondu.
— Peki kimsin?
Kadın gözyaşlarını sildi.
— Ben
Zeynep'in gerçek annesiyim.
Ali'nin kalbi sıkıştı.
— Ama Zeynep'in annesi...
Kadın başını salladı.
— Sana yıllardır anlatılan aile, gerçek aile değildi.
Sonra Ali'nin elini tuttu.
— Çünkü sen...
Bir an sustu.
— Benim
oğlum değilsin.
Ali'nin yüzü düştü.
Kadın devam etti:
— Sen benim kızımın çocuğusun.
Ali'nin nefesi kesildi.
— Zeynep'in mi?
Kadın başını salladı.
— Evet.
Bodrumda ağır bir sessizlik oluştu.
Ali geriye doğru sendeledi.
Zeynep'in kayıp olduğu gece...
Deniz...
Murat...
Bütün sırlar...
Bir anda tek bir noktada birleşmişti.
Ali, yıllardır kardeşi sandığı Zeynep'in oğluydu.
Tam o sırada dışarıdan bir silah sesi duyuldu.
Kadın yere yığıldı.
Ali bağırdı:
— ANNE!
Kapının önünde biri kaçıyordu.
Ali peşinden koştu.
Karanlık koridorda kaçan kişinin arkasından sadece bir cümle
duyuldu:
— Zeynep hiçbir zaman kaybolmadı. Onu ben sakladım.
Ali durdu.
Çünkü sesi tanımıştı.
Kendi annesinin sesiydi.