Keşfet

15. Bölüm - Sessizliğin Sonu

Kırık Bir Hayatın Sessizliği

Ali, karşısındaki küçük kıza bakıyordu.

Kızın yüzünde kendisinden bir parça vardı.

Aynı gözler...

Aynı bakış...

Aynı kaşlar.

Ali'nin dudakları titredi.

— Bu... benim ikizim mi?

Zeynep başını salladı.

— Evet.

— Adı ne?

Kız cevap verdi:

— Elif.

Ali yavaşça ona yaklaştı.

Elif geri çekilmedi.

Sadece Ali'ye baktı.

— Beni neden bunca yıl sakladılar?

Zeynep gözyaşlarını sildi.

— Çünkü sen doğduğunda hastanede bir karmaşa çıktı. Seni ve

Elif'i birbirinden ayırdılar.

Ali:

— Kim yaptı bunu?

Zeynep:

— Hasan.

Ali başını çevirdi.

Hasan gözlerini kapatmıştı.

— Seni korumaya çalışıyordum.

Ali:

— Beni kardeşimden ayırarak mı?

Hasan'ın sesi titredi.

— Eğer sizi birlikte bıraksaydım ikiniz de ölecektiniz.

Ali sustu.

Yıllardır nefret ettiği adamın yüzünde ilk kez yalnızca korku

değil, pişmanlık da görüyordu.

Zeynep Ali'nin yanına geldi.

— Ben seni kardeşim gibi büyüttüm çünkü sana gerçeği söylemem

yasaktı.

Ali ona baktı.

— Ama sen benim annemsin.

Zeynep ağlayarak başını salladı.

— Evet.

Ali yıllarca içinde taşıdığı öfkeyi bir anda bırakamadı.

Ama ilk kez Zeynep'e sarıldı.

— Seni çok özledim.

Zeynep'in gözlerinden yaşlar süzüldü.

— Ben de oğlum.

Aylar sonra...

Hayat yavaş yavaş normale dönmeye başladı.

Selma hayatta kalmıştı.

Derya, Deniz ve Elif artık aynı evde yaşıyordu.

Murat ise yıllarca saklandığı hayattan vazgeçmiş, polise teslim

olmuştu.

Hasan da bütün gerçekleri anlatmıştı.

Kemal'in ölümüyle ilgili soruşturma yeniden açılmıştı.

Ali ise çocukluğundan kalan bütün fotoğrafları bir kutuda

topluyordu.

Bir akşam Zeynep yanına geldi.

— Biliyor musun?

— Ne?

— Bütün hayatımızı bir yalanın içinde geçirdik.

Ali hafifçe gülümsedi.

— Ama artık yalan söylemek zorunda değiliz.

Zeynep onun omzuna başını yasladı.

— Bazen insan gerçeği öğrenince mutlu olmuyor.

Ali pencereden dışarı baktı.

— Ama en azından kendi hayatını yaşamaya başlıyor.

O sırada kapı çaldı.

Deniz içeri girdi.

Elinde eski bir zarf vardı.

— Ali.

— Ne oldu?

— Bunu buldum.

Ali zarfı aldı.

Üzerinde hiçbir isim yoktu.

Sadece bir tarih vardı:

17 Mart 2008.

Ali zarfı açtı.

İçinden küçük bir kâğıt çıktı.

Tek bir cümle yazıyordu:

"Her şeyi öğrendiğini sanıyorsan yanılıyorsun."

Ali'nin yüzündeki gülümseme kayboldu.

Kâğıdın altında bir isim vardı.

Kemal Arslan.

Ali'nin eli titredi.

— Bu imkânsız.

Deniz yaklaştı.

— Neden?

Ali kâğıdı ona gösterdi.

— Çünkü bu mektup...

Bir an sustu.

— Kemal'in ölümünden üç

yıl sonra yazılmış.

Deniz'in yüzü değişti.

— Yani...

Ali başını kaldırdı.

— Ya biri onun adına yazıyor...

Kapının önünden bir ses geldi.

— Ya da...

Herkes kapıya döndü.

Kapıda yaşlı bir adam duruyordu.

Adam yavaşça içeri girdi.

Ali onu tanımıyordu.

Adam masanın üzerine eski bir fotoğraf bıraktı.

Fotoğrafta Kemal vardı.

Yanında ise...

Ali'nin hiç tanımadığı bir çocuk.

Yaşlı adam konuştu:

— Kemal ölmedi.

Odadaki herkes dondu.

— O gece öldürülen kişi başka biriydi.

Ali'nin kalbi hızlandı.

— Peki Kemal nerede?

Adam Ali'nin gözlerinin içine baktı.

— Seni

yıllardır izliyor.

Ali'nin elindeki mektup yere düştü.

Ve hikâyenin son cümlesi, odadaki herkesi sessizliğe gömdü:

Çünkü Ali'nin bütün hayatını değiştiren sırlar, aslında Kemal'in

gerçek planının yalnızca başlangıcıydı.

Yorumlar

  • Azad Yiğit: Sagolun teşekkürler 🙏
  • İkbal Sürücü: Kalemine sağlık