7. Bölüm - Kan Bağı
Ali, fotoğrafı elinde tutarken parmaklarının titrediğini hissediyordu.
Murat'ın yüzüne tekrar baktı.
Sonra kendi yüzüne.
Aradaki benzerlik inkâr edilemeyecek kadar açıktı.
Aynı gözler.
Aynı kaş çizgisi.
Aynı çene...
Ali, yıllardır tanıdığı hayatın bir başkasının yazdığı hikâyeden ibaret
olduğunu ilk kez bu kadar açık hissediyordu.
Zeynep yerde oturuyordu.
Mahir kapıya koşmuş, karanlık koridora bakıyordu.
— Ateş eden kimdi? — diye sordu Ali.
Mahir cevap vermedi.
Ali kardeşine döndü.
— Zeynep, bana gerçeği söyle.
Zeynep başını kaldırdı.
Gözlerinde korkudan çok yorgunluk vardı.
— Murat senin kardeşindi.
Ali dondu.
— Ne?
— Babanın oğlu değildi.
— O zaman kimindi?
Zeynep gözlerini kapattı.
— Annemin.
Ali'nin yüzündeki ifade değişti.
— Annemin... başka bir çocuğu mu vardı?
— Evet.
Mahir araya girdi.
— Ali, bunu burada konuşamayız.
— Hayır!
Ali ayağa kalktı.
— Yeter artık! Herkes bana "sonra anlatırım" diyor. Herkes bir şey
saklıyor. Ben artık hiçbir şeyi sonra dinlemek istemiyorum!
Zeynep ağlamaya başladı.
— Annem seni korumak için sakladı.
— Beni neden korusun?
— Çünkü Murat'ın doğduğu gece bir adam öldürüldü.
Ali sustu.
— Kim öldürüldü?
Zeynep cevap vermeden önce kapının dışından ayak sesleri geldi.
Mahir fısıldadı:
— Gitmeliyiz.
Üçü birlikte hastaneden çıktılar.
Yağmur başlamıştı.
Ali arabaya bindiklerinde Zeynep ön koltuğa oturdu.
Uzun süre kimse konuşmadı.
Sonunda Ali sordu:
— Murat nerede?
Zeynep camdan dışarı baktı.
— Öldü.
— Ne zaman?
— Senin Zeynep'in kaybolduğunu sandığın gece.
Ali'nin kalbi sıkıştı.
— Trafik kazasında öldüğünü söylemişlerdi.
— Yalan.
— Nasıl öldü?
Zeynep dudaklarını ısırdı.
— Öldürüldü.
Arabanın içi sessizliğe gömüldü.
Ali direksiyonu daha sıkı tuttu.
— Kim öldürdü?
Zeynep gözlerini ona çevirdi.
— Baban.
Ali frenlere bastı.
Araba yolun ortasında durdu.
— Babam mı?
Zeynep ağlayarak başını salladı.
— Ama seni korumak için yaptı.
— Birini öldürmenin neresi korumak?
— Çünkü Murat seni öldürmeye çalışıyordu.
Ali'nin nefesi kesildi.
— Neden?
Zeynep cevap vermekte zorlandı.
Sonunda:
— Çünkü Murat, senin gerçek babanın kim olduğunu öğrenmişti.
Ali'nin gözleri doldu.
— Gerçek babam...
Zeynep başını eğdi.
— Hasan senin biyolojik baban değil.
Ali'nin dünyası sessizce yıkıldı.
Yıllardır babası bildiği adam...
Annesi...
Zeynep...
Murat...
Hepsi aynı sırrın etrafında dönüyordu.
Ali arabadan indi.
Yağmur yüzüne vuruyordu.
Gökyüzüne baktı.
— Peki benim gerçek babam kim?
Zeynep arabadan indi.
Elindeki eski fotoğrafı Ali'ye uzattı.
Fotoğrafın arkasında bir isim yazıyordu:
"Kemal Arslan."
Ali ismi okudu.
— Bu kim?
Zeynep cevap vermeden önce telefon çaldı.
Arayan Hasan'dı.
Ali telefonu açtı.
Karşı taraftan babasının titreyen sesi geldi:
— Zeynep senin yanındaysa hemen ondan uzaklaş.
Ali şaşırdı.
— Neden?
Hasan birkaç saniye sustu.
Sonra söylediği cümle Ali'nin kanını dondurdu:
— Çünkü Zeynep'in sana anlattıklarının yarısı yalan.
Telefon kapandı.
Ali kardeşine baktı.
Zeynep'in yüzü bembeyazdı.
— Abi...
— Babam neden senin yalan söylediğini söyledi?
Zeynep gözlerini kaçırdı.
Ve ilk kez Ali'nin karşısında söylemekten korktuğu şeyi söyledi:
— Çünkü ben... Zeynep değilim.
Ali'nin yüzü dondu.
— Ne?
Kadın gözyaşları içinde fısıldadı:
— Ben onun ikiziyim.
Tam o anda Ali'nin telefonu yeniden çaldı. Ekranda arayan kişinin
adı görünüyordu:
"Zeynep."