8. Bölüm - İki Kardeş
Telefon çalmaya devam ediyordu.
Ali ekrandaki isme bakıyordu:
ZEYNEP
Karşısındaki kadın ise gözyaşları içinde ona bakıyordu.
— Abi, açma.
Ali telefonu kadının yüzüne doğru kaldırdı.
— O zaman sen kimsin?
Kadın cevap vermedi.
Telefon sustu.
Birkaç saniye sonra tekrar çaldı.
Bu kez Ali açtı.
— Alo?
Karşı taraftan bir kadın sesi geldi.
Kısık ve titrek...
— Ali?
Ali'nin nefesi kesildi.
Ses gerçekten Zeynep'e aitti.
— Sen kimsin?
Karşı taraf sustu.
— Beni nereden arıyorsun?
— Çünkü seni yıllardır arıyorum.
Ali gözlerini karşısındaki kadından ayırmadı.
— Zeynep nerede?
Telefonun diğer ucundaki kadın ağlamaya başladı.
— Yanında.
Ali'nin yüzü gerildi.
— Ne demek "yanında"?
— Sana kendini benim gibi tanıtan kişiye dikkat et.
Ali'nin gözleri karşısındaki kadına çevrildi.
— Adın ne?
Telefon kapandı.
Ali hemen geri aradı.
Numara kullanılamıyordu.
Arabada kimse konuşmuyordu.
Sonunda Ali direksiyondan ellerini çekti.
— Bana her şeyi anlat.
Kadın gözlerini kapattı.
— Benim adım Derya.
— Zeynep'in ikizi misin?
— Evet.
— O zaman Zeynep nerede?
Derya başını eğdi.
— On iki yıl önce ayrıldık.
— Neden?
— Çünkü baban bizi birbirimizden ayırdı.
Ali'nin kaşları çatıldı.
— Neden?
Derya derin bir nefes aldı.
— Çünkü ikimizden biri Kemal'in kızı değildi.
Ali sustu.
— Kemal Arslan bizim gerçek babamız değildi. Annemizin yıllar önce birlikte
olduğu adamdı.
— Hasan bunu biliyor muydu?
— Her şeyi biliyordu.
Ali yumruklarını sıktı.
— Peki benim gerçek babam kim?
Derya çantasından eski bir zarf çıkardı.
Zarfın üzerinde Ali'nin doğum tarihi yazıyordu.
Ali zarfı açtı.
İçinden eski bir hastane belgesi çıktı.
Anne: Emine
Baba: Kemal Arslan
Ali'nin gözleri büyüdü.
— Kemal benim babam mı?
Derya başını salladı.
— Evet.
Ali'nin aklı karıştı.
— Ama Hasan...
— Hasan seni kendi oğlu gibi büyüttü.
— Neden?
Derya gözlerini yere indirdi.
— Çünkü Kemal öldüğünde geride büyük bir borç ve büyük bir düşmanlık
bıraktı. Hasan seni koruyacağını düşündü.
Ali belgeye baktı.
— Murat?
Derya cevap vermeden önce uzun süre sustu.
— Murat da Kemal'in oğluydu.
Ali'nin gözleri büyüdü.
— Yani...
— Evet. Murat senin kardeşindi.
Ali koltuğa yaslandı.
Bir anda yıllardır anlam veremediği her şey anlam kazanmaya başlamıştı.
Murat'ın kendisine benzeyen yüzü...
Babası Hasan'ın korkusu...
Zeynep'in kayboluşu...
Deniz...
Fakat bir şey hâlâ açıklanamıyordu.
— Zeynep neden ortadan kayboldu?
Derya gözlerini kapattı.
— Çünkü Murat'ın ölümünü gördü.
Ali'nin kalbi hızlandı.
— Murat'ı babam mı öldürdü?
— Hayır.
Ali şaşırdı.
— Az önce Zeynep öyle söyledi.
Derya başını salladı.
— Zeynep sana yalan söyledi.
— Neden?
Derya'nın gözlerinden yaş süzüldü.
— Çünkü Murat'ı öldüren kişi...
Bir süre sustu.
Sonra fısıldadı:
— Benim.
Ali'nin yüzü bembeyaz oldu.
— Sen mi?
— Murat, Deniz'i almak istedi. Zeynep'i öldürmekle tehdit etti. Ben onları
korumak için...
Derya cümlesini tamamlayamadı.
Ali arabadan indi.
Yağmur yeniden başlamıştı.
Yıllardır aradığı gerçek, onu rahatlatmak yerine daha büyük bir karanlığın
içine çekiyordu.
Tam o sırada arabanın arka koltuğundan bir ses geldi.
Ali dondu.
Arka kapı yavaşça açıldı.
İçeriden genç bir adam indi.
Ali ona baktı.
Adamın yüzü tanıdık geliyordu.
Çok tanıdık.
Genç adam Ali'ye doğru yürüdü.
— Abi...
Ali'nin kalbi duracak gibi oldu.
— Sen kimsin?
Genç adam cebinden eski bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta Murat vardı.
Yanında ise küçük bir çocuk.
Genç adam fotoğrafı Ali'ye uzattı.
— Ben Deniz.
Ali'nin dizlerinin bağı çözüldü.
Çünkü Deniz'in yüzünde...
kendi yüzünü görüyordu.
Ama genç adamın söylediği sonraki cümle her şeyi yeniden değiştirdi:
— Annem Zeynep değil. Derya da değil. Beni doğuran kadın... Emine.
Ali'nin annesinin adıydı bu.
Ve Ali o anda, yıllardır annesi sandığı kadının kendisinden başka
bir çocuğu olduğunu öğrendi.
Yorumlar
- Azad Yiğit: 🤫🤫🤫🤫
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: 😮
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: Vayy beee