KIRIK SINIRLAR
KIRIK SINIRLAR – 1. BÖLÜM SENARYOSU
Karakterler:
Akın Keskin (Tolga Sarıtaş): Sınır bölgesindeki riskli bir karakolda görev yapan, sert, disiplinli, aynı zamanda içinde derin bir vicdan muhasebesi barındıran yüzbaşı.
Defne Keskin (Afra Saraçoğlu): Akın’ın eşi. Sınır kasabasındaki bir sağlık ocağında gönüllü olarak çalışan, idealist, güçlü ve hayatın zorluklarına göğüs germiş bir doktor.
1. BÖLÜM: GÖRÜNMEZ DUVARLAR
1. KISIM: TOZ VE YALNIZLIK
Güneş, çorak toprakların ve kum fırtınasının ardından solgun bir kızıllıkla doğuyor. Sınır karakolunun üzerinde dalgalanan Türk bayrağı, sert rüzgârla dalgalanırken uzaktan gelen helikopter sesleri havayı yarıyor.
Karakolun içi hareketlidir. Askerler koştururken, Yüzbaşı Akın Keskin elindeki telsizle son durumu kontrol etmektedir. Yüzündeki yorgunluk ve toz tabakası, günlerdir uykusuz geçen operasyonların izini taşır.
AKIN
(Telsizden)
– Bölgeyi taramadan kimse geri dönmeyecek. Sınır hattında en ufak bir hareketlilikta bilgi alacağım. Anlaşıldı mı?
Operasyondan yeni dönmüştür ama dinlenmeye vakti yoktur. Gözü, karakolun penceresinden uzaktaki küçük lojmana takılır. Orada, her sabah olduğu gibi Defne'yi bekleyen sessiz bir hayat vardır.
2. KISIM: SAĞLIK OCAĞI VE GERÇEKLER
Kasabanın merkezindeki küçük sağlık ocağı oldukça kalabalıktır. Defne, kucağındaki hasta bir çocuğa merhem sürerken, yüzündeki şefkatli gülümseme etrafındakilere umut vermektedir.
Kapı aralanır, köylülerden yaşlı bir adam içeri girer.
YAŞLI ADAM
– Doktor kızım, yine yorgun görünüyorsun. Akın Oğul gelmedi mi dağdan?
DEFNE
(Gülümsemeye çalışarak)
– Operasyonda amca, bilirsin işi bitmeden dönmez. Biz iyiyiz, buraya odaklanalım.
Defne, dışarıdan güçlü görünmeye çalışsa da her an çalabilecek kötü bir telefonun korkusunu kalbinin en derininde taşımaktadır. Evlidirler ama bu coğrafyada evlilik demek, her an bir veda ihtimaliyle aynı yastığa baş koymak demektir.
3. KISIM: AKŞAM / LOJMAN BULUŞMASI
Gece düşer. Sınırda çıt çıkmamaktadır; sadece uzaktan gelen baykuş sesleri ve rüzgârın uğultusu vardır.
Lojmanın loş ışıklı mutfağında Akın ve Defne karşı karşıya oturur. Masada sade bir akşam yemeği vardır ama ikisinin de boğazından bir şey geçmektedir. Akın’ın elleri toz içindedir, üniformasının omzunda hafif bir yırtık vardır.
Defne sessizce kalkar, bir kap su getirip Akın’ın ellerindeki tozları ve hafif sıyrıkları temizlemeye başlar.
DEFNE
– Ne zaman bitecek bu Akın? Ne zaman sadece akşamları aynı masada yemek yiyebileceğimiz bir hayatımız olacak?
Akın, Defne’nin ellerini tutar. Sertleşmiş parmakları, Defne’nin yumuşak ellerinin üzerinde durur. Gözlerinde eşine duyduğu derin aşk ama aynı zamanda suçluluk duygusu vardır.
AKIN
– Burası kırık bir coğrafya Defne. Biz bu sınırları korumazsak, o kırıklar gelip kapımıza dayanacak. Seni bu ateşe attığım için...
DEFNE
(Parmağıyla Akın’ın dudaklarını kapatır)
– Sus. Ben bu ateşe kendim geldim. Seni sevmek bu topraklarda nefes almak demek. Ama korkuyorum Akın... Bir gün bu kapı çalındığında, içeri sadece haberin gelmesinden korkuyorum.
4. KISIM: GECE YARISI ALARMI
Tam o sırada dışarıdan siren sesleri yankılanır. Karakoldan gelen acil durum düdüğü bütün kasabayı ayağa kaldırır.
Akın anında ayağa kalkar, masadaki tabancasını ve beresini kuşanır.
AKIN
– Sınırın batı yakasında hareketlilik var. Gitmem gerekiyor.
DEFNE
(Gözleri dolmuş ama dik durmaya çalışarak)
– Dikkat et. Lütfen...
Akın kapıdan çıkarken son kez geri döner, Defne’nin gözlerine bakar. Evlerin, duvarların ve coğrafyanın onları böldüğü bu ince çizgide, birbirlerine uzanan elleri havada asılı kalır. Akın karanlığa karışırken, Defne lojmanın penceresinde yalnız kalır.
Ufukta patlayan bir projektör ışığıyla birinci bölüm kararır.
Yorumlar
- Sümeyye: akının elleri ne kadar yorgun görünüyor onu daha iyi hissettirmelisin defne
- Ege Pektaş: Ayrılık korkusu çok zor defne için akın de dikkat et kendine @basakkamabasak
- Deniz Deveci: defne akına başlamadan yalnız kalmamalıydı bu sevgi çok ağır