KIRIK SINIRLAR
2. BÖLÜM: YALNIZLIK VE YIKIM
1. KISIM: LOJMANIN SESSİZLİĞİ
Dışarıda siren sesleri ve zırhlı araçların palet sesleri yavaş yavaş uzaklaşmıştır. Gece, sınır kasabasının üzerine kurşun gibi ağır bir sessizlikle çökmüştür.
Lojmanın yatak odasında, pencerenin kenarındaki tül hafifçe havalanmaktadır. Odanın loş ışığında Defne, Akın’ın çıkarıp bıraktığı üniforma ceketine elleriyle dokunmaktadır. Yüzünde gitgide artan bir solgunluk, gözlerinde ise uykusuzluğun yarattığı derin halkalar vardır.
DEFNE
(Kendi kendine, fısıltıyla)
– Dayan Defne... Birazdan dönecek. Sadece... Her zamanki gibi yine geç kalıyor.
Nefesi daralmaya başlar. Günlerdir sağlık ocağındaki yoğunluk, uykusuz nöbetler, Akın’ın her an çatışmaya girebileceği korkusu ve beslenme düzeninin bozulması bünyesini tamamen tüketmiştir. Göğsünün üzerine binmiş ağır bir yük hisseder.
2. KISIM: DÜŞÜŞ
Defne yatağın kenarına doğru yürümeye çalışır ama dizlerinde derman kalmamıştır. Oda etrafında dönmeye başlar. Duvara tutunmak ister ancak parmakları duvardan kayar.
Gözlerinin önü kararmaya başlarken zihninde siren sesleri ve Akın’ın gidiş anı üst üste biner.
– Akın...
Nefesi kesilir ve olduğu yere, yatak odasının parke zeminine yığılır. Başını hafifçe komodinin köşesine çarpar ama artık hiçbir şey hissedemez. Lojmanda ondan başka kimse yoktur; sesini duyan sadece dışarıdaki rüzgardır.
3. KISIM: SINIR HATTINDA HUZURSUZLUK
Kilometrelerce uzaktaki sınır karakolunun operasyon bölgesinde ise durum gergeftir. Akın, kayalık bir tepede telsiz başında birliklerini koordine etmektedir. İçine düşen ani ve sebepsiz bir sızıyla eli göğsüne gider. Derin bir nefes alır ama içindeki huzursuzluk geçmez.
AKIN
(Kendi kendine, endişeyle)
– Neden sol tarafım böyle sıkışıyor? Defne...
ASTSUBAY
– Komutanım? Bölgedeki tarama bitti, güvendeyiz. Dönüşe geçebiliriz.
Akın hemen telsizi bırakır, gözlerini kasabaya doğru çevirir. Sezgileri ona evde işlerin yolunda olmadığını fısıldamaktadır.
AKIN
– Araçları hazırlayın, karakola dönüyoruz. Çabuk olun!
4. KISIM: ZAMANLA YARIŞ
Akın’ın zırhlı aracı toz bulutları kaldırarak karakolun önüne gelir. Araçtan atladığı gibi adımlarını lojmana doğru yönlendirir. Kapıyı çalmaya vakit bulamaz, cebindeki yedek anahtarla kapıyı açıp içeri girer.
AKIN
– Defne! Defne neredesin?
Ortalıkta ses yoktur. Mutfak boş, salon sessizdir. Kalbi güm güm atarak yatak odasına yönelir. Kapıyı araladığında gördüğü manzara kanını dondurur.
Defne, yatağın hemen yanında, yerde hareketsiz yatmaktadır. Alnının kenarında küçük bir kızarıklık vardır.
Akın nefesi kesilmiş halde diz çöker, Defne’yi kollarının arasına alır. Yüzüne hafifçe vurur.
AKIN
(Titreyen bir sesle)
– Defne... Gülüm, aç gözlerini. Defne, beni duyuyor musun? Ne olur...
Defne’den ses yoktur. Akın, sevdiği kadının soğuklaşmaya başlayan ellerini ellerinin arasına alırken, sınırın sert askeri değil, sevdiği kadını kaybetmekten korkan bir adam olarak sessiz gecenin ortasında kalakalır.
Bölüm, Akın’ın kollarındaki Defne’ye sarılıp feryat etmesiyle kararıyor.