kırık sınırlar
6. BÖLÜM: KREMA VE MUTLULUK
1. KISIM: MUTFAKTA BİR ESKİ ASKER
Borankent Villaları’nın geniş ve modern mutfağında öğleden sonra güneşinin sarı ışıkları dans etmektedir. Üzerinde rahat bir tişört olan Akın, tezgahın başında kollarını sıvamış, bir aşçı titizliğiyle malzeme hazırlamaktadır. Kesme tahtasının üzerine yerleştirdiği taze mantarları ince ince dilimlerken yüzündeki tebessüm eksilmemektedir.
AKIN
(Kendi kendine mırıldanarak)
– Mantarlar, taze krema, bol sarımsak... Defne’nin en sevdiği. Hamilelik aşer નિર્melerine bugünden şimdiden alışsak iyi olur.
Ocakta kaynayan makarna suyundan yükselen buhar, mutfağı mis gibi sarar. Akın, sınırda geçen zorlu günlerin ardından ilk defa bu kadar huzurlu ve elleri kana değil, sevdiği kadına yemek hazırlamakla meşguldür.
2. KISIM: SÜRPRİZ DAVET
Yukarı kattaki yatak odasında dinlenen Defne, mutfaktan gelen o baştan çıkarıcı kokuyu alır. Hafif bir mide bulantısı dalgası geçtikten sonra yerini aniden tatlı bir iştaha bırakmıştır. Kapıya doğru adımlar, merdivenlerden aşağı inerken kokunun kaynağını takip eder.
Mutfak kapısının pervazına yaslanıp kollarını göğsünde kavuşturan Defne, Akın’ın tavada sotelediği mantarları karıştırışını keyifle izler.
DEFNE
(Gülümseyerek)
– Bu harika koku da nereden geliyor böyle? Yoksa gizli bir aşçı mı kiraladık Borankent’e?
Akın arkasını döner, elindeki tahta kaşığı tezgaha bırakıp Defne’ye doğru adımlar. Belinden tutup hafifçe kendine çeker, saçlarına yumuşak bir öpücük kondurur.
AKIN
– Aşçıya gerek yok, baş aşçı emrinizde küçük hanım. Bugün mutfak benden sorulur. Özellikle iki küçük misafirimizin canı ne istiyorsa o pişer.
DEFNE
(Şaşkın ve mutlu)
– İki misafir mi?
AKIN
– Biri içerideki minik, diğeri de onun dünyalar güzeli annesi. Evet, bugün menüde ikinizin favorisi var: Kremalı mantarlı makarna.
3. KISIM: SOFRADAKİ SICAKLIK
Kısa süre içinde yemek masası özenle hazırlanmıştır. Derin tabaklara konulan, zerdeçallı ve taze fesleğenle süslenmiş kremalı mantarlı makarnalar nefis görünmektedir.
İkisi karşılıklı oturur. Defne ilk çatalı ağzına attığında gözleri mutlulukla parlar.
DEFNE
– Mmm... Akın, bu inanılmaz olmuş! Restoranlarda yediklerine taş çıkarır. Ellerine sağlık sevgilim.
AKIN
(Gözlerinin içi gülerek karşısındakini izler)
– Beğenmene sevindim. Sınırda bulgur pilavına mahkumduk ama burası İstanbul... Senin ve bebeğimizin her şeyin en güzeline layık.
Yemek boyunca eski günlerin o ağır yükünden eser kalmamıştır. Kahkahalar, geleceğe dair kurulan tatlı hayaller ve birbirlerine yönelttikleri sevgi dolu bakışlar masayı doldurur.
4. KISIM: AKŞAMIN HUZURU
Yemekten sonra Akın mutfağı toplarken, Defne salonun geniş koltuğuna uzanmış, dışarıdaki bahçeyi izlemektedir. Akın arkadan gelip elinde iki bardak bitki çayıyla yanına oturur, Defne’nin başını omzuna yaslar.
Borankent Villaları’nın penceresinden içeri süzülen akşam esintisi, ikisinin omuzlarındaki tüm yorgunluğu alıp götürür.
DEFNE
– Akın... İyi ki buradayız. İyi ki vazgeçmişiz o dağlardan.
AKIN
(Defne’nin elini avucunun içine alıp kalbinin üzerine koyarak)
– Biz asıl şimdi bulduk birbirimizi Defne. Bundan sonra bize hüzün yok.
Bölüm, ikisinin birbirine yaslanmış halde, geleceğe umutla baktıkları huzurlu anlarıyla kararıyor.