Keşfet

kırık yemin

kırık yemin

BÖLÜM 2: Sırrın Gölgesiİmzanın kurumasıyla birlikte toplantı odasındaki hava bir kat daha ağırlaştı. Defne, masanın üzerinde duran kalemi bırakırken ellerinin titremesini engellemeye çalışıyordu. Kaan, önündeki kağıdı yavaşça çekti, yüzünde en ufak bir zafer ifadesi bile yoktu. Sadece görevini tamamlamış bir adamın soğuk sükuneti vardı."Tebrikler Defne Akçınar," dedi Kaan, kelimelerin üzerine basarak. "Artık kuralları benim koyduğum bir dünyaya adım attın."Defne ayağa kalktı, gözlerindeki yaşları geri iterek Kaan’ın tam karşısında durdu. "Beni parayla satın aldığını sanıyorsun, Kaan. Ama sadece bedenimi bu masaya bağladın. Kalbime ya da gururuma dokunamayacaksın."Kaan acı bir gülüşle karşılık verdi. "Senin kalbin yıllar önce o yemini bozduğunda öldü, Defne. Olmayan bir şeye dokunamam."Odanın köşesinde, tüm bu konuşma boyunca sessiz kalan Cem, adımlarını kapıya doğru yöneltti. Bakışları bir anlığına Defne’yle kesiştiğinde, genç kadının içini garip bir ürperti kapladı. Cem’in gözlerinde öfke değil, derin bir suçluluk ve korku vardı. Kaan, Cem’e dönerek, "Cem, basın açıklamasını hazırlat. Yarın sabah tüm İstanbul Akçınar ve Yılmaz ailelerinin birleştiğini duyacak," talimatını verdi. Cem sadece başını sallamakla yetindi ve hızla odadan çıktı.Akşam çöktüğünde, Cem holding binasının otoparkında arabasına bindi ancak motoru çalıştırmadı. Direksiyonu sıkarken alnından süzülen teri sildi. Torpido gözünü açtı ve en arkada gizlenmiş eski, yıpranmış bir zarfı çıkardı. Zarfın içinde, beş yıl önce Kaan’ın şehri terk ettiği o meşum geceye ait orijinal bir polis raporu ve bir ses kaydı cihazı vardı.Cem, titreyen parmaklarıyla cihazın oynat düğmesine bastı. Kendi sesi hoparlörden yükseldi: "Kaan’a o mektubu Defne’nin yazdığını söyleyeceksin. Eğer gerçeği öğrenirse, ikimizi de yaşatmaz."Beş yıl önce Defne, Kaan’ı terk etmemişti. Kaan’ın hayatını kurtarmak için Cem’in kurduğu o korkunç kumpasa boyun eğmek zorunda kalmıştı. Cem, Kaan’a olan sadakati ile Defne’ye duyduğu gizli aşk arasında sıkışıp kalmış, sonunda ikisinin de hayatını mahfeden o yalanı söylemişti. Kaan, en büyük düşmanının aslında en yakın dostu olduğunu bilmiyordu.Gece yarısı, Kaan’ın boğaza nazır malikanesinde büyük bir yüzleşme yaşanıyordu. Defne, kendisine ayrılan odaya geçmek yerine Kaan’ın çalışma odasının kapısını çaldı. İçeri girdiğinde Kaan’ı elinde eski bir fotoğrafla yakaladı. Fotoğrafta ikisi, üniversite yıllarında, yağmurun altında gülümseyerek sarılıyorlardı.Kaan, Defne’nin geldiğini görünce fotoğrafı hızla çekmeceye fırlattı. "Odana gitmeni söylemiştim," dedi sertçe."Gitmiyorum," dedi Defne, kapıyı arkasından kapatarak. "Bana borçlusun Kaan. Beni bu eve, bu evliliğe mahkum etmeden önce bana o geceyi anlatmak zorundasın. Neden tek bir kelime bile dinlemeden çekip gittin?"Kaan masaya sert bir darbe indirdi, ayağa kalktı ve Defne’nin üzerine doğru yürüdü. Aralarındaki mesafe kapandığında, nefesleri birbirine karışıyordu. "Seni dinlemek mi? Elimde senin el yazınla yazılmış, beni asla sevmediğini ve sadece param için benimle olduğunu söyleyen o mektup varken neyi dinleyecektim Defne? Beni o çöplükte ölüme terk edip giderken neyi açıklayacaktın?"Defne donakaldı. "Ne mektubu? Kaan, ben hiçbir şey yazmadım! Ben o gece..."Tam o sırada Kaan’ın telefonu acı acı çalmaya başladı. Arayan Cem’di. Kaan öfkeyle telefonu açtı: "Ne var Cem? Sırası değil!"Telefonun ucundaki Cem’in sesi nefes nefeseydi, arkadan gelen rüzgar ve araba lastiği sesleri duyuluyordu. "Kaan... Dinle beni. Boğaz köprüsündeyim. Daha fazla taşıyamıyorum. Sana yalan söyledim... Defne suçsuz. Her şeyi ben yaptım."Telefon birden büyük bir gürültüyle kesildi. Kaan, kulaklığına gelen o sert fren ve çarpışma sesiyle sarsılırken, Defne şok içinde Kaan’ın beyazlayan yüzüne bakıyordu. Geçmişin kırık yemini, şimdi üçünün de üzerine çökmek üzereydi.

Yorumlar

  • Başak Kama: çok soğuk buz kanka
  • Başak Kama: ne var sence
  • Duygu Esin Nalçacı: Böyle yüzleşmeler her zaman karmaşık olurdu ama burada başka bir hava var
  • Elisa: bu kaanın tavırları çok soğukmuş