Keşfet

kırık Yemin

kırık yemin

BÖLÜM 5: Kırık Yemin

Kaan’ın elindeki siyah deri ajandanın sayfaları, Boğaz’dan gelen o uğursuz rüzgarla hafifçe hışırdadı. Masanın üzerine düşen fotoğraf ve Cem’in el yazısıyla karalanmış o itiraflar, odadaki sessizliği keskin bir bıçak gibi ortadan ikiye bölmüştü. Defne, fotoğrafa bakarken nefesini tuttu; beş yıl boyunca vicdanını kemiren o suçluluk duygusu, yerini buz gibi bir öfkeye bırakıyordu.

"Sadece bir aşk obsesyonu değilmiş," dedi Kaan, sesindeki o demirden ton geri dönmüştü ama bu kez hedefte Defne değil, mahzenin derinliklerindeki sırlar vardı. Ajandanın sayfalarını hızla çevirdi. "Holdingin yönetim kurulu üyesi Haluk’la birlikte kurdukları tezgah... Beş yıl önce beni o karanlık sokakta bıçaklatanların sadece hırsızlar olmadığını biliyordum ama Cem’in bu işin tam merkezinde olacağını..." Cümlesini tamamlayamadı; yumruğunu masaya öyle bir çarptı ki gümüş tepsi metalik bir sesle titredi.

Defne, adımlarını masaya doğru atıp kilitli ajandanın sayfalarına eğildi. "Haluk... Demek hâlâ yönetim kurulunda koltuk sallayan o namussuz," diye fısıldadı, gözleri hırsla parlayarak. "Cem köprüden atlamadan önce bana 'Seni korumak istemiştim' derken aslında kendi suç ortaklarını ve arkasında bırakacağı pisliği temizleyememenin paniğini yaşıyormuş."

Kaan başını kaldırıp Defne’nin gözlerinin içine baktı. Aralarındaki o acıklı mesafe, yerini yeniden ortak bir stratejiye, eski günlerin o keskin uyumuna bırakmıştı. "Bu defter ve içindeki belgeler sadece bir başlangıç, Defne. Haluk ve arkasındaki o karanlık yapı, Cem’in intiharını ve holdingin hisselerindeki bu ani hareketliliği normal bir kriz sanıyorlar. Henüz elimizde ne olduğunu bilmiyorlar."

"O halde onlara istedikleri sahneyi verelim," dedi Defne, omzundaki o kırılganlığı tamamen üzerindne atarak dikleşti. Üzerindeki gece kalıntısı elbiseye ve yorgunluğuna rağmen duruşundaki asalet, Kaan’ın bir an için nefesini kesti. "Cem’in cenazesi yarın kaldırılsın. Akçınar Holding’in olağanüstü yönetim kurulu toplantısı da yarın öğleden sonra. Herkes Cem’in yasını tutacağımızı sanırken, biz masaya bu ajandayla oturacağız."

Kaan, Defne’nin bu soğukkanlı ve kararlı halinden etkilendiğini belli eden hafif, takdirkâr bir gülümsemeyle başını salladı. "Yıllar geçse de o keskin zekandan hiçbir şey kaybetmemişsin, Defne. Ama bu savaş sadece holding masasında bitmeyecek. Haluk ve jakoben ekibi bu belgelerin varlığını öğrendiğinde her şeyi göze alacaklar."

"Korkuyor musun, Kaan?" diye sordu Defne, meydan okuyan ama bir o kadar da yumuşak bir ses tonuyla.

Kaan ayağa kalktı. Defne’ye doğru bir adım attı; aralarındaki mesafe milimetrelere indiğinde, adamın nefesi kadının saçlarına karıştırıyordu. "Ben beş yıldır zaten yaşayan bir ölüydüm, Defne," dedi Kaan, gözlerini bir an olsun kaçırmadan. "Beni asıl korkutan şey, gerçeği bulduğumuzda ellerimizin yine birbirimizden kopmasıydı. Ama şimdi... Hiçbir yere gitmiyorsun."

"Sözleşme bitti demiştin," diye hatırlattı Defne, dudaklarında küçük, meydan okuyan bir tebessümle.

"Sözleşme bitti," dedi Kaan, elini uzatıp Defne’nin çenesini nazikçe kavradı. "Ama bu kez hiçbir kağıt parçası bizi bir arada tutmayacak. Yarın o masaya girdiğimizde görecekler; Akçınar Holding’in gerçek sahipleri küllerin arasından nasıl yeniden doğuyormuş."

Bir sonraki bölümde, Akçınar Holding’in olağanüstü yönetim kurulu toplantısında taşlar yerinden oynayacak ve Haluk’un en zayıf anı yakalanacaktır.