3. Bölüm
Bir kadın geldi. Kırk yedi yaşında, kahveyi beğenmedi, atıştırmalıkları beğenmedi. Eksik ücret verip gitti. Benim sunumumu da yanlış bulmuş; yüzüm gülmüyormuş, yavaş hareket ediyormuşum ve kadın bundan rahatsız olmuş. Zıkkım ye
Sabahtan beri elliden fazla müşteriye hizmet ediyorum, tabi yüzüm yorgun olacak ya da halsiz olacağım. Arkaya geçip biraz ayaklarımı uzattım, bacaklarım öyle sızlıyordu ki, bir saat ağrı kesiciyle idare ettim.
Tam iş bitmek üzereyken Hulusi Bey'in patron dostları kalktı, onları yolcu ettik. Onlar tam gitti, erkekler geldi. Saat beşti, patron:
"Mesai bitti."
Ellerimizi yıkadık ve önlükleri açtık. Hiç bitmeyecek sandım bir ara. Kapıya çıkıyordum ki Gizem ilacı hatırlattı, az kalsın unutacaktım. Hava hafif kararmıştı, sokak lambaları yanıyordu. Yavaş adımlarla eve giderken, aklımda o kız vardı.
Gıcık ve son derece soğuk biriydi. Aklımdaki en büyük sorular Mert onu tanıyor muydu? Veya niye öyle baktı. Yanlış bir şey yaparsın baba bakışı veya birini aşırı kıskanırsın bakışı gibiydi. O günkü bakışı neredeyse hep aklımda, tarifsiz ve anlam veremediğim andı.
Boşver Zeynep senin daha önemli sorunların var.
Eve geldim. Hemen ilacı babama verdim, öksürükleri iyice artmıştı. Masadaki sürahiyi kalkıp alamadı ben verdim, zorlandı. Durumu beni iyice endişelendiriyordu, annem yanıma gelip:
"Kızım çok halsiz ve öksürük arttı, kötüye işaret mi?"
İyiye işaret olmadığı kesindi fakat annemi rahatlatmak için "Olur böyle" deyip geçiştirdim. Böyle durumlardan nefret ediyorum. Anneme patrondan para aldığımı ancak maaştan keseceğini söyledim, yüzü düştü.
Kardeşim okul masraflarına umarım yeter geriye kalan para. Annem yine temizliğe gitmede diretti, istemiyorum lakin galiba mecburuz bu defa. İstemesem de peki dedim sadece. Akşam yemeğinde masada çıt çıkmıyordu. Babama dönüp:
"Nasılsın bugün babacığım?"
Ağır sesle:
"İyiyim güzel kızım, senin işin nasıl geçti bugün?"
Savaş ortamıydı aslında fakat iyi deyip geçtim. Patronun kızmasından, Mert'ten hiç bahsetmedim bile. Açıkçası yoruldum baya, müşteri çok geliyor, kafe büyük. Üç kızız ancak yine zor yetişiyoruz, Gizem müşterilerle bazen sohbet ediyor bildiğin. Patron ona denk gelmiyor tabi
Odama uyumak için gittiğimde Babamın öksürüğü kulaklarımdaydı hala ama aklım o kızın bakışında kalmıştı. Kızı takip etme fikri çık aklımdan. Gece saat üçtü ve babam hala uyuyamamıştı.
Sabah kalktığımda midem fenaydı, kıvranıyordum. Hulusi Bey'i aradım, durumu anlattım ancak inanmadı, çabuk gelmemi istedi. Başka çarem yoktu, mide ilacı içip yola çıktım. Yolda bir teyzeyi gördüm, sağa sola bakıyordu kaldırımda.
Onu karşıya geçirdim, yanından geçen insanlar kolundan tutup geçirmemiş, yavaş geziyor kadında yaşından dolayı. Bazen insanlar bu kadar düşüncesiz ki, nasıl bu haldeyiz diye üzülüyorum.
Özge aceleyle yanıma geldi. Patron geç kalmama çok kızmış sabahtan beri dışarıda dolanıyormuş. Tezgahta içecekleri hazırlıyordum içeri şu garip kız girdi. Masasına oturdu, "Bakabilir mi biri bana?" dedi. Gamze gidiyordu, onu durdurup ben gittim.
Bu kızın kim olduğunu öğrenme zamanı. Americano sipariş etti. İsmini sordum, tanışmak istiyorum artık; çünkü bakışları sıktı. Nazikçe gülümseyerek:
"İsminiz nedir?"
Gözlerini devirdi.
"Niye kimliğimi mi taratacaksın?"
Seslemek ve hitap etmek için olduğunu söyledim.
"Hilal ismim, oldu mu?"
Gidiyordum ki son soru aklıma geldi.
"Mert ve bana niye bakıyordunuz önceki geldiğiniz gün?"
Yüzü değişti, panikle yanlış görmüş olabileceğimi söyleyip inkar etti. Niye panikledi ki şimdi? Bu kız beni çok rahatsız ediyor, Americano'sunu Özge götürdü. Çalışırken bir gözümle onu takip ettim. Dışarıdaki müşterilere bakıyordum ki uzaktan Mert'in geldiğini gördüm.
Masadaki cam kola şişesini yere düşürdüm; kırıldı. Patron gelmeden aceleyle toplamaya çalışıyordum. Mert beni görünce eğildi.
"Elini kesersin Zeynep, şu mendil ile topla."
Cebinden mendil çıkarıp bana verdi ve kendine aldı. Beraber topladık. Patron dışarıya geldi; yeri görünce kaşlarını çattı. İşim bitince odasına gelmemi istedi. Yine bağıracak, şimdi ona laf anlat. Şimdi uğraş Hulusi Bey'leee
İşim bitince odasına yöneldim, Mert kolumdan tutup:
"İstersen gelebilirim Zeynep."
Yalnız gitmem gerektiğini söyledim, kapıyı çaldım. Sert ses tonuyla gel dedi, çok gıcık oluyorum. İçeri girdim yavaş adımlarla, bilgisayarı bırakıp bana doğru döndü. Uzun süre baktı bana, homurdandı.
"Müşterilere işini yaptırıyormuşsun ve çok samimisin."
Nefeslendim, sakinliğimi korudum.
"Hayır Hulusi Bey öyle bir şey yok, kim söyledi?"
Gizem'in söylediğini söyledi. Allahım bu kız ne istiyor benden, niye sürekli yalandan şikayet ediyor? Odadan çıkıp Gizem'i yanıma çağırdım, niye şikayet ettiğini sordum. Gülerek:
"Gördüğümü söyledim Zeynep, niye kızdın ki yani yalan mı?"
Sesimi yükselttim.
"Yalan, iftira atıyorsun."
Mert'le yakınlığımı söyledi, içeriden Mert'in dışarıda bana yardım ettiğini görmüş. İçi fesat, başkasına iyilik yapılmasını çekemiyor. Onu son kez uyardım fakat sırıtarak gitti. Kızın yüzsüzlüğü midemi bulandırdı. Mert yanıma tezgaha gelip Hulusi Bey'in ne dediğini sordu.
Gizem'i söylemedim; çünkü Mert'in böyle kıskanç ve iftiracı arkadaşlarımın olduğunu bilmesini istemiyorum, İşle alakalı çağırdığını söyledim. Mert masaya oturup kitaplarını açtı, ben de ona kahve götürdüm. Gözlerini kitaplardan ayırmıyordu, polis olmayı çok istiyordu sanırım.
Ona polis olmak yakışırdı, gerçeği o üniforma herkese yakışıyor. Özge yaklaştı yanıma: "Farkında mısın Zeynep dakikalardır Mert'i izliyorsun?" irkildim."Dalmışım arkadaşım sadece o tarafa doğru." Özge imalı bakış atıp: “Koskoca kafede niye o taraf acaba?”hiç Özge'nin imalarıyla uğraşamayacağım.
Hilal'e kahve götürürken Mert bana doğru döndü, kahveyi masasına koyunca giderken; Mert'in, Hilal'e baktığını fark ettim. İkisi de birbirine uzunca baktı, birbirlerine odaklanmışlardı. Ben ikisini izledim, acaba tanışıyorlar mı?
Mert bir süre sonra hızla kafasını çevirdi önüne doğru. Hilal'in o dakikadan itibaren yüzü asıldı. Mert'in yanına gidip, kızın kaç gündür bizi izlediğini söyledim ve tanıyıp tanımadığını sordum. Acele sesle: "İlk defa gördüm Zeynep, giyinimi tuhaf olduğu için baktım." dedi.
Ben neden bu cevaba pek inanmadım acaba, madem tanımıyorsun niye uzun uzun bakıyorsun yani? Onu zorlamak istemedim ancak bu kızla bir alakası var gibi hissettim. Neyse, banane zaten. Midem için Özge'den ilaç aldım da bütün gün öyle idare ettim. Patronumuz sağ olsun ne inanır, ne de merhamet eder.
Tek derdi para kazanmak, hastalık falan hiç mi hiç umurunda değil. Son içecekleri de dağıttık. Saat beşe geliyordu, uzanmak istiyorum. Günün nasıl geçtiğini anlamadım bile, çok hızlı akıp gidiyor saatler. Birkaç dakika sonra saat beş oldu ve önlüğü tezgaha fırlattım.
Üzerimizi değiştik ve anahtarı teslim ettik. Gizem'e çıkarken bile iyi akşamlar demedim çünkü o arkadan vurdu, iftira attı. Onunla mecbur kalmadığım sürece konuşmayacağım inşallah. Sokak lambalarının altında sessiz ve yavaş adımlarla eve gittim.
Bugün çok yorulmadım fakat midem beni mahvetti. Eve gidince ilaçları yutacağım ya yeminle. Eve geldiğimde annem temizlikten gelmemişti, Çınar'ı babam okuldan almış ve makarna yapmış ona. Babam yemek yapmada hiç becerikli değil maalesef, mutfakta her şey her yerde.
Yavaş yavaş mutfağı toplarken kapı sesini duydum; annemdi kesin gelen, çıkıp baktım. Halsizdi, ceketini çıkaracak gücü yoktu sanırım, zorlandı. Salona geçiyordu ellerini fark ettim, baktım. Çamaşır suyundan tahriş olmuştu, kıpkırmızı ve soyulmuştu.
Keşke gitmek zorunda kalmasa, keşke milletin pisliğini temizlemek zorunda kalmasa. Buz koydum eline. "Annem gitme el alemin pisliğini temizlemeye, ben iki iş yaparım gerekirse." elini elimin üstüne koydu.
"Kızım zaten kafedesin beşe kadar, ikinci işte harap olursun. Sen beni düşünme, elim iyileşir fakat babam iyileşemez ilacını almazsa, kardeşin okula gitmese geleceği olmaz."
Ne yapsam olmuyor, tek başıma yetemiyorum. Keşke her şey kolay olsa. Ev
Yorumlar
- Efe Işıldar: Bu kadın ne kadar da anlayışsız insan böyle davranmaz ki
- Tc. Halil: Annenin yokluğu seni bu kadar yıpratıyor mu zeynep?
- Furkan Bk: Anlamadım
- Metin Taner Yavuz: Senin duaların annene yardımcı olur umarım @siirizmp
- nadire menekşe: hulusi beyin tavrı sinir bozucu sabırlı olmaya çalış
- Ayşe Aydın: O kızın bakışlarını unutamıyorsun zeynep dikkat et kendine
- Doğan Yalın: İnsanlar o kadar duyarsız ki bu duruma öfkeliyim
- Doğan Sancak: mertin ona yardım etmesi çok hoş ama artık büyük sorun haline geliyor
- Ege Yıldız: yavaş adımlarla eve yürümem beni düşündürüyor içim sıkılıyor