Keşfet

5. Bölüm

Kısa Mesafe

Arkada oturup Özge ile konuştum biraz, müşteri azdı zaten. Ona geçinemediğimi söyledim. Ne yapacağımı sordu; iyi bir maaşlı iş bulursam oraya girebilirim. Zaten patron sıkıntı, Gizem arkadaşımız malum. Özge'yle dertleşirken Gizem köşeden bizi dinliyordu sessiz sessiz. Özge dönüp: 

"Ne dinliyorsun sen!?" 

Gülerek: 

"Patron Zeynep'in işten çıkma fikrini öğrenmeli bence." 

Yerimden fırladım "Sakın söyleme" dedim. Dışarı çıkıp patronun gelmesini bekliyordu. Sakin olacağım, tartışmayacağım. Şansıma patron o ara geldi. Yanına yanaştı hemen, iğrenç biri. Anlatıyordu kinayeli kinayeli, umarım kavga etmem. Hulusi Bey burnundan soluyarak içeri girdi; tezgaha geldi. 

Dişlerini sıkarak ve yumruğunu tezgaha vurup: "Beğenmiyorsan çekip gidersin, senin yerine alacağım tonla insan var." kafedeki tüm müşteriler dönmüş bize bakıyordu. Gözlerimi kapatıp sakin kalmaya çalıştım çok zor olsa da. Alttan alarak: "Patron yanlış duymuştur arkadaşım, rahatsız değilim." döndüm Gizem'e "Yanlış duydun dimi arkadaşım?" dedim gözlerimi dikerek. 

Ne kadar sevmesem de, rahatsız olsam da ailem için alttan almak, gururumu çiğnemek zorundayım ailem için gerekirse. Patron parmağını sallayarak: "Bu son hatandı. Eğer seninle alakalı bir şey duyar, görürsem o zaman seni kovarım, gözyaşına bakmam!!" sessizce tamam, keşke mecbur olmasam bu adama. 

Mert sesi duyunca kalkıp geliyordu, elimle gelmemesini işaret ettim. Gizem'in yüzünde pis bir sırıtış vardı. "Zeynep'cim üzülme geçer. Geçmişte sen de beni şikayet etmiştin işi bırakıp gidiyor diye, müşterileri rahatsız ediyor diye." deyip gitti. Aynı şey mi bu ya, ben sırf kötülük yapmak için mi şikayet ettim?

Zaten o günlerden sonra değişti bana karşı, kötülüğünün sebebi belli oldu. Ben işler aksıyor ve müşteriler gelmiyor diye demiştim fakat o sırf patron beni kovsun diye söyledi. Ama bu sondu, artık arkadaş değiliz. Bezi köşeye fırlatıp dışarı çıktım; hava almak için. Belki de Gizem'in suçu yoktur, belki sorun çenemi tutamamamdır. Of her şey niye bu kadar zor, her insan diğeri için niye hep engel? 

Havanın sıcak kavurucuğunu izledim bir süre kafenin önünde sandalyede. Küçükken gelip geçen arabaları izleyen çocuk gibi izliyordum. O sıra Mert geldi yanıma, yan masanın sandalyesini alıp yanıma oturdu. Sustu hiç bir şey demedi, cebinden bir sigara çıkardı, dudağına aldı. Bana da uzattı fakat elimle ittim. 

"Aptal bir patronun sözleri için üzüldüğünü söyleme lütfen."  

Onun için üzüldüğümü sanması ne kadar komik. Dönüp: "Az önce işimi kaybetmek üzereydim ve bir hatamda kovulacağım. Benim bu işi kaybetme gibi bir lüksüm yok." Mert yerinden fırladı. Patronun odasına doğru gidiyordu kolundan tuttum. "Yapma Mert lütfen, değmez ve kovulurum."  

"Sen sustukça insanların, düşüncesizliği bitmeyecek." dedi net sesiyle. Yerimden kalkıp tuttum onu. Mert'i anlıyorum beni düşünüyor fakat patronla tartışmak hiçbir şeyi çözmez. Keşke buna şahit olmasaydı. "Lütfen Mert, otur!!"  

Mert'i oturturunca rahatladım. Gizem uzaktan gülümseyerek bize bakıyordu. İtici pislik. "İnsanların seni ezmesine izin verme, sana maddi veya manevi destek olayım." dedi Mert fakat bunu kesinlikle reddettim, kimseye muhtaç olmak istemiyorum. Numarasını verdi bir şeye ihtiyacım olursa aramam için. 

Ondan yardım istemeyeceğim ancak zorla aldım. Biz konuşurken telefonu çaldı. Cebinden çıkarırken gördüm; ekranda Hilal yazıyordu. Bu kafedeki Hilal miydi, Mert'in numarası onda niye vardı? Mert açıp telaşla  yanımdan kalkıp uzakta konuşuyordu. Yavaş adımlarla yaklaştım. Hilal, Mert'in evinde olduğunu ve konuşmak istediğini söylüyordu herhalde. 

İkisi ne alaka? Anlamıştım o kızın Mert'i tanıdığını, Mert de onu tanıyordu zaten, sorduğumda paniklemişti. Mert telefonu kapatıp aceleyle yanıma geldi. "Benim eve gitmem lazım. Sonra görüşürüz, kendine iyi bak." dedi kafeden kitabını alıp hızla çıktı. Hilal hanım önemliydi belli ki bu kadar hızlı çıktığına göre. 

Hiç ısınamadım şu Hilal denen kıza, Özge'nin yanına koştum, önlüğü tezgaha koyup: "Benim acil çıkmam gerek, patrona söyle midesi kötüymüş hastaneye gitti." ben panikle çıkarken Özge arkamdan söyleniyordu. "Patron uyardı seni, Zeynep işinden olacaksın." ileride Mert lüks arabaya bindi. 

Mert zengin miydi, bu kadar lüks arabaya biniyor? Maddi durumu düşük gibi görünmüyordu fakat zengin gibi de değildi. Bir tane taksiye atladım ve öndeki arabayı takip etmesini istedim. Mert son hız arabayla giderken önde, taksiyle kaybetmemeye çalışıyorduk. Mert göründüğü gibi değilmiş, bana yalan mı söyledi. 

Ara sokaklara girdi. Villaların olduğu mahalleye giriyordu, altında bu kadar lüks araba olduğuna göre babası Karun'du sanki. 

Büyük bahçeli, etrafı yüksek duvarlarla çevrili  bir bahçeye arabasıyla girdi. Taksiden inip duvarın köşesinden bahçeye baktım. Kocaman gri villanın ön bahçesi taş döşeli, etrafı yeşillikle kaplı, bahçenin ortasında banklar vardı. 

Hilal asma çantasıyla taş döşeli evin girişinde bekliyordu. Mert arabadan inip koşar adımlarla yanına gitti. Bağırarak Hilal'e niye evine geldiğine dair hesap soruyordu. Hilal sanırım beni kast ederek: "O kızı da mı kandıracaksın." diyordu bas bas bağırarak. Mert, Hilal'i ne diye kandırmış ki, aralarında bir şey mi vardı acaba?  

Hilal benden dolayı kandırmaması için kızıyordu Mert'e. "Sen busun Mert, sana güvenen herkesi yarı yolda bırakan birisin. Güvenilmezsin." diye bağırdı. Mert onu evinden kovdu yüksek sesle. Görünmemek için ağacın arkasına gizlendim. Hilal hızla çıkıp gitti. Bugün ben neler öğrendim, Mert çok zenginmiş ve Hilal'i kandırmış bir şekilde. 

Mert'in babası olmalı, ak saçlı mavi takım elbiseli bir adam merdivenlerden indi yavaş adımlarla. Mert'in karşısına geçip: "Hilal haklı, tam bir hayal kırıklığısın." dedi ve özel şoförlü arabasına binip gitti. Mert arkadan sadece baktı babasına. Gözlerinin dolduğunu hissedebiliyorum. Yanına gidip kafamdaki tüm bu soru havuzunu dökmek istesemde şimdi değil. 

Taksiye binip kafeye doğru yola çıktım. Taksiyle giderken aklımda deli gibi sorular geziniyordu. Bu kadar merak ve soru benim için çok ağır. Ben soru işaretlerini sevmiyorum, hayatı net yaşamak istiyorum. Hayal kırıklığına da uğradım, Mert'i güvenilir ve mütevazı bir öğrenci olarak düşünmüştüm. Ona eski gözle bakamama korkusu içimi yiyordu. 

Kafeye geldiğimde Özge yanıma geldi panikle, Hulusi Bey odasında beni bekliyormuş. Of ya bir de o çıktı. Bu defa galiba sondu, kesin kovulacağım işimden. Olmadı tutunamadım işte. Patronun odasına giderken Gizem tezgahta sırıtıyordu. Kapıyı tıklattım iki kere, içeride tok sesle gel dedi. 

Yavaş adımlarla içeri süzüldüm. Hulusi Bey gözlerini bana dikti. "Seni son kez uyarmıştım ve sen dinlemedin. Diğer hiçbir çalışan senin gibi başına buyruk değil. Bana bak bundan sonra kafede işi bırakıp iki adım dışarı atarsan defolup gidersin." kovulmadım ancak hapis cezası aldım sanırım.  

Öksürüp: "Midem kötü olduğu için gittim, lütfen bir daha olmaz." öne doğru doğruldu kafasını salladı. "Olmasın zaten, bu defa afettim. Bu senin son şansın iyi kullan." peki deyip odadan çıktım sakince. Doğru son şansım, bundan sonra sorumsuzluk yok, merak yok... 

Bıktım şu iştende, patrondan da, keşke her şey değişse. Saat dörde on vardı son bir saatim kaldı. Bir kaç müşterinin de boşlarını toplayıp tezgaha koyduğumda Özge yanıma geldi. "Zeynep bu işe ne kadar ihtiyacın var biliyorum ve ailen için sabret Hulusi Bey'e. Huyuna suyuna git şu adamın, işinden olma canım arkadaşım."  

Tamam dedim sabır çekerek. Ben de istemiyorum işimden olmak ancak yıllardır sabır ettim ama yoruldum. Sürekli parasını, kafesini düşünüyor. Çalışanların işleri, canlarını düşünmüyor. Benim kendime ait, patron olduğum kafem olsa ne güzel olur. Kimseye hesap vermem, susmak zorunda kalmam. 

Tabi Özge de ortağım olur beraber çalışırız. Umarım bir gün nasip olurda başkalarının trplerini çekmem. Dışarıdaki masaları da silince biraz dinlendik. O ara erkekler geldi işi devir almak için. Anahtarları Umut'a teslim ettim ve çıktık. Özge'yle hayal kurarak gidiyorduk evimize. Özge'yle bu kafeye iş ara

Yorumlar

  • Yasin Kaan Bulut: hilali boşa yiyip içmiyordun merti anlamalıydın pamuk gibi
  • Aleyna ş.: Sona doğru gelirken resmen kulaklarım çınlıyor buna dayanırım diye düşünüyorum
  • Duygu Esin Nalçacı: patronun o sözlerini duyunca kalbim duracak sandım hakkını savunman lazım
  • Furkan Metehan: bir yedek iş bakmayı düşündüğüne sevindim böyle gitmez elimde kalsın istemem
  • Ahmet Demir: mert nereye gidiyor böyle umarım senin için bir yolu vardır
  • Emre Efe: Niye bu kadar zor gülümsediği anlamıyorum keşke iş yerinde kendine değer versen