Keşfet

10. BÖLÜM — GEÇMİŞTEN GELEN

Kızıl Ay laneti

KIZIL AYIN LANETİ 🩸🌙

10. BÖLÜM — GEÇMİŞTEN GELEN

Tapınağın bütün kapıları aynı anda kapanmıştı.

Gümleyen sesin ardından içeride kısa bir sessizlik oluştu.

Ethan hançerini kaldırmış, gözlerini karanlık geçitten ayırmıyordu.

Valeria onun yanında duruyordu.

Liva ise birkaç adım gerideydi.

Yüzündeki ifade diğer ikisinden farklıydı.

Sanki karanlığın içinde ne olduğunu çoktan anlamıştı.

Bir adım sesi duyuldu.

Tak.

Ethan'ın eli hançerinin kabzasında sıkılaştı.

— Kim var orada?

Cevap gelmedi.

Bir adım daha.

Tak.

Valeria Ethan'ın koluna hafifçe dokundu.

— Bekle.

Ethan ona baktı.

— Neden?

— Önce görelim.

Ethan birkaç saniye sessiz kaldı.

Sonra başını salladı.

Karanlığın içindeki siluet yavaşça ışığa doğru ilerledi.

Önce ayakkabıları göründü.

Sonra koyu renkli kıyafetleri.

Boynunda eski bir kolye vardı.

Üç sembol birbirine geçmişti.

Valeria'nın bakışları kolyeye takıldı.

Liva'nın yüzündeki renk ise tamamen değişti.

— Hayır...

Ethan hemen ona döndü.

— Ne oldu?

Liva cevap vermedi.

Siluet bir adım daha attı.

Yüzü kızıl ayın ışığına girdi.

Adam durdu.

Gözlerini doğrudan Liva'ya çevirdi.

— Uzun zaman oldu.

Liva'nın eli asasının üzerinde sıkılaştı.

— Sen...

Adam hafifçe gülümsedi.

— Beni hatırladın.

Ethan öne çıktı.

— Kim bu?

Liva hâlâ cevap vermiyordu.

Adam Ethan'a baktı.

Sonra Valeria'ya.

— Demek sonunda buraya geldiniz.

Valeria kaşlarını çattı.

— Bizi tanıyor musun?

Adam cevap vermedi.

Bakışlarını tekrar Liva'ya çevirdi.

— Onlara hiçbir şey anlatmadın.

Liva'nın sesi sertleşti.

— Buraya neden geldin?

Adamın yüzündeki gülümseme kayboldu.

— Çünkü kapı açıldı.

Liva başını iki yana salladı.

— O kapıyı ben kapattım.

— Sen öyle sanıyorsun.

Ethan araya girdi.

— Adın ne?

Adam birkaç saniye sustu.

— Ardan.

Valeria ismi tekrarladı.

— Ardan...

Liva gözlerini ondan ayırmadan konuştu.

— Bin yıl önce burada bulunanlardan biri.

Ethan hemen sordu:

— Bizim soylarımızdan mı?

Ardan başını iki yana salladı.

— Hayır.

Liva'nın bakışları sertleşti.

— Daha fazlasını söyleme.

Ardan ona baktı.

— Hâlâ aynı şeyi yapıyorsun.

— Neyi?

— Gerçeği söylemek yerine herkesi korumaya çalışıyorsun.

Liva cevap vermedi.

Ethan'ın sabrı tükenmeye başlamıştı.

— Liva, neyi saklıyorsun?

Cadı ona baktı.

— Şu an bunun sırası değil.

— Ne zaman sırası olacak?

Liva cevap veremedi.

Tam o sırada dördüncü mühür yeniden titredi.

Çat.

Herkes yere baktı.

Ardan'ın yüzündeki ifade değişti.

— Başladı.

Valeria hemen sordu:

— Ne başladı?

Ardan cevap vermedi.

Mührün ortasındaki karanlık genişledi.

Soğuk hava tapınağın içine yayıldı.

Ethan bir adım öne çıktı.

— Açıklayacak mısın?

Ardan ona baktı.

— Bazı şeyleri öğrenmek için önce onları görmeniz gerekiyor.

Ethan kaşlarını çattı.

— Yine ne demek istiyorsun?

Ardan'ın gözleri kısa bir an Valeria'ya kaydı.

— Kan, bazı şeyleri unutmaz.

Valeria'nın kolyesi bir anda parladı.

Valeria elini boynuna götürdü.

— Ne yaptın?

— Hiçbir şey.

Ardan'ın bakışları kolyede kaldı.

— O kendi kendine tepki verdi.

Valeria'nın yüzü gerildi.

— Neye?

Ardan cevap vermeden önce Liva konuştu.

— Yeter.

Ardan başını ona çevirdi.

— Korkuyorsun.

Liva'nın gözleri sertleşti.

— Senden korkmuyorum.

— Benden değil.

Kısa bir sessizlik oldu.

Ardan'ın bakışları dördüncü mühre kaydı.

— Hatırlayacaklarından korkuyorsun.

Liva'nın eli titredi.

Ethan bunu fark etti.

— Liva?

— Bir şey yok.

— Var.

Liva cevap vermedi.

Ardan birkaç saniye onu izledi.

Sonra geri çekildi.

— Henüz zamanı değil.

Ethan öfkeyle sordu:

— Ne için zamanı değil?

Ardan cevap vermedi.

Tam o anda tapınağın derinliklerinden ağır bir ses geldi.

GÜM!

Zemin sarsıldı.

Dördüncü mühürden siyah bir ışık yükseldi.

Liva'nın yüzü gerildi.

— Herkes geri çekilsin!

Bu kez hiçbiri itiraz etmedi.

Siyah ışık tavana kadar yükseldi.

Duvarlardaki eski semboller tek tek yanmaya başladı.

Önce vampir mührü.

Sonra kurt pençesi.

Sonra cadı işareti.

En son dördüncü sembol parladı.

Ardan başını kaldırdı.

— İşte.

Ethan hançerini kaldırdı.

— Ne?

Ardan'ın cevabı gecikti.

— Bunu daha önce de gördüm.

Liva bir anda ona döndü.

— Ardan.

Adam sustu.

Liva'nın sesi bu kez daha düşüktü.

— Sakın.

Ardan ona baktı.

— Onlara sormayı bırakıp kendin anlatabilirsin.

Ethan Liva'ya döndü.

— Neyi?

Liva cevap veremedi.

Karanlığın içinden bir ses yükseldi.

— Cadı...

Liva'nın yüzü bembeyaz oldu.

Ses yeniden duyuldu.

— Beni hatırladın mı?

Liva birkaç saniye boyunca konuşamadı.

Valeria ona baktı.

— Liva?

Cadı sonunda fısıldadı.

— Evet.

Ethan'ın bakışları değişti.

— Kimi hatırladın?

Liva cevap vermedi.

Çünkü ses yeniden konuşmuştu.

— Bu kez kaçamayacaksın.

Liva bir adım geri çekildi.

Ethan hemen önüne geçti.

— Liva.

Cadı başını kaldırdı.

— O geceyi hatırlıyorum.

Valeria sessizce sordu:

— Hangi geceyi?

Liva gözlerini kapattı.

Bir süre konuşmadı.

Sonra:

— Mührün ilk kez kırıldığı geceyi.

Ethan'ın yüzü gerildi.

— Sen oradaydın.

Liva gözlerini açtı.

— Evet.

Ardan sessizce ekledi:

— Hepimiz oradaydık.

Liva ona sert bir bakış attı.

— Her şeyi anlatma.

Ardan cevap vermedi.

Dördüncü mühür yeniden çatladı.

ÇAT!

Karanlığın içinden bir el uzandı.

Valeria hemen kızıl enerjisini topladı.

Ethan hançerini kaldırdı.

Liva asasını zemine vurdu.

— Geri çekilin!

El bir anda taşların arasından kayboldu.

Ama bu kez başka bir ses duyuldu.

Çok daha uzaktan.

— Seçim...

Liva'nın yüzü değişti.

Ses devam etti.

— Henüz bitmedi.

Ethan Liva'ya baktı.

— Hangi seçim?

Liva cevap vermedi.

Valeria da ona döndü.

— Bunu daha önce yaşadın, değil mi?

Liva'nın gözleri ikisinin üzerinde gezindi.

Sonunda başını hafifçe eğdi.

— Evet.

Ethan'ın sesi sertleşti.

— Ve bize hâlâ her şeyi anlatmıyorsun.

Liva sustu.

Ardan ilk kez araya girdi.

— Çünkü bazı gerçekler söylendiğinde geri dönüşü olmaz.

Ethan ona döndü.

— Sen biliyorsun.

Ardan cevap vermedi.

— O zaman konuş.

Ardan'ın bakışları Liva'ya kaydı.

Liva başını hafifçe salladı.

— Hayır.

Ethan şaşkınlıkla baktı.

— Neden?

Liva'nın sesi titredi.

— Çünkü henüz neyle karşı karşıya olduğumuzu bilmiyoruz.

Dördüncü mühür bir kez daha çatladı.

Bu kez duvarlarda yeni bir yazı belirdi.

“İLK BAĞ KOPACAK.”

Valeria yazıya baktı.

— İlk bağ...

Ethan'ın bakışları yavaşça ona döndü.

Liva ise hiçbir şey söylemedi.

Sadece yazıya baktı.

Çünkü o kelimeleri daha önce görmüştü.

Bin yıl önce.

Aynı tapınakta.

Aynı mührün üzerinde.

Ve o zaman bu sözlerin ne anlama geldiğini biliyordu.

Ama şimdi söylemeye hazır değildi.