12.BÖLÜM — LANETİN KÖKENİ
KIZIL AYIN LANETİ 🩸🌙
12. BÖLÜM — LANETİN KÖKENİ
— Şimdi sıra sizde.
Karanlıktan gelen ses tapınağın içinde yankılandı.
Sonra her şey yeniden sessizliğe gömüldü.
Ethan hançerini indirmedi.
— Ne istiyorsun?
Cevap gelmedi.
Valeria ise gözlerini dördüncü mühre dikmişti.
Mührün üzerindeki çatlak, sanki içeriden biri taşı zorlayarak açmaya çalışıyormuş gibi yavaş yavaş büyüyordu.
Valeria elini boynundaki kolyeye götürdü.
— Yine başladı.
Liva hemen ona döndü.
— Ne hissediyorsun?
— Soğuk.
Valeria birkaç saniye sustu.
— Bir de... sanki biri bana dokunmaya çalışıyor gibi.
Liva'nın yüzü gerildi.
Ethan bunu fark etti.
— Sen bunu biliyorsun.
Liva cevap vermedi.
Ethan bu kez daha sakin konuştu.
— Liva, artık ne olduğunu bilmemiz gerekiyor.
Cadı gözlerini dördüncü mühürden ayırmadı.
— Bazı şeyleri bilmek sizi kurtarmayabilir.
— Bilmemek de kurtarmıyor.
Ethan'ın cevabı üzerine Liva ona baktı.
Bir süre sessiz kaldı.
Sonunda:
— Lanet bin yıl önce başladı.
Valeria başını kaldırdı.
— Nasıl?
Liva yavaşça konuşmaya başladı.
— O zamanlar bu vadide üç büyük soy vardı. Vampirler, kurtlar ve cadılar.
Ethan:
— Bizim soylarımız.
— Evet.
Liva'nın sesi ağırlaştı.
— Fakat güç dengesi bozulmuştu. Herkes diğerinden daha güçlü olmak istiyordu.
Valeria sordu:
— Sonra ne oldu?
Liva kısa bir süre sustu.
— Bir grup, üç soyun kanını bir araya getirerek daha büyük bir güç elde edebileceğine inandı.
Ethan kaşlarını çattı.
— Kan büyüsü.
Liva başını salladı.
— Başlangıçta öyleydi.
— Başlangıçta mı?
Liva cevap vermeden önce mühre baktı.
— Sonra işler değişti.
Tapınağın içinden hafif bir uğultu geldi.
Valeria ürperdi.
— Ne çıktı ortaya?
Liva'nın sesi alçaldı.
— Onların kontrol edemediği bir şey.
Ethan:
— Lanet.
Liva gözlerini ona çevirdi.
— Evet.
Bir süre kimse konuşmadı.
Liva devam etti:
— İlk başta onu yok etmeye çalıştılar. Ama çok geçti. Lanet üç soyun kanına bağlanmıştı.
Valeria kolyesini tuttu.
— Yani biz yaşadığımız sürece...
— Lanet de tamamen yok olmayacaktı.
Ethan başını iki yana salladı.
— O zaman neden bin yıl boyunca ortaya çıkmadı?
Liva'nın cevabı gecikti.
— Çünkü mühürlendi.
Ethan hemen sordu:
— Kim tarafından?
Liva sustu.
Ardan'ın sesi karanlığın içinden geldi.
— Onu mühürleyen kişi bunu tek başına yapmadı.
Herkes ona döndü.
Ethan'ın bakışları sertleşti.
— Sen de oradaydın.
Ardan birkaç saniye sustu.
— Evet.
Liva ona baktı.
— Ardan.
— Gerçeği saklamanın artık bir anlamı yok.
Ethan tekrar Liva'ya döndü.
— Sen de oradaydın.
Liva bu kez itiraz etmedi.
— Evet.
Valeria'nın sesi yumuşadı.
— O yüzden her şeyi biliyorsun.
Liva başını eğdi.
— Her şeyi değil.
— Ama yeterince biliyorsun.
Liva cevap vermedi.
Dördüncü mühürden bir ses geldi.
ÇAT.
Herkes irkildi.
Mührün üzerinde yeni bir çizgi oluştu.
Ethan:
— Peki o gölge ne?
Liva'nın yüzü gerildi.
— O...
Bir an durdu.
— Lanetin kendisi değil.
Ethan şaşırdı.
— Emin misin?
— Evet.
Valeria sordu:
— O zaman ne?
Liva gözlerini karanlığa çevirdi.
— Bilmiyorum.
Ethan hemen itiraz etti.
— Sen az önce bin yıl önce orada olduğunu söyledin.
— Oradaydım.
Liva'nın sesi sertleşti.
— Ama o şeyin ne olduğunu tam olarak anlayamadım.
Ardan başını hafifçe kaldırdı.
— Çünkü o zaman da kendisini göstermedi.
Liva ona baktı.
— Sen gördün mü?
— Yeterince.
Ethan araya girdi.
— O zaman anlat.
Ardan başını iki yana salladı.
— Bazı şeyler anlatıldığında daha anlaşılır olmaz.
Ethan sinirlendi.
— Hepiniz aynı şeyi yapıyorsunuz.
Valeria ona baktı.
— Ethan...
— Hayır.
Ethan gözlerini Liva'dan ayırmadı.
— Bin yıldır bu lanet var. Liva bunu biliyor. Ardan da biliyor. Biz ise ne olduğunu yeni öğreniyoruz.
Liva sessizce:
— Haklısın.
Ethan bir an durdu.
Liva devam etti:
— Sana söylemediğim bir şey daha var.
Valeria ona baktı.
— Ne?
Liva'nın gözleri dördüncü mühre kaydı.
— Mührün yapılmasına yardım ettim.
Ethan'ın yüzündeki ifade değişti.
— Sen mi?
— Evet.
— Neden?
Liva'nın sesi kısıldı.
— Çünkü laneti yok edebileceğimi düşündüm.
— Ama edemedin.
— Hayır.
Liva başını eğdi.
— Sadece uyuttum.
Valeria sessizce sordu:
— Ve şimdi uyandı.
Liva başını kaldırdı.
— Evet.
Ethan birkaç saniye boyunca ona baktı.
Sonra:
— Peki ne yanlış gitti?
Liva cevap vermedi.
Ardan'ın bakışları ona çevrildi.
Liva bunu fark etti.
— Söyleme.
Ardan sustu.
Ethan ikisine birden baktı.
— Ne söylemesin?
Liva'nın yüzündeki ifade değişti.
Bir süre sonra konuştu.
— Mühür kapanırken bir seçim yapmak zorunda kaldım.
Valeria'nın gözleri büyüdü.
— Ne seçtin?
Liva cevap vermedi.
Ethan bir adım yaklaştı.
— Liva.
Cadı gözlerini kapattı.
— O seçimi yapmasaydım, lanet o gece hepimizi öldürebilirdi.
Ethan:
— Ama yaptın.
Liva gözlerini açtı.
— Evet.
— Kimi seçtin?
Liva'nın dudakları aralandı.
Fakat tam o anda tapınağın içindeki bütün taşlar sarsıldı.
ÇAT!
Dördüncü mühürden siyah bir ışık yükseldi.
Karanlıktan aynı ses duyuldu.
— Söyle ona.
Liva'nın yüzü bembeyaz oldu.
— Hayır.
Ses yeniden geldi.
— Bin yıl önce kimi seçtiğini söyle.
Valeria Liva'ya baktı.
Ethan da ona döndü.
Liva'nın gözlerinde ilk kez saklamaya çalışmadığı bir korku vardı.
Sonunda fısıldadı:
— Henüz değil.
Duvarın üzerinde yeni bir yazı belirdi.
“SEÇİM YENİDEN YAPILACAK.”
Ethan yazıya baktı.
— Ne seçimi?
Liva cevap vermedi.
Çünkü dördüncü mühürden gelen ses bu kez çok daha yakındı.
— Bu kez...
Kısa bir sessizlik oldu.
— Yanlış kişiyi seçme.
Liva'nın yüzündeki korku bir anda arttı.
Valeria bunu fark etti.
Ve o an anladı:
Liva'nın bin yıl önce yaptığı seçim, lanetin kökeninden bile daha büyük bir sırdı.