16. BÖLÜM — BAĞIN GÖLGESİ
16. BÖLÜM — BAĞIN GÖLGESİ
Tapınağın duvarındaki yazı hâlâ parlıyordu.
BAĞ UYANDI.
Valeria gözlerini yazıdan ayıramıyordu. Ethan hemen yanında durmuş, o da mühre bakıyordu. Liva ise birkaç adım geride, sessizce onları izliyordu.
Yüzündeki ifade Valeria'nın dikkatinden kaçmadı.
— Bunu daha önce gördün mü?
Liva başını kaldırdı.
— Hayır.
Valeria ona döndü.
— Ama ne anlama geldiğini biliyorsun.
Liva birkaç saniye sustu.
— Tahmin ediyorum.
Ethan kaşlarını çattı.
— Liva, artık tahminlerle uğraşacak durumda değiliz.
— Biliyorum.
— O zaman anlat.
Liva derin bir nefes aldı.
— Bin yıl önce mühür yapılırken üç soyun kanı birbirine bağlandı.
Valeria'nın kaşları çatıldı.
— Bunu biliyoruz.
— Ama bir şeyi bilmiyorsunuz.
Liva gözlerini mühre çevirdi.
— O bağ hiçbir zaman tamamen kopmadı.
Ethan'ın yüzü ciddileşti.
— Yani hâlâ devam ediyor.
— Evet.
Valeria kolyesine dokundu.
— Peki bunun bizimle ne ilgisi var?
Liva bu kez doğrudan ona baktı.
— Senin kanın o soyun devamı.
Ardından Ethan'a döndü.
— Senin içindeki güç de o bağın diğer tarafına bağlı.
Ethan bir süre konuşmadı.
— Peki neden şimdi ortaya çıktı?
Liva'nın bakışları ikisinin arasında dolaştı.
— Çünkü bağ yeniden güçlendi.
Valeria'nın gözleri Ethan'a kaydı.
Ethan da ona baktı.
İkisi de bir şey söylemedi.
Tam o sırada mührün içinden ince bir ses geldi.
Çıt.
Valeria hemen geri çekildi.
— O ses de ne?
Mührün ortasında ince bir çatlak oluşmuştu. Kızıl ışık çatlağın içinden sızıyordu.
Ethan bir adım öne çıktı.
— Geri dur.
Valeria ona baktı.
— Yine mi?
— Evet, yine.
— Her seferinde beni geriye çekemezsin.
— Denemekten vazgeçmeyeceğim.
Valeria istemeden gülümsedi.
— Çok inatçısın.
— Sen de hiç dinlemiyorsun.
— Belki de bu yüzden hâlâ buradayız.
Ethan'ın yüzünde kısa bir gülümseme oluştu.
Fakat mührün ışığı yeniden güçlenince ikisinin de yüzündeki ifade değişti.
Duvarların üzerinde görüntüler belirmeye başladı.
Eski bir orman...
Üç kişi...
Bir vampir, bir kurt adam ve bir cadı.
Üçü büyük bir taşın önünde duruyordu.
Fakat onların arkasında başka biri daha vardı.
Yüzü seçilmiyordu.
Ethan gözlerini kıstı.
— Bu kim?
Liva cevap vermedi.
Valeria ona baktı.
— Liva?
— Bilmiyorum.
Valeria'nın bakışları sertleşti.
— Gerçekten bilmiyor musun?
Liva gözlerini görüntüden ayırmadı.
— Hayır.
Görüntü değişti.
Yüzü görünmeyen kişi elini taşın üzerine koydu.
O anda üç sembol birden söndü.
Ardından görüntü kayboldu.
Tapınak yeniden sessizliğe gömüldü.
Ethan Liva'ya döndü.
— Bunu açıklayacak mısın?
Liva birkaç saniye düşündü.
— O kişiyi tanıyor olabilirim.
Ethan kaşını kaldırdı.
— “Olabilirim” ne demek?
— Emin değilim.
Valeria araya girdi.
— Ardan mı?
Liva'nın yüzü bir anda değişti.
Ethan bunu fark etti.
— Ardan'ı tanıyorsun.
Liva cevap vermedi.
Ethan bir adım yaklaştı.
— Onun bununla ne ilgisi var?
— Bilmiyorum.
Ethan'ın sabrı tükenmek üzereydi.
— Liva...
Tam o sırada tapınağın girişinden bir ses geldi.
— Hâlâ aynı sorular.
Üçü birden döndü.
Ardan kapının önünde duruyordu.
Ethan hemen hançerini çekti.
— Senin burada ne işin var?
Ardan'ın gözleri Ethan'a değil, Liva'ya çevrildi.
— Bunu gerçekten sormak zorunda mısın?
Liva'nın yüzü gerildi.
— Ardan...
— Geç kaldın.
— Ne için?
Ardan birkaç saniye sustu.
Sonra mühre baktı.
— Uyanmasını engellemek için.
Valeria öne çıktı.
— Neden uyanıyor?
Ardan'ın bakışları ona döndü.
— Çünkü siz üçünüz tekrar bir araya geldiniz.
Ethan'ın kaşları çatıldı.
— Bunun bizimle ne ilgisi var?
Ardan cevap vermeden önce Ethan ile Valeria'ya baktı.
— Sandığınızdan daha fazla.
Valeria kolyesini tuttu.
— Açık konuş.
Ardan'ın gözleri kolyeye kaydı.
— O kolye sana ait değil.
Valeria'nın yüzü değişti.
— Ne demek istiyorsun?
Liva hemen araya girdi.
— Ardan, yeter.
Ardan ona döndü.
— Hâlâ ondan saklıyorsun.
— Şimdi zamanı değil.
— Ne zaman olacak?
Liva sustu.
Ethan ikisinin arasına baktı.
— Ne saklıyorsunuz?
Kimse cevap vermedi.
Mührün içinden yeniden bir ses geldi.
Çıt.
Bu kez çatlak biraz daha büyüdü.
Kızıl ışık tapınağın zeminine yayıldı.
Ardan'ın yüzündeki ifade bir anda değişti.
— Hepiniz geri çekilin.
Ethan hançerini daha sıkı tuttu.
— Neden?
Ardan mühre bakıyordu.
— Çünkü içerideki şey uyanıyor.
Valeria'nın gözleri büyüdü.
— Ne var içeride?
Ardan cevap vermedi.
Mührün içinden siyah bir gölge yükseldi.
Önce ince bir duman gibi yayıldı, sonra yavaş yavaş şekil almaya başladı.
Liva'nın nefesi kesildi.
— Hayır...
Ethan ona baktı.
— Ne oldu?
Liva cevap veremedi.
Gölgenin içinden bir ses yükseldi.
Tanıdık bir ses.
Liva'nın kendi sesi.
— Beni gerçekten unuttuğunu mu sandın?
Liva'nın yüzü bembeyaz oldu.
Valeria ona baktı.
— Bu... senin sesin.
Liva yavaşça başını salladı.
— Biliyorum.
Gölge biraz daha yaklaştı.
Bu kez sesi değişti.
Ethan'ın sesi oldu.
— Beni de unutmadın.
Ethan'ın yüzü gerildi.
Valeria hemen ona baktı.
— Ethan...
— Ben söylemedim.
Gölge bir anda sustu.
Tapınağın içinde birkaç saniyelik ağır bir sessizlik oluştu.
Sonra karanlığın içinden tek bir cümle yükseldi.
— Bu kez hiçbiriniz kaçamayacaksınız.
Mührün üzerindeki son sembol de çatladı.
Ardından tapınağın kapıları kendiliğinden kapandı.