19. BÖLÜM — MOR GÖKYÜZÜ
19. BÖLÜM — MOR GÖKYÜZÜ
Mühürden yayılan ışık bir anda söndü.
Tapınağın içi karanlığa gömüldü.
Ethan birkaç saniye olduğu yerde kaldı. Gözleri karanlığa alışmaya çalışırken dışarıdan gelen garip bir ışık taş duvarların üzerine vurdu.
Valeria başını kaldırdı.
— Gökyüzü...
Ethan kapıya doğru baktı.
— Ne olmuş gökyüzüne?
Valeria cevap vermedi.
Üçü birlikte dışarı çıktığında gördükleri manzara karşısında oldukları yerde kaldılar.
Gökyüzü mor renge bürünmüştü.
Bulutların arasından kızıl ışıklar geçiyor, vadinin uzak taraflarında yükselen alevler gökyüzünü arada bir aydınlatıyordu.
Ethan gözlerini kıstı.
— Bu daha önce olmuş muydu?
Liva yavaşça başını salladı.
— Hayır.
Vadinin içinden yoğun bir sis yükselmeye başladı.
Önce ağaçların arasındaydı.
Sonra kayalıkların üzerinden ilerledi.
Birkaç saniye içinde tapınağın önüne kadar ulaştı.
Valeria bir adım geri çekildi.
— Sis...
Ethan hançerini çıkardı.
— Bir şey geliyor.
Liva asasını kaldırdı.
— Bekleyin.
Sis birkaç metre önlerinde durdu.
İçinde hiçbir şey görünmüyordu.
Sonra bir ses duyuldu.
— Valeria...
Valeria'nın yüzü gerildi.
Ethan hemen ona baktı.
— Sen de duydun mu?
— Evet.
Sis yeniden hareket etti.
Bu kez Ethan'ın sesi duyuldu.
— Valeria...
Ethan'ın kaşları çatıldı.
— Bu benim sesim.
Liva'nın yüzü ciddileşti.
— Cevap vermeyin.
Valeria gözlerini sisten ayırmadı.
— Neden?
— Çünkü ne olduğunu bilmiyorum.
Sis birkaç saniye sessiz kaldı.
Ardından Liva'nın sesi duyuldu.
— Beni bırakmayın...
Liva'nın yüzündeki ifade bir anda değişti.
— Bu benim sesim değil.
Ethan ona baktı.
— Ama senin sesin.
— Biliyorum.
Liva'nın parmakları asasının etrafında sıkılaştı.
— Fakat ben bunu söylemedim.
Sis biraz daha yaklaştı.
Bu kez üç farklı ses birbirine karıştı.
— Geri dönün.
Ethan bir adım öne çıktı.
— Nereye?
Cevap gelmedi.
Uzakta büyük bir alev yükseldi.
Kızıl ışık vadinin tamamını aydınlattı.
Valeria o tarafa baktı.
— Orada ne var?
Liva'nın gözleri uzaklara çevrildi.
— Eski mühür alanı.
Ethan ona döndü.
— Mühür burada değil miydi?
Liva birkaç saniye sustu.
— Buradaki sadece bir parçasıydı.
Valeria kaşlarını çattı.
— Bunu neden daha önce söylemedin?
Liva cevap veremeden sis yeniden konuştu.
Bu kez sesi daha derinden geliyordu.
— Bağ uyandı.
Ethan'ın yüzü gerildi.
Valeria'nın kolyesi ısındı.
Liva'nın bakışları ikisinin arasında dolaştı.
Sis devam etti.
— Kan hatırladı.
Valeria kolyesini avucunun içinde sıktı.
— Ne istiyorsun?
Sis sustu.
Sonra çok uzaktan gelen bir fısıltı duyuldu.
— Hatırlamanı.
Valeria'nın yüzü değişti.
— Neyi?
Bu kez cevap hemen gelmedi.
Mor gökyüzünün altında alevler yeniden yükseldi.
Sis yavaşça geri çekilmeye başladı.
Ama kaybolmadan önce tek bir cümle daha bıraktı.
— Sen unuttun. O ise hatırlıyor.
Ethan Liva'ya baktı.
Liva'nın yüzü bembeyaz olmuştu.
— Liva?
Liva cevap vermedi.
Valeria ona yaklaştı.
— Kim hatırlıyor?
Liva gözlerini kapattı.
Bir süre sessiz kaldı.
Sonunda fısıldadı:
— Bilmiyorum.
Ethan başını salladı.
— Buna inanmıyorum.
Liva gözlerini açtı.
— Ben de inanmak istemiyorum.
Tam o sırada sis tamamen dağıldı.
Vadide yeniden sessizlik oluştu.
Fakat sessizlik uzun sürmedi.
Tapınağın içinden bir taşın yere düştüğü duyuldu.
Üçü aynı anda içeri döndü.
Mühür taşının üzerinde yeni bir işaret belirmişti.
Üç küçük kan damlası.
Valeria yavaşça yaklaştı.
Kolyesi yeniden parladı.
Ethan'ın gözleri kızardı.
Liva ise işareti gördüğü anda durdu.
— Bu işaret...
Valeria ona baktı.
— Ne?
Liva cevap vermedi.
Çünkü işareti daha önce görmüştü.
Üç yıl önce.
O gece, işaretin yanında bir isim de vardı.
Liva'nın yüzündeki korku yeniden ortaya çıktı.
— Ardan...
Ethan hemen döndü.
— Ardan'la ne ilgisi var?
Liva cevap vermeden tapınağın dışından bir ses geldi.
Bu kez sis değildi.
Bir insan sesiydi.
— Sonunda hatırladın.
Üçü de dondu.
Vadinin karanlığında bir siluet belirdi.