2. BÖLÜM — ORMANDAKİ ÇIĞLIK
2. BÖLÜM — ORMANDAKİ ÇIĞLIK
Uluma kesildiğinde Sisli Vadisi yeniden sessizliğe gömüldü.
Fakat bu, birkaç dakika önceki sessizlik değildi.
Sanki bütün orman nefesini tutmuş, onların vereceği bir sonraki kararı bekliyordu. Rüzgârın uğultusu dinmiş, dallar hareketsiz kalmış, yaprakların hışırtısı bile vadinin derinliklerinde kaybolmuştu. Yoğun sis ay ışığını yutarak çevredeki ağaçları belirsiz gölgelere dönüştürüyor, gökyüzündeki Kızıl Ay ise bütün vadiyi uğursuz bir kızıllığa boyuyordu.
Ethan başını yavaşça çevirdi.
Sarı gözleri karanlığı tararken eli istemsizce belindeki hançere gitti.
— Bunu siz de duydunuz mu?
Valeria cevap vermedi.
Çünkü o da duymuştu.
Uzaklardan gelen ikinci ses, gecenin sessizliğini yararak yükseldi. Önce boğuk bir inilti gibi duyuldu, ardından giderek güçlenerek ormanın içinde yankılandı.
Bu kez bir uluma değildi.
Bir çığlıktı.
İnsan sesine benziyordu ama içinde insana ait olmayan, ürpertici bir yankı vardı.
Ethan’ın yüzündeki öfke bir anda kayboldu.
— Burada biri var.
Valeria kayalığın kenarına yaklaşarak aşağı baktı. Göğsündeki antik kolye parmaklarının arasında hafifçe titriyordu. Koyu renkli taşın içinden belli belirsiz bir sıcaklık yayılıyordu.
— Bu vadide bu saatte insan olmaması gerekiyor.
— Belki biri kaybolmuştur, dedi Ethan.
Valeria ona döndü.
— Sisli Vadisi’ne kimse tesadüfen gelmez.
Liva’nın yüzündeki ifade değişti.
Asasını daha sıkı kavradı.
— İnsan değil.
Ethan kaşlarını çattı.
— Nereden biliyorsun?
Liva cevap vermedi.
Tam o anda ormanın içinden kuru bir dal kırıldı.
Ardından bir tane daha.
Bu kez ses çok daha yakındı.
Ethan’ın omuzları gerildi.
Valeria da bakışlarını karanlığa çevirdi. Liva ise asasının ucunu toprağa dokundurdu. Mor bir ışık, üçünün ayaklarının çevresinde ince bir halka oluşturdu.
Sonra ağaçların arasında bir gölge hareket etti.
Üçü de aynı anda ona döndü.
Bir şey yaklaşıyordu.
Sis, yaratığın şeklini gizliyordu. Yalnızca uzun bir siluetin ağaçların arasında ilerlediği görülüyordu. Her hareketinde dallar kırılıyor, toprağın üzerinde garip bir sürtünme sesi duyuluyordu.
Ethan öne çıktı.
— Arkama geçin.
Valeria kaşlarını kaldırdı.
— Bana emir verme.
— Bu kez tartışacak zamanımız yok.
— Senin emirlerini dinlemeye hiç niyetim yok.
Ethan gözlerini karanlıktan ayırmadan konuştu.
— O zaman en azından hayatta kalmaya çalış.
Valeria cevap veremeden ağaçların arasındaki gölge bir anda hareketlendi.
Ethan bağırdı:
— Koşun!
Karanlık bir yaratık sisin içinden fırladı.
Ethan, Valeria’yı kolundan çekerek saldırıdan uzaklaştırdı. Yaratık birkaç metre ilerideki ağaca çarptı. Ağacın gövdesi sarsılırken kuru dallar yere savruldu.
Valeria yere düşerken omzunu kayaya çarptı.
Ethan hemen ona baktı.
— İyi misin?
Valeria şaşkınlıkla ona baktı.
— Sen... beni kurtardın.
— Bunun için teşekkür etme. Daha bitmedi.
Yaratık yavaşça ağacın yanından ayrıldı.
Mor ışığın altında şekli daha net görünmeye başladı.
Bedeni siyah bir sisle kaplıydı. Kolları normalden uzundu ve yüzünün olması gereken yerde yalnızca karanlık bir boşluk vardı. Göğsünün ortasında ince kızıl çatlaklar parlıyordu.
Valeria’nın gözleri o çatlaklara takıldı.
— Bu nedir?
Liva’nın sesi alçaldı.
— Lanetin bekçisi.
Ethan’ın bakışları Liva’ya çevrildi.
— Mührün kırıldığını söylemiştin.
Liva sustu.
— Liva!
Cadı sonunda ona baktı.
— Çünkü kırıldı.
Tam o anda gökyüzündeki Kızıl Ay’ın ışığı değişti.
Ayın çevresinde koyu bir halka oluştu.
Vadinin tamamı birkaç saniyeliğine kızıl bir ışıkla aydınlandı.
Toprağın üzerinde daha önce görünmeyen semboller belirmeye başladı.
Kayaların, ağaçların ve hatta Ethan’ın ayaklarının altında aynı işaret vardı.
Valeria nefesini tuttu.
— Bu sembol...
Liva’nın yüzü bembeyaz oldu.
— Lanet mührü.
Semboller birer birer parlamaya başladı.
Ethan göğsünü tuttu.
Bir anda içinden keskin bir ağrı yükseldi.
— Ah...
Dizlerinin üzerine çöktü.
Valeria ona doğru ilerledi.
— Ethan!
— Yaklaşma!
Ethan’ın gözleri bir anlığına sarıdan kızıl renge döndü.
Nefesi hızlandı.
İçindeki kurt, sanki görünmeyen bir çağrıya cevap veriyordu.
Valeria da aynı anda göğsündeki kolyeye sarıldı.
Taş artık titremiyordu.
Yanıyordu.
Kızıl Ay’ın ışığı kolyenin üzerine düştüğünde havaya ince bir ışık yayıldı ve Valeria’nın önünde eski bir sembol belirdi.
Liva o sembolü görür görmez geri çekildi.
— Hayır...
Valeria ona baktı.
— Ne biliyorsun?
Liva cevap vermedi.
Çünkü yaratık yeniden hareket etmişti.
Bu kez Ethan’a doğru ilerliyordu.
Ethan ayağa kalktı ve hançerini çekti.
— Gel bakalım.
Yaratık üzerine atıldı.
Ethan saldırıyı karşılamaya çalıştı fakat yaratığın gücü onu geriye savurdu.
Valeria istemsizce elini kaldırdı.
Parmaklarının arasından kızıl bir ışık yayıldı.
Işık yaratığa ulaştığı anda yaratık durdu.
Başını Valeria’ya çevirdi.
Sonra ilk kez konuştu.
Sesi tek bir yerden gelmiyordu.
Toprağın altından, ağaçların arasından ve vadinin derinliklerinden aynı anda yükseliyordu.
— Kan yeniden uyandı...
Valeria’nın yüzü gerildi.
— Benim kanım mı?
Yaratık bir adım daha attı.
— Kızıl Ay... laneti hatırladı.
Kızıl Ay’ın ışığı bir anda güçlendi.
Vadideki bütün mühürler aynı anda parladı.
Ethan’ın gözleri yeniden kızıl renge döndü.
Valeria’nın kolyesindeki taş çatlayacakmış gibi ışıldadı.
Liva asasını kaldırarak bağırdı:
— İkiniz de birbirinizden uzak durun!
Ethan ona öfkeyle baktı.
— Neden?
Liva’nın sesi ilk kez korkuyla titredi.
— Çünkü lanet sizi birbirinize bağlamaya çalışıyor.
Valeria’nın bakışları Ethan’a kaydı.
Ethan da ona baktı.
İkisinin arasında görünmeyen bir bağ varmış gibi hava ağırlaşmıştı.
Fakat Liva’nın söylemediği başka bir şey vardı.
Bu bağ yalnızca Valeria ve Ethan için değildi.
Kızıl Ay, üç soyun da kaderini çoktan değiştirmişti.
Yaratık geriye çekildi.
Gitmeden önce başını Liva’ya çevirdi.
— Cadı... senin borcun hâlâ bitmedi.
Liva’nın yüzündeki bütün renk çekildi.
Yaratık sisin içinde kayboldu.
Bir süre kimse konuşmadı.
Ethan sonunda hançerini indirdi.
— Hepiniz bir şey saklıyorsunuz.
Valeria gözlerini Liva’dan ayırmadan sordu:
— Bu lanet ne?
Liva uzun süre sessiz kaldı.
Sonunda fısıldadı:
— Bunu öğrenirseniz hiçbiriniz eskisi gibi kalmayacaksınız.
Gökyüzündeki Kızıl Ay biraz daha yükseldi.
Ve vadinin derinliklerinden, bu kez çok daha uzaktan gelen ikinci bir ses duyuldu.
Bir başka yaratık uyanmıştı.
Lanet yalnızca başlamıştı.
Yorumlar
- Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür ederim umarım devamı da seversin
- Ege Bulut: lanet bekçisi olmuş çok fena