22. BÖLÜM — UYANIŞ
22. BÖLÜM — UYANIŞ
Ardan'ın sözlerinden sonra tapınakta kısa bir sessizlik oldu.
— Bu kez geri dönmesi için kimseye ihtiyacı yok.
Tam o anda zeminin altından ağır bir ses yükseldi.
Güm.
Valeria istemsizce ona biraz daha yaklaştı.
Ethan ona baktı.
— İyi misin?
— İyiyim.
Ethan'ın gözleri yeniden kızarmıştı.
Valeria bunu fark edince ona baktı.
— Sen?
Ethan birkaç saniye sustu.
— Şimdilik.
Liva asasını kaldırdı.
— Ethan, kurt tarafını bastırmaya çalışma.
Ethan ona döndü.
— Neden?
— Ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Kendini zorlaman işleri daha kötü yapabilir.
Tapınağın duvarlarından derin bir uğultu yükseldi.
Ardan başını mühür taşına çevirdi.
— Başladı.
Mührün altından siyah bir duman sızmaya başladı.
Liva hemen öne çıktı.
— Geri çekilin!
Ethan ve Valeria birkaç adım geriye geçti.
Liva asasını yere vurdu.
Mor ışık zeminin üzerinde yayıldı ve siyah dumanı çevreledi.
Duman birkaç saniye boyunca yerinde kaldı.
Sonra mor ışığın arasından yeniden sızmaya başladı.
Liva dişlerini sıktı.
— Bu uzun sürmez.
Duman bir anda dağıldı.
Valeria'nın kolyesi parladı.
Ethan refleks olarak elini onun omzuna koydu.
Kızıl ışık yavaşça sakinleşti.
Valeria şaşkınlıkla kolyesine baktı.
— Sen dokununca durdu.
Ethan elini çekmeden ona baktı.
— Belki de benden korkuyordur.
Valeria kısa bir bakış attı.
— Pek sanmıyorum.
Ardan ikisine baktı.
— Korkmuyor.
Ethan başını çevirdi.
— O zaman ne yapıyor?
Ardan'ın gözleri mühürdeydi.
— Yaklaşıyor.
Siyah dumanın içinden boğuk bir ses yükseldi.
— Yaklaşıyorum...
Üçü de sustu.
Duman yavaş yavaş şekillenmeye başladı.
İnsan bedenine benzeyen karanlık bir siluet oluştu. Yüzü belli değildi. Yalnızca iki soluk ışık, bulunduğu yerde gözleri varmış gibi görünüyordu.
Liva asasını kaldırdı.
— Henüz tamamlanmadı.
Ardan başını salladı.
— Ama dışarı çıkıyor.
Valeria bir adım öne çıktı.
Siluet ona döndü.
— Kanını tanıyorum.
Valeria'nın gözleri kızardı.
— Ben de seni tanıyorum.
Siluet birkaç saniye sessiz kaldı.
Sonra Ethan'a döndü.
— Sen de onu bırakmayacaksın.
Ethan'ın yüzü sertleşti.
— Bırakmayacağım.
Siluetin etrafındaki duman yoğunlaştı.
— O zaman ikinizi birlikte alırım.
Siyah duman bir anda Ethan'a doğru savruldu.
Valeria düşünmeden önüne geçti.
Kızıl bir ışık patladı.
Duman ışığa çarptığında tapınağın duvarları sarsıldı.
Ethan Valeria'nın kolundan tuttu.
— Sana bir şey oldu mu?
— Hayır.
— Emin misin?
Valeria ona baktı.
— Ethan, gerçekten iyiyim.
Liva yeniden asasını kaldırdı.
— Onu burada tutabiliriz.
Ardan ona döndü.
— Ne kadar?
Liva cevap vermedi.
Çünkü o da bilmiyordu.
Mührün içinden ince bir çatlama sesi geldi.
Çat.
Taşın bir parçası yere düştü.
Valeria Ethan'a baktı.
Ethan bu kez onun elini tuttu.
Liva gözlerini mühürden ayırmadan konuştu.
— Ne olursa olsun yan yana kalın.
Valeria başını salladı.
— Zaten ayrılmayı düşünmüyorduk.
Ethan ona baktı.
— İlk kez aynı fikirdeyiz.
Valeria istemsizce gülümsedi.
Fakat o anda siluetin sesi yeniden duyuldu.
— Böyle kalın...
Valeria'nın gülümsemesi kayboldu.
Siluet biraz daha yaklaştı.
— Bakalım ne kadar dayanabileceksiniz.
Mührün çevresindeki taşlar titremeye başladı. Kızıl ve siyah ışık çatlakların arasından dışarı sızıyordu.
Liva'nın yüzü gerildi.
— Geri çekilin.
Ardan bir anda mühür taşının önüne geçti.
Ethan ona baktı.
— Ardan, ne oluyor?
Ardan cevap vermedi.
Zemin yeniden sarsıldı.
Bu kez çok daha sertti.
Liva asasını iki eliyle kavradı.
Mührün içinden ağır bir nefes sesi geldi.
Bir kez.
Sonra bir kez daha.
Ardından karanlığın içinde iki göz açıldı.
Ethan hançerini kaldırdı.
Valeria'nın gözleri kızardı.
Liva asasını mühüre doğrulttu.
Ardan ise sadece tek bir şey söyledi:
— Hazır olun.