Keşfet

## 26. BÖLÜM — GÜVENDİĞİN KARANLIK

Kızıl Ay laneti

# 🩸 KIZIL AYIN LANETİ

## 26. BÖLÜM — GÜVENDİĞİN KARANLIK

Ardan'ın sessizliği Valeria'yı daha da sinirlendirdi.

— Bana neyi söylemedin?

Ardan gözlerini kaçırdı.

— Şimdi bunun sırası değil.

Valeria kısa bir kahkaha attı ama yüzünde gülümseme yoktu.

— Tabii. Ne zaman bir şey sorsam aynı cevap.

— Valeria, beni dinle...

— Dinliyorum zaten. Bir de sen konuşmayı dene.

Ethan başını hafifçe eğdi. Normalde böyle bir durumda araya girerdi ama Valeria'nın haklı olduğunu biliyordu.

Girişteki yabancı konuştu.

— Sana anlatmıyor çünkü gerçeği öğrendiğinde ona güvenmeyeceğini biliyor.

Ardan sertçe döndü.

— Senin burada konuşmaya hakkın yok.

— Neden? Söylediklerim hoşuna gitmiyor diye mi?

Valeria ikisinin arasına baktı.

— Biriniz bana ne olduğunu anlatacak mı, yoksa burada birbirinize bağırmanızı mı izleyeceğim?

Bir anlık sessizlik oldu.

Ardından yabancı Valeria'ya döndü.

— Buradan çıkmamız gerekiyor. Sana her şeyi anlatacağım ama burada değil.

Ethan kaşlarını kaldırdı.

— Güzel. Yine bir yere gidiyoruz ve yine kimse nereye gittiğimizi söylemiyor.

— İstersen burada kalabilirsin, — dedi yabancı.

— Teklifin için sağ ol ama pas geçiyorum.

Valeria, Ethan'a dönüp kısaca baktı.

— Biraz ciddi olabilir misin?

— Olmaya çalışıyorum. Şartlar pek yardımcı olmuyor.

Valeria'nın dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. Gerginliğin ortasında Ethan'ın böyle konuşması ona iyi gelmişti.

Fakat yabancının yüzü hâlâ ciddiydi.

— Burada kalırsanız mühür kırıldığında kaçacak vaktiniz olmayacak.

Liva hemen mühre baktı.

— Ne kadar zamanımız var?

— Bilmiyorum.

— Bilmiyorsan bizi neden buraya kadar getirdin? — diye çıkıştı Liva.

Yabancı ona döndü.

— Çünkü başka yol yok.

Ardan araya girdi.

— Eski su tüneline gideceğiz. Tapınağın arkasında bir geçit var.

Valeria gözlerini kapatıp derin bir nefes aldı.

— Bir geçit daha mı?

Ethan ona baktı.

— İstersen saymaya başlayalım. Belki sonunda hepsini öğreniriz.

— Şu an gerçekten hiç yardımcı olmuyorsun.

— Farkındayım.

Liva, ikisini de susturacak bir bakış attı.

— Hadi. Tartışmayı dışarı çıkınca yaparsınız.

Ardan dar koridora yöneldi. Diğerleri peşinden ilerledi.

***

Koridorun içi soğuktu. Tavandan damlayan suların sesi dışında pek bir şey duyulmuyordu. Duvarlardaki meşaleler aralıklarla yanıyor, bazı bölümleri tamamen karanlıkta bırakıyordu.

Valeria, girişteki yabancıyla yan yana yürüyordu. Aklında o kadar çok soru vardı ki hangisinden başlayacağını bilemiyordu.

Sonunda dayanamadı.

— Gerçekten sen misin?

Yabancı adımlarını yavaşlattı.

— Evet.

— Seni ölü biliyordum.

— Biliyorum.

Valeria'nın boğazı düğümlendi.

— O zaman neredeydin bunca zaman?

Yabancı cevap vermeden önce önlerine baktı. Ardan ile Liva biraz ilerideydi. Ethan da birkaç adım arkalarından geliyordu.

— Sana anlatacağım.

— Bunu az önce de söyledin.

— Çünkü anlatmam gerekiyor. Ama önce buradan çıkmalıyız.

Valeria başını çevirdi. Öfkeliydi ama karşısındaki kişiyi yeniden kaybetme ihtimali de onu korkutuyordu.

— Peki. Ama buradan çıktığımızda hiçbir şeyi atlamayacaksın.

Yabancı başını salladı.

— Tamam.

Valeria tereddüt ederek elini uzattı ve yabancının koluna dokundu. Gerçekti. En azından o an için bundan emindi.

Elini geri çekti.

— Hâlâ inanamıyorum.

Yabancı ona baktı.

— Ben de seni burada göreceğimi düşünmemiştim.

Valeria'nın eli kolyesine gitti.

— Bunun benimle ilgisi var, değil mi?

Yabancının bakışları kolyeye kaydı.

— O taş seni bulmadı, Valeria. Seni tanıdı.

Valeria kaşlarını çattı.

— Aralarındaki fark ne?

— Bunu aşağıda anlayacaksın.

Valeria cevap verecekti ki koridorun ilerisinden Ardan'ın sesi duyuldu.

— Çabuk olun!

Ardından taşların arasından derin bir uğultu yükseldi.

Ethan hemen Valeria'nın yanına geldi.

— Ne oldu?

— Bilmiyorum.

— Güzel. Bugün bilmediğimiz şeylerin sayısı iyice arttı.

Valeria ona ters ters baktı.

— Ethan!

— Tamam, tamam.

Uğultu kesildi.

Bu kez arkalarından bir ses geldi.

— Valeria...

Valeria durdu.

Ses, kendi adını söyleyen tanıdık birine aitti. Ama koridorda kendilerinden başka kimse görünmüyordu.

Ethan hançerini kaldırdı.

— Kim var orada?

Cevap gelmedi.

Sonra aynı ses yeniden duyuldu.

— Ethan'a güvenme.

Ethan hemen Valeria'ya baktı.

— Ben söylemedim.

— Biliyorum.

Valeria'nın cevabı düşünmeden çıkmıştı. Ethan'ın elini tuttu ve yürümeye devam etti.

Fakat koridorun duvarlarındaki gölgeler uzamaya başladı. Önce yalnızca taşların üzerinde kıpırdadılar. Sonra yavaş yavaş insan biçimini aldılar.

Liva durdu.

— Sakın onlara yaklaşmayın.

Ethan hançerini önünde tuttu.

— Bunlar da mı mührün işi?

— Sanırım. Ama tam olarak ne olduklarını bilmiyorum.

Ardan öne çıktı.

— Gözlerinize güvenmeyin. Gördükleriniz gerçek olmayabilir.

— Bunu biraz daha erken söyleseydin iyi olurdu, — diye mırıldandı Ethan.

Tam o sırada koridorun sonunda biri belirdi.

Ethan'dı.

Aynı yüz, aynı kıyafetler, elinde aynı hançer...

Valeria önce karşısındakine, sonra yanındaki Ethan'a baktı.

— Bu hiç iyi değil.

Gerçek Ethan gözlerini kopyasından ayırmadı.

— Hayır, değil.

Kopya Valeria'ya döndü.

— Onunla gelme. Sana her şeyi anlatmadı.

Ethan'ın yüzü gerildi.

— Sen kimsin de benim adıma konuşuyorsun?

Kopya gülümsedi.

— Sen de ona her şeyi anlatmadın.

Ethan sustu.

Valeria bunu fark etti.

— Ethan?

— Şu an ne bildiğini anlamaya çalışıyorum.

Kopya bir adım attı.

— Ona gördüğün rüyaları anlat. Her gece aynı yerde uyandığını da söyle. Kolyeyi ilk gördüğünde neden korktuğunu da...

— Kes sesini! — diye bağırdı Ethan.

Sesi koridorda yankılandı.

Valeria'nın yüzündeki ifade değişti.

— Hangi rüyalar?

Ethan ona döndü.

— Valeria, bunu sonra konuşalım.

Valeria'nın bakışları sertleşti.

— Sen de mi benden bir şey saklıyorsun?

— Evet, ama bu şeyin anlattığı gibi değil.

— O zaman nasıl?

Ethan bir an sustu. Ardından hançerini kopyaya çevirdi.

— Buradan çıktığımızda anlatacağım. Şimdi bunu dinlersek istediği şey olacak.

Valeria onun yüzüne baktı. Ethan'ın gerçekten korktuğunu fark etmişti. Korktuğu şeyin yalnızca karşılarındaki varlık olmadığını da hissediyordu.

— Tamam, — dedi sonunda. — Ama bu konuşma bitmedi.

Ethan başını salladı.

— Biliyorum.

Kopya aniden üzerlerine atıldı.

Ethan Valeria'yı yana çekti ve hançerini savurdu. Bıçak kopyanın omzundan geçti. Görüntü dağılıp siyah dumana dönüştü.

Duman tavana yükseldi.

Liva asasının kırık parçalarından birini kaldırdı.

— Koşun! Daha fazla kalamayız!

Herkes koridorun sonuna doğru koşmaya başladı.

Gölgeler peşlerinden geliyordu. Bazen Liva'nın, bazen Ardan'ın sesini taklit ediyor, yanlış yöne gitmeleri için onları çağırıyorlardı.

Valeria bir taşa takılıp sendeledi.

Ethan kolundan tutarak onu düşmekten kurtardı.

— Dikkat etsene!

— Önüme bakmaya çalışıyorum ama her yerde bir şey var!

— Haklısın. Kötü bir yer seçmişiz.

Valeria nefes nefese ona baktı.

— Buraya kendi isteğimle gelmedim, hatırlatırım.

— Ben de tatil için gelmedim zaten!

Bu kez Valeria gerçekten güldü. Gülüşü yalnızca bir saniye sürdü ama ikisinin de üzerindeki gerginliği biraz azalttı.

Koridorun sonunda taş bir kapı vardı.

Ardan kapının üzerine elini bastırdı. Semboller parladı ama kapı açılmadı.

— Açılmıyor.

Liva yanına geldi ve kırık asasını sembole yaklaştırdı. Mor bir ışık belirdi, ardından söndü.

— Büyüm yetmiyor.

Arkalarından gelen sesler yaklaşıyordu.

Valeria kolyesinin ısındığını hissetti.

— Bir dakika...

Kolyesini eline aldı. Taşın içindeki kızıl ışık, kapının üzerindeki sembolle aynı ritimde yanıp sönüyordu.

Ardan bunu görünce Valeria'ya döndü.

— Kolyeyi sembole yaklaştır.

Valeria kaşlarını kaldırdı.

— Ya yine bir şey olursa?

Ardan kısa bir an durdu.

— O zaman seni hemen geri çekeriz.

— Bu hiç güven vermedi.

Ethan Valeria'nın yanında durdu.

— İstersen birlikte deneyelim.

Valeria ona baktı, sonra kolyeyi kapıya yaklaştırdı.

Taş aniden parladı.

Kapının içinden derin bir ses geldi. Taşlar sarsıldı ve kapı ağır ağır açıldı.

Ardan hiç beklemeden içeri girdi.

— Hadi!

Diğerleri de peşinden geçti. Son kişi içeri adım atar atmaz kapı arkalarından kapandı

Yorumlar

  • Alper Akgün: Korkular gerçekse kurtuluşumuz zor görünüyor dayanmalıyız
  • Asil genç: Çıkmak bu kadar zor olmamalı Bize güven konusunda pek iyi hissettirmiyorsun
  • aleyna: seni ölü bilmek Ne kadar zor düşüncelerin içinde kayboluyoruz
  • Ege Bulut: Hâl böyleyse hemen gitmeliyiz Beklemek yanlış yolda sinir bozar
  • Efe Hendek: ardan o sessizliği bırakıp konuşmalı daha fazla gizlemek asla doğru değil
  • Bahar Onat: Her ikinizin durumu hiç iç açıcı değil ama yine de beraberiz
  • Aslı Okur: Sen oradaysan neden susuyorsun ki?
  • Eda Sezer: Güven çok uzak bir kavram gibi geliyor