Keşfet

3 Bin yıllık lannet

Kızıl Ay laneti

3. BÖLÜM — BİN YILLIK MÜHÜR

Yaratık sisin içinde kaybolduğunda Ethan birkaç saniye boyunca olduğu yerde kaldı.

Hançeri hâlâ elindeydi.

Valeria ise bakışlarını ormanın karanlığından ayıramıyordu. Az önce duydukları sözler zihninde yankılanıyordu.

Kan yeniden uyandı.

Liva'nın sessizliği ise her şeyden daha fazlasını anlatıyordu.

Ethan sonunda ona döndü.

— Bize gerçeği anlat.

Liva cevap vermedi.

— Liva!

Cadı irkilerek başını kaldırdı.

— Burada konuşamayız.

Valeria kaşlarını çattı.

— Neden?

Liva asasını kaldırarak vadinin karşı tarafındaki kayalıkları gösterdi.

— Mührün merkezi burada değil. Eski tapınağın altında.

Ethan'ın yüzü gerildi.

— Orada ne var?

Liva gözlerini kaçırdı.

— Bin yıl önce mühürlenen şey.

Valeria bir adım öne çıktı.

— O hâlde oraya gidiyoruz.

— Hayır.

— Neden?

Liva'nın sesi ilk kez sertleşti.

— Çünkü oraya giderseniz lanet sizi fark eder.

Ethan alaycı bir şekilde güldü.

— Bizi zaten fark etti.

Bu sözlerin ardından kimse konuşmadı.

Sonunda üçü, vadinin içindeki eski taş yola doğru ilerlemeye başladı.

---

Eski tapınağa ulaştıklarında havadaki değişimi üçünün de hissetmesi uzun sürmedi.

Ağaçların arasından geçtikçe sıcaklık düşüyor, sis yoğunlaşıyor ve çevredeki sessizlik giderek ağırlaşıyordu. Yolun sonunda, yüzlerce yıldır terk edilmiş izlenimi veren taş bir yapı yükseliyordu.

Kapısının üzerinde üç sembol vardı:

Bir vampir mührü.

Bir kurt pençesi.

Ve bir cadı işareti.

Valeria kapıya yaklaştığında kolyesi yeniden ısındı.

— Burası...

Liva onun sözünü tamamladı.

— Üç soyun ilk kez bir araya geldiği yer.

Ethan kapının üzerindeki eski yazıya baktı.

— Burada ne yazıyor?

Liva istemeden cevap verdi.

— “Kanla başlayan, kanla sona erecek.”

Ethan ona döndü.

— Güzel. Daha açıklayıcı olabilirdin.

Liva cevap vermedi.

Valeria kapıya elini uzattı.

— Bekle.

Liva onu durdurmak istedi.

Ancak çok geçti.

Valeria'nın parmakları taşa değdiği anda kapının üzerindeki üç sembol aynı anda parladı.

Ethan'ın göğsünde keskin bir ağrı oluştu.

Liva'nın asasından mor bir ışık yükseldi.

Kapı ağır bir gürültüyle açıldı.

İçeriden buz gibi bir hava yayıldı.

Karanlığın içinden tek bir fısıltı yükseldi:

— Sonunda...

Üçü de donup kaldı.

Ethan hançerini kaldırdı.

— Bunu siz de duydunuz mu?

Valeria başını salladı.

Liva'nın yüzü bembeyazdı.

— O konuşmamalıydı.

Ethan ona döndü.

— Kim?

Liva cevap vermedi.

Tapınağın duvarlarında meşaleler birer birer yandı.

Alevlerin ışığında duvarlara işlenmiş eski resimler ortaya çıktı.

Bir vampir.

Bir kurt adam.

Bir cadı.

Üçü aynı taşın önünde duruyordu.

Ancak resmin ortasında başka bir figür vardı.

Yüzü silinmişti.

Valeria resme doğru birkaç adım attı.

— Bu kim?

Liva'nın gözleri figüre takıldı.

— Lanetin sahibi.

Ethan kaşlarını çattı.

— Lanet kendi kendine oluşmadı mı?

— Hayır.

Liva'nın sesi alçaldı.

— Bin yıl önce üç soy birbirine savaş açmıştı. O savaş sırasında biri, üç soyun kanını kullanarak ölümsüz bir güç yaratmaya çalıştı.

Valeria sessizce sordu:

— Başardı mı?

Liva başını kaldırdı.

— Fazlasıyla.

Tam o anda tapınağın derinliklerinden ağır bir ses yükseldi.

Güm.

Zemin sarsıldı.

Ardından bir kez daha.

Güm.

Ethan geriye çekildi.

— Bu ses nereden geliyor?

Liva'nın yüzündeki korku arttı.

— Aşağıdan.

Valeria yere baktı.

Taş zeminin ortasında ince bir çatlak oluşmuştu.

Çatlağın arasından kızıl bir ışık sızıyordu.

Ethan yavaşça yaklaştı.

— Mühür kırılıyor.

Liva başını salladı.

— Hayır.

Bir an sustu.

— Mühür çoktan kırıldı.

Kızıl ışık bir anda güçlendi.

Tapınağın duvarlarındaki semboller hareket etmeye başladı.

Valeria'nın kolyesi parçalanacakmış gibi titreşti.

Ethan'ın gözleri yeniden kızıl renge döndü.

Ancak bu kez Ethan öfkesini kontrol etmekte zorlanıyordu.

Nefesi hızlandı.

— Valeria'dan uzak durmam gerekiyor.

Valeria ona baktı.

— Neden?

Ethan dişlerini sıktı.

— Çünkü seni gördüğümde içimdeki kurt sakinleşmiyor.

Valeria'nın yüzündeki ifade değişti.

Liva araya girdi.

— Bu bir bağ.

Ethan ona döndü.

— Ne bağı?

Liva cevap vermeden önce Valeria'nın kolyesine baktı.

— Bin yıl önce yarım kalan bağ.

Valeria'nın sesi sertleşti.

— Bize her şeyi anlat.

Liva birkaç saniye sustu.

Sonunda fısıldadı:

— Lanet, üç soyun kanından doğdu. Ancak onu durdurmak için de üç soyun birleşmesi gerekiyordu.

Ethan kaşlarını çattı.

— Peki neden biz?

Liva'nın bakışları ikisinin arasında dolaştı.

— Çünkü siz tesadüfen seçilmediniz.

Tam o anda tapınağın duvarındaki eski resim değişti.

Silinmiş olan yüz yavaşça ortaya çıktı.

Valeria'nın yüzü bembeyaz oldu.

Çünkü resimdeki kişinin gözleri...

tıpkı onun gözleri gibiydi.

Liva geri çekildi.

— Bu mümkün değil.

Ethan resme baktı.

— Valeria... Bu sen misin?

Valeria cevap veremedi.

Tapınağın derinliklerinden aynı ses yeniden yükseldi:

— Kanımın mirasçısı...

Valeria'nın gözleri büyüdü.

Kızıl Ay'ın ışığı tapınağın çatısından içeri sızdı.

Duvardaki taşlar birer birer kızıl renkte parlamaya başladı.

Ardından eski yazılar kendiliğinden ortaya çıktı:

“Bin yıl sonra vampirin kanı geri dönecek. Kurt onunla bağ kuracak. Cadı ise seçimini yapacak.”

Liva yazıyı okuduğunda asasını yavaşça indirdi.

Çünkü artık saklayabileceği hiçbir şey kalmamıştı.

Bin yıllık lanet geri dönmüştü.

Ve bu kez kaderin merkezinde yalnızca Valeria ile Ethan yoktu.

Liva'nın yapacağı seçim, üçünün de sonunu belirleyecekti.

Yorumlar

  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür ederim inşallah seversiniz 🙃
  • DJ Slot: neyseki süper devamını okuyacağım
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür ederim
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür ederim canım içi 🔥😍
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: 🙂🙂🙂🤐 çok teşekkür ederim canım içi
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür ederim yaa
  • Derya Cengiz: Liva kesin bir şey saklıyor
  • Yasin Kaan Bulut: tapınaktaki semboller eğlenceliymiş gibi geldi bana