Keşfet

8. BÖLÜM — KALBİN SEÇİMİ

Kızıl Ay laneti

KIZIL AYIN LANETİ 🩸🌙

8. BÖLÜM — KALBİN SEÇİMİ

Tapınağın derinliklerinden gelen nefes sesi bir türlü kesilmiyordu.

Üçü de karanlık geçide bakarken dışarıdaki kızıl yağmur taş zemine vurmaya devam ediyordu.

Ethan hançerini kaldırdı.

— Kim varsa ortaya çıksın.

Cevap gelmedi.

Valeria birkaç adım ilerledi.

— Biraz bekle.

Ethan ona baktı.

— Neden?

— Ne olduğunu bilmeden üstüne gitmek doğru olmaz.

Ethan kısa bir süre düşündü.

— Haklısın.

Valeria kaşını kaldırdı.

— Bunu kabul etmen şaşırttı.

Ethan hafifçe gülümsedi.

— Her zaman inatçı değilim.

Valeria'nın yüzünde küçük bir gülümseme belirdi.

Ethan o an gözlerini ondan ayıramadı.

Kısa bir anlığına etraftaki her şeyi unutmuştu.

Sonra kalbinin normalden hızlı attığını fark etti.

Bakışlarını hemen başka tarafa çevirdi.

Bu da neydi şimdi?

Liva birkaç adım geride duruyor, ikisini sessizce izliyordu.

Tam o sırada karanlığın içinden bir siluet çıktı.

Valeria'nın yüzündeki ifade anında değişti.

— Olduğun yerde kal.

Siluet durdu.

Yüzü hâlâ gölgelerin arasındaydı.

Sonra Valeria'ya baktı.

— Onun kanını taşıyan sensin.

Valeria'nın gözleri kızardı.

— Beni tanıyor musun?

— Seni değil.

Siluet biraz daha yaklaştı.

— Soyunu tanıyorum.

Liva'nın yüzü gerildi.

— Sen...

Siluet başını ona çevirdi.

— Beni hatırladın.

Liva'nın sesi alçaldı.

— Seni öldü sanmıştım.

Ethan hemen Liva'ya döndü.

— Siz birbirinizi tanıyorsunuz.

Liva cevap vermedi.

Siluet kısa bir gülümsemeyle konuştu.

— Cadı yine susmayı tercih ediyor.

Valeria'nın bakışları Liva'ya çevrildi.

— Kim bu?

Liva birkaç saniye sustu.

— Bin yıl önce mühür sırasında burada olanlardan biri.

Ethan'ın kaşları çatıldı.

— Üç soyun dışında biri mi?

Siluet cevap verdi.

— Ben sandığınız kişi değilim.

Valeria bir adım öne çıktı.

— O zaman kimsin?

Siluet tam konuşacakken tapınak şiddetle sarsıldı.

Dördüncü mühür bir anda parladı.

Siluet geri çekildi.

— Bunu zamanı geldiğinde öğreneceksiniz.

Ethan ileri atıldı.

— Dur!

Ama siluet karanlığın içinde kayboldu.

Ethan birkaç adım daha attıktan sonra durdu.

Valeria yanına geldi.

— Gitti.

Ethan karanlığa bakmaya devam etti.

— Onu tekrar bulacağız.

Valeria başını salladı.

— Bulacağız.

Ethan ona baktı.

Yine aynı tuhaf his içini kapladı.

Kalbi hızlandı.

Bu kez Valeria da onun yüzündeki değişikliği fark etti.

— İyi misin?

Ethan hemen kendini toparladı.

— İyiyim.

— Emin misin?

— Evet. Sadece...

Cümlesini tamamlamadı.

Valeria bekledi ama üstelemedi.

Liva ise birkaç adım geride sessizce duruyordu.

Bakışları Ethan'dan Valeria'ya kaydı.

Sonra gözlerini başka tarafa çevirdi.

İçinde hoşuna gitmeyen bir huzursuzluk vardı.

Nedenini düşünmek istemedi.

Asasını kaldırdı.

— Burada daha fazla kalamayız.

Ethan ona döndü.

— Kapı hâlâ kapalı.

Liva dördüncü mühre baktı.

— O zaman başka bir çıkış bulacağız.

Valeria mühre yaklaştı.

— Bu sembol neden sürekli değişiyor?

Liva cevap vermeden önce dikkatlice baktı.

Mührün ortasındaki çatlak biraz daha büyümüştü.

— Çünkü içeriden biri onu zorluyor.

Ethan'ın yüzü ciddileşti.

— Gölge Varlık mı?

— Hayır.

Valeria ona baktı.

— Az önceki şey mi?

Liva bir süre cevap vermedi.

— Bilmiyorum.

Bu kez Ethan itiraz etmedi.

Çünkü Liva'nın gerçekten emin olmadığını anlamıştı.

Dışarıda gök yeniden gürledi.

Kızıl yağmur hızlanırken tapınağın duvarlarındaki gölgeler de hareket etmeye başladı.

Valeria Ethan'ın yanına geldi.

— Ne olursa olsun, bu işin peşini bırakmayacağız.

Ethan ona baktı.

— Birlikte.

Valeria başını salladı.

— Birlikte.

Liva ikisini birkaç saniye izledi.

Sonra dördüncü mühre döndü.

İçindeki huzursuzluk geçmemişti.

Üstelik artık yalnızca lanetten korkmuyordu.

Kendi içinde yavaş yavaş değişen bir şey olduğunu fark etmek, ondan daha fazla korkutuyordu.

Tam o anda dördüncü mühür yeniden parladı.

Üçü de aynı anda yere baktı.

Çatlak biraz daha büyümüştü.

Ve karanlığın içinden çok uzaklardan gelen bir ses duyuldu:

— Bir seçim daha kaldı.