Keşfet

5

Kızıl Ay laneti

5. BÖLÜM — KARANLIĞIN İÇİNDE

Kapının arkasındaki gözler birkaç saniye boyunca hiç kıpırdamadı.

Üçü de sessizce bekliyordu.

Sonra içeriden bir adım sesi duyuldu.

Tak.

Ethan hançerini biraz daha sıkı tuttu.

Bir adım daha.

Tak.

Valeria geri çekilmek yerine kapıya doğru yaklaştı.

Ethan kolundan tuttu.

— Bekle.

Valeria elini çekti.

— Beni durdurma.

— Ne olduğunu bilmiyoruz.

Valeria gözlerini kapının karanlığından ayırmadı.

— Ben de tam olarak bunu öğrenmek istiyorum.

Liva asasını kaldırdı.

— Kapıyı açarsak neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz.

Valeria ona baktı.

— Buraya kadar geldik. Artık geri dönmeyeceğim.

Tam o anda kapının arkasındaki gözler kayboldu.

Ethan kaşlarını çattı.

— Nereye gitti?

Valeria elini kapıya uzattı.

Bu kez kolyesi parlamadı.

Aksine, taş bir anda buz gibi oldu.

Valeria elini geri çekti.

— Bir şey değişti.

Liva hemen yaklaştı.

— Ne oldu?

— Kolye tepki vermiyor.

Ethan karanlık geçide baktı.

— Belki de bizi içeri çekmek için bekliyor.

Ardından karanlığın içinden bir ses yükseldi.

— Ethan...

Ethan hızla döndü.

Valeria da aynı anda arkasına baktı.

Liva birkaç metre ötede duruyordu.

Fakat sesi Liva çıkarmamıştı.

— Ethan...

Bu kez ses daha yakından geldi.

Liva'nın yüzü gerildi.

— Sakın cevap verme.

Ethan ona baktı.

— Neden?

— Çünkü o ses bana ait değil.

Duvarlardan biri hafifçe karardı.

Siyah gölge taşların üzerinden yavaşça ilerlemeye başladı.

Sonra Liva'nın görüntüsüne benzeyen bir siluet ortaya çıktı.

Ethan bir an olduğu yerde kaldı.

Siluet başını kaldırdı.

— Ethan, buraya gel.

Gerçek Liva asasını kaldırdı.

— Ona inanma!

Gölgenin yüzü bir anda değişti.

Bu kez Valeria'nın yüzü vardı.

— Ethan, ona güvenme.

Ethan'ın bakışları sertleşti.

Valeria öne çıktı.

— Bizi birbirimize düşürmeye çalışıyor.

Gölge hafifçe kıpırdadı.

— Siz zaten birbirinize güvenmiyorsunuz.

Valeria'nın gözleri kızardı.

— Beni tanımıyorsun.

Elini kaldırdığı anda avucunda kızıl bir ışık oluştu.

Gölge geriye çekildi.

Valeria bir adım daha attı.

— Korkularımı kullanabilirsin ama benim yerime karar veremezsin.

Kızıl ışık büyüdü.

Gölge duvara çarpıp dağıldı.

Fakat tamamen yok olmadı.

Taş duvarın üzerinde ince, siyah bir iz kaldı.

Liva o ize bakarken kaşlarını çattı.

— Daha bitmedi.

Ethan ona baktı.

— Ne yapmamız gerekiyor?

Liva cevap veremeden zeminden hafif bir ses geldi.

Tık.

Ardından bir tane daha.

Tık... tık...

Taşların arasından ince siyah çizgiler yayılmaya başladı.

Valeria geri çekilmedi.

— Yine geliyor.

Liva asasını yere vurdu.

Mor ışık taş zeminin üzerinde yayıldı.

— Gölgeyi güçle yok edemeyiz.

Ethan hançerini kaldırdı.

— O zaman ne yapacağız?

Liva gözlerini gölgelerden ayırmadan konuştu.

— Bizi kandırmasına izin vermeyeceğiz.

Bir anda tapınağın duvarları değişti.

Valeria'nın karşısında Ethan belirdi.

Ethan'ın karşısında Liva vardı.

Liva'nın karşısında ise Valeria duruyordu.

Üçü de birbirlerine bakıyordu.

Ama hiçbiri gerçek değildi.

Gölgenin sesi tapınağın içinde yankılandı.

— Hanginiz gerçek?

Ethan karşısındaki Valeria'ya baktı.

— Valeria?

— Buradayım.

Aynı anda başka bir Valeria'nın sesi duyuldu.

— Ben de buradayım.

Ethan'ın yüzü gerildi.

Liva gözlerini kapattı.

— Seslere güvenmeyin.

Valeria ona baktı.

— O zaman neye güveneceğiz?

Liva gözlerini açtı.

— Gölgelere.

Üçü de yere baktı.

Her görüntünün ayaklarının altında bir gölge vardı.

Fakat bir tanesi diğerlerinin aksine ters yöne düşüyordu.

Valeria hemen onu fark etti.

— Şu!

Ethan hançerini o noktaya fırlattı.

Hançer gölgenin içinden geçtiği anda tapınağı bir çığlık doldurdu.

Duvarlar sarsıldı.

Sahte görüntüler birer birer kayboldu.

Gerçek Liva yeniden Ethan'ın yanında belirdi.

Ethan ona baktı.

— İyi misin?

Liva başını salladı.

— İyiyim.

Ethan birkaç saniye daha ona baktı.

Liva bunu fark edince gözlerini kaçırdı.

Valeria ikisini sessizce izledi.

Fakat bir şey söylemedi.

Çünkü tapınağın derinliklerinden yeni bir ses yükselmişti.

— Dördüncü soyun kapısı açıldı.

Üçü aynı anda karanlık geçide döndü.

Az önce kapının bulunduğu yerde artık taş bir kapı yoktu.

Yalnızca karanlık bir geçit vardı.

İçeriden soğuk hava geliyordu.

Geçidin önündeki taş zeminde yeni bir yazı belirdi:

“İlk giren gerçeği görecek.”

Ethan öne çıktı.

— Ben giriyorum.

Valeria hemen önüne geçti.

— Hayır.

— Neden?

— Çünkü bunun da bir tuzak olabileceğini biliyoruz.

Ethan ona baktı.

— O zaman birlikte gireriz.

Liva başını kaldırdı.

— Olmaz.

İkisi de ona döndü.

— Neden? diye sordu Ethan.

Liva bir süre sessiz kaldı.

Sonunda geçide baktı.

— Çünkü bu geçit herkese açılmaz.

Valeria kaşlarını çattı.

— Nereden biliyorsun?

Liva cevap vermedi.

Ethan'ın bakışları sertleşti.

— Liva.

Liva derin bir nefes aldı.

— Bu yer hakkında sandığınızdan daha fazlasını biliyorum.

Valeria yaklaşarak sordu:

— Ne kadarını?

Liva'nın gözleri karanlık geçide takıldı.

— Yeterince.

Geçidin içinden bir fısıltı yükseldi.

— Hatırladın mı, cadı?

Liva'nın eli titredi.

Ethan bunu fark etti.

— Sana ne gösteriyor?

Liva başını iki yana salladı.

— Hiçbir şey.

Valeria hemen karşı çıktı.

— Yalan söylüyorsun.

Liva cevap vermedi.

Geçidin içindeki karanlık biraz daha hareketlendi.

Sonra aynı ses yeniden duyuldu.

— Beni bıraktığını sanmıştın.

Liva'nın yüzündeki renk çekildi.

Ethan onun yanına geçti.

— Liva, kim bu?

Liva gözlerini kapattı.

— Bilmiyorum.

Bu kez sesi gerçekten korkmuştu.

Valeria'nın bakışları sertleşti.

— Biliyorsun.

Liva gözlerini açtı.

Bir süre ikisine baktı.

Sonunda sessizce konuştu.

— Bin yıl önce bu lanetin ilk uyandığı gece burada olanlardan biriydim.

Ethan şaşkınlıkla ona baktı.

— Sen mi?

Liva başını salladı.

— O gece ne olduğunu anlatmak için henüz hazır değilim.

Valeria itiraz edecekken geçidin içinden derin bir nefes sesi geldi.

Ardından bir çift göz yeniden karanlığın içinde açıldı.

Bu kez gözler doğrudan Liva'ya bakıyordu.

— Kaçamazsın.

Liva asasını kaldırdı.

— Bu kez kaçmayacağım.

Gölge Varlık sessizce geri çekildi.

Fakat geçidin içindeki karanlık daha da büyüdü.

Valeria kızıl ışığını yeniden topladı.

Ethan hançerini kaldırdı.

Üçü yan yana durdu.

Ve karanlığın içinden son bir fısıltı geldi:

— İçinizden biri bana çoktan kapıyı açtı.

Üçü de birbirine baktı.

Kimse konuşmadı.

Çünkü artık yalnızca Gölge Varlık'tan değil, birbirlerinden de şüphe etmeye başlamışlardı.