Keşfet

BÖLÜM — GÖLGENİN AĞI VE YARIM KALAN SEÇİM

Kızıl Ay laneti

4. BÖLÜM — GÖLGENİN AĞI VE YARIM KALAN SEÇİM

Tapınağın en arka duvarında ansızın beliren dördüncü mühürlü kapı, taşların gürültüsüyle aralandığında içeriye buz gibi bir karanlık doldu. Bin yıldır güneş görmemiş o mahzenlerden yükselen soğuk, tapınağın havasını bir anda kesti. Kızıl meşalelerin alevleri bu rüzgâr karşısında büzüldü ve karanlığın ortasında cılız kıvılcımlara dönüştü.

Karanlığın içinden yükselen o katmanlı ses, bu kez taş duvarlardan değil, doğrudan üçünün zihninde yankılandı:

— Beni siz mühürlemediniz... Ben sizi mühürledim.

Valeria’nın avucundaki kızıl enerji titremeye başladı. Parmak boğumlarından sızan vampir gücü havada hafif bir cızırtı çıkarıyor, kolyeden yayılan sıcaklık göğsünü kavuruyordu. Ethan hançerini daha sıkı kavradı; damarlarındaki hatlar boynuna ve şakaklarına doğru belirginleşmeye başlamıştı. Liva ise asasını iki eliyle göğsüne bastırmış, gözlerini kapının üzerindeki dördüncü sembolden —o karmaşık gölge mühründen— ayıramıyordu.

Karanlık, tek bir bedene bürünüp somutlaşmadı; aksine tapınağın taş duvarlarına yayılan devasa, canlı bir lekeye dönüştü. Gölge Varlık, kılıçla kesilebilecek ya da hançerle delinebilecek bir yaratık değildi. O, zihinlerdeki çatlaklardan içeri sızan canlı bir pus gibiydi.

— Ben, bin yıl önce atalarınızın masaya koyduğu o antlaşmanın bedeliyim, dedi Gölge. Sesi aynı anda hem fısıldayan bir kadını hem de kükreyen bir vahşiyi andırıyordu. — Üç soy birbirini kırıp geçirmesin, bu vadinin toprağı kandan kurumansın diye ortalık yere bir mühür koydunuz. Ama o mührü harçla değil, kendinizden söküp aldığınız üç büyük lanetle pekiştirdiniz: Vampirin dinmeyen Kan Laneti, Kurdun dizginlenemez Öfke Laneti ve Cadının feda etmek zorunda olduğu Bedel Laneti.

Gölge Varlık tek bir kıvrılmayla üçünün etrafını bir çember gibi sardı. O an tapınağın taş duvarları, meşaleler ve zemin bir anda eriyip kayboldu. Her biri kendi zihinsel zindanının ortasında, koyu bir yalnızlıkla baş başa kaldı.

Ethan, gözlerinin önünde şekillenen sisten illüzyonda Valeria’yı gördü. Ancak bu, tanıdığı kadın değildi. Valeria’nın gözleri zift gibi kapkaraydı. Ethan’ın göğsündeki kurt kükredi; damarlarındaki öfke, iradesini bir alev gibi yutmaya başladı.

— Bak ona, dedi Gölge, Ethan’ın zihnine fısıldayarak. — Senin vahşi özünü zapt etmek, seni klanının üzerinde kuracağı krallığa köle yapmak istiyor. Soyunun düşmanıyla aynı bağa dokunuyorsun.

Aynı anda Valeria, İstanbul’daki o eski evi ve ardından tapınağın taşlarında beliren gölgeli bir yıkımı görüyordu. Ethan gözleri kan kırmızısına dönmüş bir siluet halinde karanlığın içinde duruyordu. Boynundaki kolye etini yakacak kadar ısındı. Valeria dişlerini sıktı; içindeki vampir kanı gururla ve savunma içgüdüsüyle şahlandı.

Fakat en ağır baskı Liva’nın üzerindeydi.

Gölge Varlık, Liva’nın zihninde somutlaşarak ona Ethan’ın yarı insan yarı kurt haldeki çaresiz görüntüsünü uzattı. Ethan zincirlere vurulmuştu; gözlerinde öfke değil, katıksız bir acı vardı. Ellerini Liva’ya doğru uzatıyor, cadıdan bir zerre merhamet diliyordu.

— Seç, dedi Gölge. Sesi Liva’nın zihnini kesen ince bir rüzgâr gibiydi. — Kehanet açık. Cadı seçimini yapacak. Ya bu vampir kadının yükselişine izin verir, soyunun ve kalbinin tamamen silinişini izlersin... ya da kurt adama bağlanan o gizli kaderini kabullenip onu kendi tarafına çekersin. Ethan’a doğru bir adım at Liva. Onun ruhunu ancak sen kurtarabilirsin.

Liva’nın nefesi tıkandı. Asasını tutan elinin boğumları bembeyaz kesildi. Göz pınarlarından süzülen tek bir damla yaş yanağından aktı. İçindeki çatışma onu ikiye bölüyordu. Ethan... O yalnızca kaderin karşılarına çıkardığı bir kurtadam değildi. Liva için Ethan, kehanetin gölgesinde büyüyen, yıllardır kimseye söyleyemediği gizli bir sızıydı. Onu Valeria’ya kaptırmak, sadece savaşı kaybetmek değil, kendi kalbini de o taşlara gömmek demekti.

Liva ileriye doğru bir adım attı. Titreyen eli Ethan’ın hayaline doğru uzandı. Tam o anda Liva, içindeki duyguların esiri olarak Ethan'a yönelmek üzereyken...

— Liva, sakın!

Valeria’nın çığlığı zihinsel zindanları yararak tapınağın içinde yankılandı. Valeria, kendi zihninde Gölge’nin kurduğu illüzyonu içindeki vampir soyunun gücüyle parçalamıştı. Avuçlarından patlayan kızıl ışık, tapınağın tavanına çarparak devasa bir enerji dalgasına dönüştü. Işık, Liva ile Gölge Varlık’ın tam ortasına bir kalkan gibi indi ve seçimin tamamlanmasını engelledi.

Gölge Varlık acı bir kükremeyle geriledi. Kızıl ışık onun karanlığını yakıyor, dumanlar çıkararak tapınağın tavanına doğru çekilmesine neden oluyordu. Ancak yok olmadı.

— Beni bu gece yok edemezsiniz! diye kükredi Gölge, tavanın karanlığında devasa bir pus kütlesi gibi çöreklenirken. — Seçim tamamlanmadı! Mühür çatladı ama kırılmadı. Cadının kalbi ikiye bölündü, Kurdun öfkesi yatışmadı ve Vampirin kanı tamamen uyandı!

Ethan, zihnini saran o kâbustan sıyrılarak dizlerinin üzerine çöktü. Göğsü körük gibi inip kalkıyor, şakaklarından ter süzülüyordu. Sarı ve kızıl arasında gidip gelen gözlerini yavaşça kaldırdı. Bakışları, elini hâlâ havada tutan Liva’ya takıldı.

— Sen... az önce ne yapacaktın Liva? dedi Ethan. Sesi kısıktı, içindeki kurdun hırıltısı her kelimede hissediliyordu. — O karanlığa elini uzatırken kimi seçiyordun?

Liva bakışlarını hızla kaçırdı. Asasındaki mor taş cılız bir ışıkla titriyordu. Göğsü korkuyla inip kalkıyordu ama gerçeği dile getirecek cesareti yoktu.

— Kehanet... henüz tamamlanmadı, dedi Liva, sesi çatlayarak. — Gölge Varlık yok edilmedi. Sadece tapınağın altındaki karanlığa geri çekildi. Bizi birbirimize düşürmek, aramızdaki son güven kırıntısını da bitirmek için zihinlerimizin köşesinde bekleyecek.

Valeria, Ethan’ın yanına yaklaşarak koluna dokundu. İkisinin temasıyla birlikte avuçlarındaki izler hafifçe sızladı ancak ne dördüncü bir mühür kapandı ne de üzerlerindeki lanet ortadan kalktı. Gölge Varlık’ın varlığı artık efsane değil, doğrudan enselerinde hissettikleri somut bir tehditti.

Gölge Varlık, tapınağın derinliklerinde kaybolurken geride zehirli bir sessizlik bıraktı.

Liva asasına dayanarak ayağa kalktı fakat ne Ethan’ın ne de Valeria’nın yüzüne bakabiliyordu. Cadı seçimini yapmamış, sadece kararı felakete giden yolda ertelemişti. Ve bu erteleme, üçünün arasındaki o hassas dengeyi kökünden sarsmıştı.

Tapınağın dışından, vadinin derinliklerinden yankılanan klan borularının sesi geceyi yardı. Kurtadam klanlarının ulumaları ile vampir muhafızlarının boru sesleri birbirine karışıyordu. Kızıl Ay gökyüzünün en tepe noktasındaydı.

Ethan hançerini kınına yavaşça soktu. Doğruldu ve Liva’ya son bir kez baktı. Sesinde ne nefret vardı ne de bağışlama:

— Bu seçim yarım kalmayacak Liva. Ve o gün geldiğinde, yapacağın tercihin sonuçlarından hepimiz korkacağız.

Yorumlar

  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok teşekkür ederim
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: karar biraz geç.veriyor ama olaylar var çok teşekkür ederim
  • İsmail Keskin: Liva kesin karar vermeli artık sürekli çekişimde kalamaz böyle
  • Ramazan Zengin: ethan ve valerianın birlikte yaptığı ilginç sahneler dikkat çekiciydi