Keşfet

BÖLÜM — MÜHRÜN ARDINDAKİ

Kızıl Ay laneti

BÖLÜM — MÜHRÜN ARDINDAKİ

— Hazır olun.

Ardan'ın sözleri biter bitmez mühür taşının önündeki zemin çatladı.

Ethan, Valeria'yı kendine doğru çekti.

— Geri çekil!

Valeria bu kez itiraz etmedi.

Taşların arasından siyah bir duman yükselmeye başladı. Tavana doğru uzanırken tapınaktaki meşaleler birer birer söndü.

Liva asasını kaldırdı.

— Ardan, onu durdurabilir misin?

Ardan gözlerini mühürden ayırmadı.

— Tek başıma değil.

— O zaman ne yapacağız?

— Önce buradan çıkmasını engelleyeceğiz.

Ethan hançerini sıkıca tuttu.

— Ya çıkarsa?

Ardan ona baktı.

— O zaman burada kalmak zorunda kalırız.

Ethan kaşlarını kaldırdı.

— Ne kadar iç açıcı.

Valeria ona baktı.

— Şikâyet etmeyi sonra yaparsın.

— Sen de tehlikenin ortasında sakin kalmayı bırak.

— Sakinim.

— Pek öyle görünmüyorsun.

Liva ikisine birden baktı.

— İkiniz de susun!

Tam o anda tapınağın içinden bir ses yükseldi.

— Hâlâ tartışıyorsunuz...

Ethan'ın yüzü gerildi.

— Benim sesim.

Liva başını salladı.

— Dikkatinizi dağıtmaya çalışıyor.

Siyah duman mühür taşının üzerinden yükseldi. İçinde yavaşça bir yüz belirdi.

Önce belli belirsizdi.

Sonra yüzün hatları netleşti.

Valeria'nın yüzüydü.

Ethan hemen onun önüne geçti.

— Ona bakma.

Valeria kolundan tuttu.

— Hayır.

— Valeria...

— Beni tanıdığını söylüyor. O zaman ne bildiğini öğrenelim.

Valeria bir adım öne çıktı.

Siluetin yüzü de onunla birlikte hareket etti.

— Kanın hâlâ aynı.

Valeria'nın kolyesi ısındı.

— Beni nereden tanıyorsun?

Siluet cevap vermedi.

Bunun yerine tapınağın duvarındaki eski resimler hareket etmeye başladı.

Üç soyun temsilcileri yeniden ortaya çıktı.

Fakat bu kez resmin ortasındaki yüz silinmemişti.

Valeria gözlerini kıstı.

Resimdeki kişi mühür taşının önünde duruyordu.

Elinde Valeria'nın kolyesine benzeyen bir taş vardı.

Liva bir anda nefesini tuttu.

— Hayır...

Ethan ona döndü.

— Ne gördün?

Liva cevap vermedi.

Valeria resme biraz daha yaklaştı.

— Bu kolye...

Ardan'ın sesi arkasından geldi.

— Sana ait değil.

Valeria yavaşça ona döndü.

— Bunu daha önce de söyledin.

— Çünkü doğru.

— O zaman şimdi anlat.

Ardan birkaç saniye sustu.

— O kolye, ilk mühürleme sırasında kullanıldı.

Valeria kolyesini avucunun içinde sıktı.

— Kimin kolyesiydi?

Ardan cevap veremeden mühür yeniden sarsıldı.

Siluet bir anda duvardan ayrıldı.

Siyah duman Valeria'ya doğru hızla ilerledi.

Ethan önüne geçti ve hançerini savurdu.

Bıçak dumanın içinden geçti.

Ama duman dağılmadı.

Bu kez Ethan'ın koluna dolandı.

Ethan dişlerini sıktı.

— Ethan!

Valeria ona doğru hamle yaptı.

Liva hemen bağırdı:

— Dur! Ona doğrudan güç verme!

Valeria durdu.

— Neden?

— Duman onun gücünü kullanabilir!

Siyah izler Ethan'ın kolundan omzuna doğru ilerliyordu.

Ethan nefesini kontrol etmeye çalıştı.

— Biraz daha hızlı anlatabilir misin?

Valeria gözlerini ondan ayırmadı.

— Ne yapacağım?

Liva birkaç saniye düşündü.

Sonra Valeria'ya baktı.

— Ona dokun.

Valeria şaşkınlıkla baktı.

— Ne?

— Gücünü ona karşı kullanma. Onu geri çağır.

Valeria hiç düşünmeden Ethan'ın elini tuttu.

Kızıl ışık avucunun çevresinde toplandı.

Bu kez dışarı taşmadı.

Yavaşça Ethan'ın elinden koluna yayıldı.

Siyah duman titremeye başladı.

İçinden boğuk bir ses yükseldi.

Ethan başını kaldırdı.

— Valeria, geri çekil.

— Hayır.

Duman daha da sıkılaştı.

Ethan'ın nefesi kesildi.

Valeria elini bırakmadı.

— Bana bak.

Ethan güçlükle gözlerini ona çevirdi.

— Bakıyorum.

— İçindeki gücü bastırma.

Ethan'ın gözleri yeniden kızardı.

— Ya kontrolümü kaybedersem?

Valeria'nın sesi sakindi.

— O zaman seni durdururum.

Ethan birkaç saniye ona baktı.

Sonra kurt gücü bir anda ortaya çıktı.

Sarı ışıkla kızıl enerji birbirine karıştı.

Siyah duman Ethan'ın kolundan koparak geriye savruldu.

Tapınağın duvarına çarptığında bütün yapı sarsıldı.

Liva asasını kaldırdı.

Mor ışık dumanın etrafını sardı.

— Şimdi!

Ardan mühür taşının önüne geçti ve avucunu taşın üzerine bastırdı.

Dört sembol aynı anda parladı.

Siyah dumanın içinden bir ses yükseldi.

— Demek böyle...

Valeria Ethan'ın yanında kaldı.

Siluet onlara doğru döndü.

— Her seferinde birbirinize koşuyorsunuz.

Ethan'ın bakışları sertleşti.

— Başka ne yapmamızı bekliyorsun?

Siluet cevap vermedi.

Duman yeniden mühür taşının etrafında toplandı.

Liva Ardan'a baktı.

— Ardan...

Ardan gözlerini taştan ayırmadı.

— Gördüm.

— Bir şey mi değişti?

Ardan birkaç saniye daha mühre baktı.

— Evet.

Liva'nın kaşları çatıldı.

— Ne?

Ardan'ın bakışları taşın ortasındaki çatlağa kaydı.

— Bunu daha önce görmemiştim.

Mührün ortasında yeni bir çatlak oluştu.

İçeriden soğuk bir hava yayıldı.

Valeria'nın kolyesi bir anda söndü.

Ethan'ın gözleri yeniden kızardı.

Liva asasını daha sıkı kavradı.

— Bu daha önce olmadı.

Ardan yavaşça geri çekildi.

— Çünkü bu kez içerideki şey tek başına değil.

Ethan ona baktı.

— Ne demek istiyorsun?

Ardan cevap vermedi.

Mührün arkasından ağır bir nefes sesi geldi.

Bir kez.

Sonra bir kez daha.

Siluet yavaşça geri çekildi.

Sanki başka bir şeyin ortaya çıkmasını bekliyordu.

Liva'nın yüzü bir anda gerildi.

— Hayır...

Valeria ona döndü.

— Ne oldu?

Liva cevap veremedi.

Mühür taşının arkasındaki karanlık hareket etti.

Bu kez tapınaktaki bütün sesler kesildi.

Ardından karanlığın içinden bir ses yükseldi:

— Nihayet.

Ardan başını kaldırdı.

Gözlerini karanlıktan ayırmadan fısıldadı:

— Geri geldi...