Keşfet

seçim

Kızıl Ay laneti

KIZIL AYIN LANETİ 🩸🌙

6. BÖLÜM — SEÇİM

Geçidin içinden gelen son fısıltı tapınağın duvarlarında yankılanırken üçü de birkaç saniye boyunca sessizce olduğu yerde kaldı.

Kimse konuşmuyordu.

Ethan'ın bakışları önce Valeria'ya, sonra Liva'ya çevrildi.

Az önce duydukları söz hâlâ aklındaydı.

“İçinizden biri bana çoktan kapıyı açtı.”

Ethan hançerini elinde sıkıca tutarak Liva'ya baktı.

— Ne demek istedi?

Liva cevap vermedi.

Valeria gözlerini ondan ayırmadan konuştu.

— Sen biliyorsun.

Liva başını kaldırdı.

— Her şeyi bilmiyorum.

— Ama bazı şeyleri biliyorsun.

Valeria'nın sesi sakindi, fakat bakışlarından ne kadar ciddi olduğu belliydi.

— Bunu artık saklama.

Liva birkaç saniye sustu.

Sonunda derin bir nefes aldı.

— Geçmişimle ilgili bazı şeyleri sizden sakladım.

Ethan hemen sordu:

— Ne gibi?

Liva cevap vermek yerine geçide baktı.

Karanlık hâlâ oradaydı.

Sanki üçünü izliyordu.

— Bin yıl önce bu tapınakta yalnız değildim.

Valeria'nın kaşları çatıldı.

— Kim vardı?

— Üç soyun temsilcileri.

Ethan'ın yüzündeki ifade değişti.

— Gölge Varlık da mı?

Liva'nın parmakları asasının üzerinde sıkılaştı.

— Evet.

Tapınağın içinde hafif bir uğultu dolaştı.

Valeria bir adım daha yaklaştı.

— Bunu neden daha önce anlatmadın?

Liva gözlerini kaçırdı.

— Çünkü o geceyi hatırlamak istemiyorum.

Ethan'ın sesi sertleşti.

— Ama o gece bugün yaşadıklarımızla bağlantılı.

Liva cevap vermedi.

Ethan birkaç saniye bekledikten sonra yeniden konuştu.

— Liva.

Cadı başını kaldırdı.

— Ne?

— Bizi neyin içine soktuğunu bilmek istiyorum.

Liva'nın gözlerinde kısa bir süreliğine korku belirdi.

— Ben de hâlâ neyin içine girdiğimizi anlamaya çalışıyorum.

Tam o sırada geçidin içinden bir taş yuvarlandı.

Tak.

Üçü de aynı anda karanlığa döndü.

Bir süre hiçbir şey olmadı.

Sonra o ses yeniden duyuldu.

— Seçimini yap, cadı.

Liva'nın yüzü bir anda gerildi.

Valeria bunu fark etti.

— Yine seçimden bahsediyor.

Ethan hançerini kaldırdı.

— Ne seçmemizi istiyor?

Karanlığın içinden cevap geldi.

— Biriniz kalacak.

Ethan'ın yüzü gerildi.

— Ne?

Ses birkaç saniye sonra tekrar duyuldu.

— Diğerleri gidecek.

Valeria karanlığa doğru bir adım attı.

— Nereye?

Bu kez cevap gelmedi.

Sadece duvarlardaki gölgeler hareket etmeye başladı.

Liva başını iki yana salladı.

— Bizi korkutmaya çalışıyor.

Ethan ona baktı.

— Ya söyledikleri doğruysa?

Liva sustu.

Valeria ikisinin arasına girdi.

— Doğru olsa bile onun istediğini yapmayacağız.

Ethan ona baktı.

— Peki ne yapacağız?

Valeria geçide baktı.

— Bir yol bulacağız.

Liva bu sözleri duyunca sessizleşti.

Çünkü yıllar önce, tam bu yerde, aynı sözleri kendisi de söylemişti.

Bir yol buluruz.

Ama bulamamışlardı.

Ve o geceden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmamıştı.

Liva gözlerini kapattı.

Kızıl Ay'ın altında yükselen mühürler, korku içindeki yüzler ve karanlığın içinden onlara bakan o gözler yeniden zihninde canlandı.

Gözlerini hemen açtı.

Ethan onu dikkatle izliyordu.

— Bir şey hatırladın.

— Hayır.

Valeria hemen karşı çıktı.

— Hatırladın.

Liva sustu.

Sonunda başını eğdi.

— Bu seçim daha önce de yapıldı.

Ethan'ın bakışları değişti.

— Bin yıl önce mi?

Liva başını salladı.

— Evet.

Valeria ona baktı.

— Kim seçildi?

Liva'nın sesi bu kez çok daha alçaktı.

— Ben.

Ethan birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.

— Sen mi?

— Evet.

Valeria'nın bakışları sertleşti.

— Peki kimi seçtin?

Liva cevap vermeden önce uzun süre sustu.

— Yanlış kişiyi.

O anda tapınağın duvarlarında kızıl çatlaklar oluştu.

Gölge Varlık yeniden ortaya çıktı.

Bu kez tek bir yerde değildi.

Üç ayrı gölge, duvarların üzerinde yavaşça hareket ediyordu.

Birinin gözleri kırmızıydı.

Diğerinin gözleri sarıydı.

Üçüncüsünün gözleri mordu.

Ethan geri çekildi.

— Yine başladı.

Gölge Varlık'ın sesi tapınağın içinde yankılandı.

— Siz hâlâ birbirinizden korkuyorsunuz.

Valeria elini kaldırdı.

Kızıl ışık avucunun çevresinde toplanmaya başladı.

— Bizi tanımıyorsun.

Gölge sessiz kaldı.

Bir anda Ethan'ın karşısında Valeria belirdi.

Ama bu Valeria'nın gözleri tamamen siyahtı.

— Sana güvenmiyorum.

Ethan bir adım geri çekildi.

— Bu gerçek değil.

Görüntü bir anda kayboldu.

Bu kez Liva'nın karşısında Ethan belirdi.

Gölge, Liva'nın kendi sesiyle konuştu.

— Onu seçersen Valeria'yı kaybedersin.

Liva'nın yüzü gerildi.

— Yeter.

Ethan ona baktı.

— Sana ne gösterdi?

— Hiçbir şey.

Valeria sessizce Liva'yı izliyordu.

Liva'nın cevabına inanmadığı belliydi.

Gölge yeniden konuştu.

— Seç.

Liva gözlerini kapattı.

Bir tarafta Ethan vardı.

Diğer tarafta Valeria.

İkisine de baktı.

Sonra başını iki yana salladı.

— Hayır.

Gölge bir süre sessiz kaldı.

Liva asasını kaldırdı.

— Bin yıl önce ne yaptıysam yaptım. Ama aynı hatayı tekrar etmeyeceğim.

Ethan ona baktı.

— Liva...

Liva gözlerini ondan ayırmadı.

— Bu kez korktuğum için karar vermeyeceğim.

Valeria onun yanına geçti.

— O zaman beraber karar veririz.

Ethan da yanlarına geldi.

— Üçümüz.

Liva ikisine baktı.

Yüzündeki korku kısa bir süreliğine azaldı.

Fakat tam o anda tapınağın zemini şiddetle sarsıldı.

GÜM!

Taşların arasından kızıl bir ışık yükseldi.

Üçünün ayaklarının altında ayrı ayrı semboller belirdi.

Valeria'nın altında vampir mührü.

Ethan'ın altında kurt pençesi.

Liva'nın altında cadı işareti.

Sonra üçünün tam ortasında daha önce görmedikleri dördüncü bir sembol ortaya çıktı.

Gölge mührü.

Liva'nın yüzündeki ifade değişti.

— Hayır...

Ethan ona döndü.

— Ne oldu?

Liva cevap vermedi.

Valeria yere baktı.

— Bu daha önce yoktu.

Liva yavaşça başını salladı.

— Çünkü uyanmamıştı.

Gölge Varlık'ın sesi yeniden duyuldu.

— Artık uyandı.

Tapınağın bütün meşaleleri aynı anda söndü.

Karanlığın içinde yalnızca dört mühür parlıyordu.

Ethan Valeria'nın yanında durdu.

Liva asasını kaldırdı.

Kimse geri adım atmadı.

Sonra karanlığın içinden yeniden o ses geldi.

— Seçim sizin elinizde değil.

Valeria'nın gözleri kızardı.

— O zaman kimin elinde?

Karanlık birkaç saniye sessiz kaldı.

Ardından cevap geldi.

— Benim.

Dördüncü mühür bir anda parladı.

Tapınağın kapısı kendi kendine kapandı.

Üçü de birbirine baktı.

Artık geri dönüş yoktu.

Ve karanlığın içinde, onları bekleyen şey her neyse, sonunda uyanmıştı.