Keşfet

6. bölüm

Kod Adı: Göktürk

6. bölüm

Koridorun karanlığında ilerlerken ilk silah sesi yankılandı.

Ses, binanın içinde defalarca çoğaldı.

"Temas!"

Mert'in sesi telsizden geldi.

Hepimiz aynı anda pozisyon aldık.

Karşı taraftaki gölgeler hareketlenmeye başlamıştı.

Yiğit duvarın kenarına geçti.

"Kontrollü ilerliyoruz. Ateş disiplinini bozmayın."

"Emredersiniz."

Bir an sonra karşı taraftan tekrar ateş açıldı.

Mermiler duvara çarpıyor, taş parçaları etrafa savruluyordu.

Kendimi korumak için bulunduğum noktayı değiştirdim.

Nefesim sakindi.

Düşünmeye zaman yoktu.

Sadece görev vardı.

Yan taraftan hareketlenen birini fark ettim.

"Sağ taraf!"

Uyarımla birlikte Yiğit yön değiştirdi.

Şüpheli geri çekilmeye çalışırken Efil önünü kesti.

Ancak karşı taraf yalnız değildi.

Arka taraftan gelen ikinci kişi karanlıktan çıktı.

Bina yeniden silah sesleriyle doldu.

Yiğit kısa bir emir verdi.

"Dağılın!"

Tim anında harekete geçti.

Artık sessizlik sona ermişti.

Bu bina, birkaç dakika önceki terk edilmiş görüntüsünü tamamen kaybetmişti.

Burası bir savaş alanına dönüşmüştü.

Ben bulunduğum noktadan ilerlerken karşımdaki kişinin kaçış yoluna yöneldiğini gördüm.

Peşinden gitmek için hamle yaptığım anda...

Yiğit'in sesi duyuldu.

"Betül, dikkat!"

Döndüğüm anda gölgelerin arasından yeni bir hareket gördüm.

Tehlike hâlâ bitmemişti.

Ve bu kez karşımızdaki kişiler kaçmak için değil...

Bizi durdurmak için buradaydı.

Kapı, Yiğit'in omuz darbesiyle açıldı.

İlk içeri giren oydu.

Namlu, kapının açıldığı anda odanın sağ köşesine döndü.

Ben sol sektörü aldım.

Mert ve Efil arka güvenliği sağladı.

Oda dört saniye içinde temizlendi.

"Temiz."

Yiğit'in sesi alçaktı.

Kimse silahını indirmedi.

Odanın ortasında metal bir masa, duvar boyunca uzanan raflar ve yere saçılmış evraklar vardı.

Masanın üzerindeki dizüstü bilgisayarın fanı hâlâ çalışıyordu.

Yakın zamanda kullanılmıştı.

Diz çöktüm.

Ekrana dokunmadan inceledim.

İşlem devam ediyordu.

Biri sistemi aceleyle kapatmış, ancak veri silme işlemi tamamlanamamıştı.

"Komutanım."

Yiğit yanıma geldi.

"Dinliyorum"

"Ekran aktif."

Yiğit monitöre baktı.

Sonra odayı bir kez daha süzdü.

"Demek ki bizi duyar duymaz çıktılar."

Tam o sırada Efil kapının yanından seslendi.

"Hareket!"

Koridorun sonundan koşan ayak sesleri duyuldu.

Tek kişi değildi.

Yiğit hiç düşünmeden emir verdi.

"Mert, odada kal. Verileri mümkün olduğu kadar kopyala."

"Bittiğinde telsizden haber ver."

"Emredersiniz."

"Betül, benimle."

Sonra Efil'e dönüp,

"Efil, sağ koridor."

"Emredersiniz."

Koridora çıktığımız anda ilk mermi başımızın üzerinden geçerek duvara saplandı.

Kimse ateşe ateşle karşılık vermek için acele etmedi.

Önce hedefi görmemiz gerekiyordu.

Yiğit diz çökerek koridorun köşesinden baktı.

İki kişi.

Biri çökmüş kolonun arkasında, diğeri merdiven boşluğunu tutuyordu.

"Betül, baskı ateşi."

"Efil, benim işaretimle sağdan açıl."

"Üç..."

"İki..."

"Bir..."

Yiğit'in eli aşağı indiği anda koridor yeniden silah sesleriyle doldu