6 # BÖLÜM — KIRIK GÜÇLER VE EKSİLEN ZAMAN
# GÜÇ, KAN VE ALGORİTMA
## BÖLÜM 6 — KIRIK GÜÇLER VE EKSİLEN ZAMAN
Gecenin ilerleyen saatlerinde akıllı evin laboratuvarında yalnızca bilgisayar ekranlarının ışığı yanıyordu.
Yaşamsü, şirketine yönelik siber saldırıyla ilgili raporları inceliyordu. Saldırının ilerlemesi durdurulmuştu ama sisteme nasıl girildiği ve bunu kimin yaptığı henüz belirlenememişti.
Bazı erişim kayıtları Alex'i, Martin'i ve Kol'u işaret ediyordu. Fakat bunların hiçbiri, saldırıyı onların başlattığını kanıtlamıyordu.
Yaşamsü raporu büyüttü. Kodların arasında karşısına çıkan eski bir şifreleme yöntemi dikkatini çekti.
Bu yöntemi daha önce görmüştü.
Hatta bir zamanlar onu geliştiren kişiyi çok iyi tanıyordu.
**Liam Bartın Weas.**
Eski eşi. Çocuklarının babası. Bir dönem hayatını birlikte geçireceğine inandığı adam.
Yaşamsü birkaç saniye ekrana baktı. Liam'ı aramak yalnızca teknik bir karar değildi. Bunu kendine itiraf etmek istemese de onunla konuşmayalı uzun zaman olmuştu ve sesini duymayı özlemişti.
Sonunda güvenli bağlantıyı açtı.
Liam kısa süre içinde ekranda belirdi. Londra'daki otel odasından bağlanıyordu. Saçları dağılmış, gömleğinin kolları dirseklerine kadar sıyrılmıştı.
Yaşamsü'yü görünce şaşırmadı.
“Arayacağını düşünüyordum,” dedi.
Yaşamsü kaşlarını hafifçe kaldırdı.
“Neden?”
“Çünkü raporda gördüğün yöntemi tanıyacağını biliyorum.”
“Demek sen de fark ettin.”
Liam'ın yüzündeki ifade ciddileşti.
“Eski protokollerden biri mi kullanılmış?”
“Benzerlik var. Ama henüz kesin değil.”
Yaşamsü raporu ekrana yansıttı.
“Sana bir şey soracağım, Liam. Bu saldırıyla bir bağlantın var mı?”
Liam doğrudan cevap verdi.
“Hayır. Ama kullanılan yöntemin geçmişte geliştirdiğimiz sistemlerle benzerlik taşıdığını inkâr edemem.”
“Alex, Martin ve Kol'un adları da kayıtlarda geçiyor.”
“Bu, onların saldırıyı yaptığı anlamına gelmez.”
“Bunu ben de biliyorum. O yüzden seni aradım.”
Liam bir süre raporu inceledi.
“Eski sistemlerde bazı açıklar kalmış olabilir. Şirketinden ayrıldıktan sonra bütün eski protokolleri takip etmedim. Bazılarını güncellemek için yeterince uğraşmadığım da doğru.”
Yaşamsü'nün yüzü gerildi.
“Yani bu açıkların hâlâ var olabileceğini biliyordun.”
“Bazılarının kapatılmadığını biliyordum. Ama birinin bunları kullanacağını düşünmedim.”
“Düşünmemiş olman, sonuçlarını ortadan kaldırmıyor.”
“Biliyorum.”
Liam'ın hemen savunmaya geçmemesi Yaşamsü'yü şaşırttı. Eskiden böyle bir konuşmada kendini açıklamak için uzun uzun uğraşırdı.
“Bir zamanlar bu sistemleri birlikte geliştirdik,” dedi Yaşamsü. “Şimdi kendi şirketimi korumak için sana soru soruyorum.”
Liam başını eğdi.
“Sanırım en çok buna üzülüyorum.”
“Neye?”
“Bir zamanlar birbirimize her şeyi anlatırdık. Şimdi konuşabilmek için güvenli bağlantı açmamız gerekiyor.”
Yaşamsü cevap vermedi.
Bir zamanlar aynı masada sabahladıkları günleri hatırladı. Bilgisayar ekranlarının karşısında saatler geçirir, çözemediği bir sorun olduğunda Liam'a danışırdı. Liam da bir çözüm bulduğunda onu çağırır, birlikte çalışırlardı.
O zamanlar başarıları birbirlerini yakınlaştırıyordu.
Sonra Yaşamsü'nün şirketi büyümeye başladı. Sorumlulukları arttı, kararları ağırlaştı. İşleri yolunda gitmediğinde bile vazgeçmedi. Zamanla kendi ayakları üzerinde durmayı öğrendi.
Liam ise onun başarısının yanında kendi yerini kaybettiğini düşünmeye başladı.
“Sen büyüdükçe ben geride kaldığımı hissettim,” dedi Liam. “Başta bunun geçici olduğunu düşündüm. Daha çok çalışırsam her şeyin düzeleceğine inandım. Ama bir süre sonra seninle aynı hedefe yürümek yerine seninle yarışıyormuşum gibi davranmaya başladım.”
“Ben seninle yarışmıyordum, Liam.”
“Biliyorum. Şimdi biliyorum.”
Liam nefes aldı.
“Sana kızdığım zamanlar oldu. Bazen kendi başarısızlıklarımın sorumluluğunu sana yükledim. Oysa sen kendi hayatını kurmaya çalışıyordun.”
Yaşamsü'nün çenesi gerildi.
“Sonra da gittin.”
“Evet.”
“Bir kez bile kalmak için mücadele etmedin.”
Liam gözlerini ekrandan kaçırmadı.
“Çünkü senden benim için vazgeçmeni istemeye korktum. Ama bunu sana anlatmak yerine kendi başıma karar verdim. Sanki senin adına neyin doğru olduğunu ben biliyormuşum gibi davrandım.”
Yaşamsü'nün gözleri doldu. Yine de bakışlarını kaçırmadı.
“Ben senden benim için vazgeçmeni istemiyordum. Yanımda durmanı istiyordum.”
Liam'ın yüzündeki ifade değişti.
“Bunu o zaman anlayamadım.”
“Ben de ne kadar yalnız kaldığımı sana anlatamadım. Ama bu, kararını benim yerime vermeni haklı çıkarmıyor.”
“Haklısın.”
Aralarındaki sessizlik uzadı.
Yaşamsü geçmişi konuşmaya devam ederse kendini yeniden aynı kırgınlıkların içinde bulacağını biliyordu. Bu yüzden konuyu değiştirdi.
“Çocuklar seni özlüyor.”
Liam'ın yüzü yumuşadı.
“Onlarla dün konuştum. Umut eski notlarımdan birini bulmuş. Üzerindeki işaretlerin ne anlama geldiğini soruyordu.”
“Bir kısmını anlamış. Geri kalanını da kendi kafasına göre yorumlamış olabilir.”
Liam güldü.
“Bu konuda sana çekmiş olabilir.”
Yaşamsü de istemeden gülümsedi.
“Deniz de eski fotoğraflarınıza bakıyordu.”
Liam'ın gülümsemesi hafifçe kayboldu.
“Keşke yanlarında daha fazla olabilseydim.”
“Onların babasısın, Liam. Evliliğimizin bitmiş olması bunu değiştirmiyor.”
“Bunu hiç unutmadım.”
Yaşamsü başını salladı. Liam'ın çocuklarını sevdiğini biliyordu. Aralarındaki sorunlar ne olursa olsun, onun babalığını sorgulamak için bir nedeni yoktu.
Liam bir süre sustuktan sonra yeniden konuştu.
“Seni de özlüyorum.”
Yaşamsü'nün parmakları masanın kenarına tutundu.
“Hâlâ seni seviyorum, Yaşamsü. Bunu söylememin bir şeyi değiştirmeyeceğini biliyorum ama içimde tutmak istemedim.”
Yaşamsü gözlerini kısa süreliğine kapattı.
“Ben de seni bir zamanlar hayatımın en önemli insanı olarak gördüm.”
Liam'ın yüzünde küçük bir umut belirdi.
“Bir zamanlar mı?”
Yaşamsü cevap vermeden önce düşündü.
“Seni hâlâ önemsiyorum. Ama yaşadıklarımızı yalnızca birbirimizi sevdiğimizi söyleyerek düzeltemeyiz.”
“Biliyorum.”
“Artık kendimi bir başkasının yanında kaybetmek istemiyorum.”
Liam başını salladı.
“Senden küçülmeni hiç istemedim.”
“Ama bazen beni sevdiğini söyleyen insanlar bile benim yerime karar veriyor.”
“Ben de onlardan biri oldum.”
Yaşamsü bu kez hemen cevap veremedi. Liam'ın hatasını açıkça kabul etmesi, aralarındaki geçmişi silmiyordu ama konuşmalarını ilk kez başka bir noktaya taşıyordu.
Birbirlerini hâlâ önemsiyorlardı. Bunun yeniden bir araya gelecekleri anlamına gelip gelmediğini ise ikisi de bilmiyordu.
Liam bilgisayarına döndü.
“Şirketin için bir şey yapabilirim. Eski protokollerdeki açıkları inceleyip güvenli bir yama hazırlayabilirim.”
“Bu, saldırganı bulmamızı sağlar mı?”
“Tek başına hayır. Ama açıkların nasıl kullanılmış olabileceğini anlamamıza ve yetkisiz erişimi sınırlandırmamıza yardımcı olabilir. Önce sistemin güvenliğini sağlamalıyız.”
“Dosyayı gönder. Ekibim incelemeden sisteme uygulanmayacak.”
Liam hafifçe gülümsedi.
“Eskiden de her şeyi üç kez kontrol ederdin.”
“Eskiden de senin aceleci davranmanı engellemek zorundaydım.”
“Demek bazı şeyler değişmemiş.”
“Değişen çok şey var, Liam.”
Bu kez ikisi de gülmedi.
Liam dosyayı hazırlayıp göndereceğini söyledi. Konuşmaya devam etmek ister gibi duraksadı ama Yaşamsü'nün yorgunluğunu fark edince sustu.
“Biraz dinlen,” dedi. “Her şeyi tek başına çözmek zorunda değilsin.”
Yaşamsü buruk bir gülümsemeyle karşılık verdi.
“Her şeyi tek başıma çözmeye alıştım.”
“Alışmış olman, mecbur olduğun anlamına gelmiyor.”
Yaşamsü bu sözlere cevap vermedi.
“İyi geceler, Liam.”
“İyi geceler.”
Bağlantı kesildi.
Laboratuvar yeniden sessizliğe gömüldü.
Yaşamsü kararmış ekrana bir süre daha baktı. Liam geri dönmesini istememişti; belki de istemeye cesaret edememişti. Kendisi de eski hayatlarına dönmenin mümkün olmadığını biliyordu.
Yine de aralarında tamamen silinmiş bir bağ yoktu. Çocukları, ortak anıları ve birbirlerini hâlâ önemseyen iki insan olarak taşıdıkları bir geçmişleri vardı.
Bilgisayarına yeni bir bildirim geldi.
Liam'ın gönderdiği dosya ulaşmıştı.
Yaşamsü dosyayı açıp doğrudan çalıştı