Keşfet

# BÖLÜM 19— DİJİTAL KALE VE GERÇEK KÖKLER

KÖKLER VE ALGORİTMALAR

BÖLÜM 19 — DİJİTAL KALE VE GERÇEK KÖKLER

Toprak gittikten sonra Yaşamsü bir süre masanın başında oturdu.

Önündeki iki fotoğrafı eline aldı.

İzel ve Murat Karahan.

Biyolojik annesi ve babası.

İsimlerini artık biliyordu ama hayatlarına dair bildikleri birkaç cümleden ibaretti. Fotoğraflardaki yüzlere baktıkça zihninde yeni sorular beliriyordu. Nasıl insanlardı? Onu büyütmüş olsalardı nasıl bir çocukluk geçirirdi? Bugün karşılarında dursaydı, kendisiyle gurur duyarlar mıydı?

Cevapları bilmiyordu. Üstelik bu kez bilmediği şeylerin yerini tahminlerle doldurmak istemiyordu.

Fotoğrafları masaya bıraktı ve bilgisayarını açtı. Hastane kayıtlarıyla ilgili tuttuğu notları ayrı bir dosyada topladı. Henüz kimin ne sakladığını bilmiyordu. Önce hangi bilgilerin doğrulanabileceğini öğrenmesi gerekiyordu.

Tam çalışmaya başlayacakken kapı açıldı.

— Anne, bak ne aldık!

Umut elindeki pamuk şekerini göstererek içeri girdi. Deniz de hemen arkasından yetişti.

— Benimki daha büyük!

— Değil, benimki daha büyük!

Liam kapıda durup ikisine baktı.

— İstanbul’u gezmeye mi gittiniz, pamuk şekerlerini karşılaştırmaya mı?

— İkisini de yaptık, dedi Deniz.

— Demek ki oldukça yoğun bir gün geçirmişsiniz.

Yaşamsü gülümseyerek çocuklara döndü.

— Hadi anlatın bakalım. Neler yaptınız?

İkizler aynı anda konuşmaya başladı. Gezilerini, yedikleri yemekleri, yolda gördükleri kediyi anlattılar. Birbirlerinin sözünü kesiyor, sonra da anlatmayı unuttukları bir ayrıntıyı hatırlayıp başa dönüyorlardı.

Liam arada sorular sorarak sohbete katıldı.

Yaşamsü onları dinlerken bir süreliğine zihnindeki sorulardan uzaklaştı. Odanın içindeki bu hareketlilik iyi gelmişti.

Bir süre sonra Deniz annesinin yanına sokuldu.

— Anne, sen biraz dalgınsın. Bir şey mi oldu?

Yaşamsü oğlunun saçlarını düzeltti.

— Biraz yoruldum, canım.

— İyi misin?

— İyiyim. Merak etme.

Deniz ona sarıldı. Yaşamsü de oğlunu kollarının arasına aldı.

Liam çocukların montlarını kenara bırakırken masadaki fotoğrafları fark etti.

— Toprak mı getirdi?

— Evet.

— Konuştunuz mu?

— Biraz. İzel ve Murat Karahan hakkında bildiklerini anlattı.

Liam hemen soru sormaya devam etmedi. Yaşamsü’nün konuşmak isteyip istemediğini anlamaya çalışıyordu.

— Nasıl hissediyorsun?

Yaşamsü fotoğraflara baktı.

— Onları tanımak istiyorum. Hakkımda neler bildiklerini, nasıl insanlar olduklarını öğrenmek istiyorum. Ama Karahan ailesinin biyolojik kızı olduğumu bilmek, onlara hemen güvenebileceğim anlamına gelmiyor.

— Gelmiyor, dedi Liam. — Güvenmek için zamana ihtiyacın varsa bunu kimseye açıklamak zorunda değilsin.

Yaşamsü ona döndü.

— İnsanlar aile söz konusu olduğunda her şeyin hemen düzelmesi gerektiğini düşünüyor.

— Her şeyin hemen düzelmesi gerekmiyor. Özür dilemeleri bir başlangıç olabilir. Sonrasını davranışları belirler.

Yaşamsü kısa bir süre sustu. Liam’ın söyledikleri, kendi düşündüklerinden çok da farklı değildi.

— Akşam yemeği söyledim, dedi Liam. — İstersen beraber yiyelim.

— Olur. Çocuklar da seninle biraz daha vakit geçirmek istiyor.

— Benim de itirazım yok.

Umut masadaki fotoğraflara yaklaştı.

— Anne, bunlar kim?

Yaşamsü fotoğrafları eline aldı.

— Biyolojik anneannenizle dedeniz.

İkizler şaşkınlıkla birbirlerine baktılar.

— Bizim anneannemiz ve dedemiz mi? diye sordu Deniz.

— Evet, canım.

Deniz fotoğraftaki kadını dikkatle inceledi.

— Onları hiç göremeyecek miyiz?

Yaşamsü bir an durdu. Bu sorunun kolay bir cevabı yoktu.

— Onlar artık hayatta değiller. Ama haklarında daha çok şey öğrenebiliriz.

— Öğrenince bize de anlatır mısın? diye sordu Umut.

— Elbette.

Deniz annesinin elini tuttu.

— Ben de öğrenmek istiyorum.

Yaşamsü oğlunun elini sıktı.

— O zaman birlikte öğreniriz.

Çocuklar yeniden kendi aralarında konuşmaya başlayınca Yaşamsü fotoğrafları masaya bıraktı. Bu kez onları saklamadı; bilgisayarının yanına koydu.

Geçmişi yalnızca kendisi için değil, çocukları için de öğrenmek istiyordu. Bir gün onlara anlatacağı şeylerin doğruluğundan emin olmak istiyordu.

Yemek geldikten sonra bir süre birlikte oturdular. İkizler gezilerini yeniden anlatmaya koyuldu. Liam da onlarla ilgilendi; Yaşamsü ise arada sohbete katılıp çocukların anlattıklarını dinledi.

Akşam ilerlediğinde Liam çocuklarla vedalaşmaya hazırlandı. Ertesi gün yeniden görüşmek üzere sözleştikten sonra ikizler babalarına sarıldı. Liam, Yaşamsü’ye de dönerek çocuklarla geçirdiği gün için teşekkür etti ve otelden ayrıldı.

Kapı kapandığında Yaşamsü çocukları yatırdı. İkizler uykuya daldıktan sonra yeniden bilgisayarının başına geçti.

Açık dosyaya döndü. Hastane kayıtlarıyla ilgili elindeki bilgileri tarih sırasına koydu. Ardından erişebildiği belgelerin kayıt bilgilerini karşılaştırmaya başladı.

Bir süre sonra bir ayrıntı dikkatini çekti.

Arşivdeki belgeler arasında, daha önce incelediği kayıtla ilişkili görünen eski bir referans numarası vardı. Fakat numara doğrudan bir belgeye açılmıyordu. Sistem yalnızca kaydın başka bir arşiv konumuna taşındığını gösteriyordu.

Yaşamsü ekrana yaklaştı.

Bu, kaydın silindiğini kanıtlamıyordu. Bir dosyanın taşınması olağan bir işlem de olabilirdi. Yine de nedenini öğrenmeden bu ayrıntıyı görmezden gelmeyecekti.

Referans numarasını not etti. Erişim tarihini ve sistemin gösterdiği konumu da dosyasına ekledi. Ardından araştırmasını genişletmek yerine, önce bu kaydın hangi işlemle taşındığını doğrulamaya karar verdi.

İlk kez elinde yalnızca bir uyarı mesajı değil, kontrol edebileceği somut bir bilgi vardı.

Telefonunu aldı. Bilinmeyen numaradan gelen mesajlara baktı ama cevap yazmadı.

Gönderen kişi bu kaydı biliyor olabilir miydi?

Belki.

Fakat bunu henüz kanıtlayamazdı.

Yaşamsü telefonu bıraktı ve notlarının başına yeni bir satır ekledi:

Önce kaydın izini doğrula. Sonra kimin bildiğini araştır.

İzel ve Murat Karahan’ın fotoğrafları bilgisayarın yanında duruyordu. Bir yanda biyolojik ailesinden kalan sorular, diğer yanda Gwen soyadıyla kurduğu hayat ve çocukları vardı. Geçmişiyle bugünü birbirine karıştırmadan ikisini de anlamaya çalışıyordu.

İkisi de cevap bekliyordu.

Yaşamsü sandalyesine yaslandı. Artık nereden başlayacağını biliyordu. Bu, gerçeğe ulaştığı anlamına gelmiyordu ama en azından ilk kez araştırmasını bir başkasının yönlendirmesine bırakmadan ilerleyebilirdi.

Karahan ailesi onun kökleriydi. Gwen ise bugün kurduğu hayatın bir parçasıydı. Geçmişini öğrenecek, ama kim olduğunu ve nasıl yaşayacağını yine kendisi belirleyecekti.