Keşfet

## BÖLÜM 2 — İKİZ AYNALAR VE YIKILAN İSİMLER

KÖKLER VE ALGORİTMALAR

# GÜÇ, KAN VE ALGORİTMA

## BÖLÜM 2 — İKİZ AYNALAR VE YIKILAN İSİMLER

Yaşamsü, bilgisayarındaki raporu incelerken telefonu çaldı. Ekranda Edvard'ın adını görünce bir an duraksadı.

Uzun zamandır doğru düzgün konuşmamışlardı. Babalarının ölümünden sonra yaşanan miras tartışmaları ve aile içindeki kırgınlıklar, aralarındaki bağı iyice zayıflatmıştı.

Telefonu açtı.

“Ne oldu, Edvard?”

“Memorial Hastanesi'ne gelmen gerekiyor.”

Yaşamsü sandalyesinde geriye yaslandı.

“Bir merhaba bile yok mu? Ne oldu?”

“Telefonda anlatamam. Gelmen lazım.”

“Bana yine yarım yamalak konuşma. Açıkça söyle.”

Edvard birkaç saniye sustu.

“Doğum kayıtlarınla ilgili ciddi bir şey öğrendik. DNA sonuçları da geldi. Seninle yüz yüze konuşmam gerekiyor.”

Yaşamsü'nün yüzündeki ifade değişti.

“Ne DNA'sı?”

“Senin ve Hayal Su'nun. İkinizin kayıtlarında açıklanması gereken tutarsızlıklar var.”

“Hayal Su kim?”

“Buraya geldiğinde anlatacağım.”

Yaşamsü öfkeyle nefes verdi.

“Edvard, hayatım boyunca benden bir şeyler sakladığınızı düşündüm. Şimdi yine aynı şeyi yapıyorsun. Ne buldunuz?”

Edvard'ın sesi bu kez daha ciddiydi.

“İlk DNA raporu, seni biyolojik ailemizden biri olarak göstermiyor. Hayal Su'nun geçmişiyle ilgili kayıtlarda da başka bir ailede büyüdüğüne işaret eden bilgiler var. Ama belgelerin tamamı henüz doğrulanmadı.”

Yaşamsü bir süre konuşamadı.

“Yani bana öz kardeşlerim olmadığımı mı söylüyorsun?”

“Sonuçların gösterdiği şey bu yönde. Ama bütün aile bağlarını açıklığa kavuşturmuş değiliz. Gel, raporu kendin gör.”

“Böyle bir şey mümkün değil.”

“Ben de ilk öğrendiğimde inanamadım.”

Telefon kapandığında Yaşamsü olduğu yerde kaldı.

Annesi Sofia'nın yüzü gözlerinin önüne geldi. Sesini, birlikte geçirdikleri zamanları ve çocukluğundan aklında kalan küçük ayrıntıları düşündü. Babası Taylan'la ilişkisi her zaman kolay olmamıştı ama ailesinin kim olduğundan hiçbir zaman şüphe etmemişti.

Şimdi birkaç cümle, bildiği her şeyi sorgulamasına yetmişti.

Yaşamsü masadaki dosyayı kapattı. Önce raporları görecek, ardından sorularını soracaktı. Henüz doğruluğunu tam olarak bilmediği bir bilgi yüzünden kendini kaybetmeyecekti.

Çantasını alıp çocuklarının yanına gitti.

Umut masada bir şeyler çiziyor, Deniz de oyuncaklarını topluyordu.

“Çocuklar, hastaneye gitmem gerekiyor. Bir süre dışarıda olacağım.”

Deniz başını kaldırdı.

“Hasta mısın, anne?”

“Hayır, canım. Bir işim var.”

Umut annesinin yüzüne dikkatle baktı.

“Bir şey olmuş.”

Yaşamsü oğlunun yanına oturdu.

“Öğrenmem gereken bir şey var. Ama merak etmeyin, size haber vereceğim.”

Deniz annesine sarıldı.

“Çabuk gel.”

Yaşamsü oğlunun saçlarını öptü.

“Geleceğim.”

Çocuklarından ayrılırken içindeki huzursuzluk geçmemişti. Arabasına bindiğinde kendisine tek bir şey söyledi:

Önce gerçeği öğrenecekti.

***

Memorial Hastanesi'nin koridoruna girdiğinde Edvard'ı beklediği yerde buldu. Yanında genç bir kadın vardı.

Yaşamsü yaklaşırken kadın başını çevirdi.

Adımları yavaşladı.

Kadının yüzü ona annesi Sofia'yı hatırlatıyordu. Özellikle gözleri ve yüz hatları… Aralarındaki benzerlik öyle belirgindi ki Yaşamsü birkaç saniye ne söyleyeceğini bilemedi.

Edvard araya girdi.

“Yaşamsü, bu Hayal Su.”

Kadın çekingen bir şekilde başını salladı.

“Merhaba.”

Yaşamsü de başıyla karşılık verdi. Gözlerini Hayal Su'dan ayırmakta zorlanıyordu.

“Sen de bugün mü öğrendin?”

“Evet. Bana da her şey bir anda söylendi. Hâlâ ne düşüneceğimi bilmiyorum.”

Yaşamsü doğrudan Edvard'a döndü.

“Raporları görmek istiyorum.”

Edvard elindeki dosyayı uzattı.

Yaşamsü sayfaları dikkatle inceledi. Laboratuvar bilgilerine, karşılaştırma sonuçlarına ve doğum kayıtlarına baktı. Bazı bölümleri tekrar okudu. Sonra dosyanın sonuna geldi ve kaşlarını çattı.

“Bunların yeniden incelenmesi gerekiyor.”

Edvard sabırsızlandı.

“Sonuçlar ortada.”

“Ortada olan şey bir rapor ve birbiriyle uyuşmayan kayıtlar. Örneklerin nasıl alındığını, belgelerin doğru tutulup tutulmadığını bilmeden hayatımla ilgili böyle bir kararı kabul etmemi bekleme.”

Hayal Su başını salladı.

“Ben de yeniden test yapılmasını istiyorum.”

Yaşamsü ona döndü.

“Senin de kafan karışık, biliyorum. Ama bu durumun sorumlusu sen değilsin.”

Hayal Su'nun yüzündeki gerginlik biraz olsun azaldı.

“Bunu duymak iyi geldi. Açıkçası seninle karşılaşınca ne söyleyeceğimi bilemedim.”

“Ben de seni ilk kez görüyorum.”

Aralarında kısa bir sessizlik oldu.

İkisi de aynı soruların içinde kaybolmuştu. Yalnızca birbirlerine benziyor olmaları, aralarında hemen bir bağ kurulacağı anlamına gelmiyordu. Birbirlerini tanımıyorlardı. Önlerinde cevaplarını henüz bilmedikleri bir sürü soru vardı.

Yaşamsü dosyayı kapattı.

“Doğum kayıtlarında tam olarak ne bulunmuş?”

Edvard başka bir belge çıkardı.

“Hastanenin arşivinde o güne ait bazı kayıtlar birbiriyle uyuşmuyor. Ayrıca babamız Taylan'ın, yani Ialendor'un imzasını taşıyan eski yazışmalar bulduk.”

Yaşamsü'nün bakışları sertleşti.

“Babamın imzası mı?”

“Evet. Ama belgelerin ne anlama geldiğini henüz bilmiyoruz.”

“Öyleyse babamın her şeyi bildiğini söylemek için erken.”

“Ben de kesin olarak bildiğini söylemiyorum. Ama bu belgelerin neden saklandığını öğrenmemiz gerekiyor.”

Yaşamsü kâğıtları yeniden eline aldı. Babasının adını görmek, içinde eski bir huzursuzluk uyandırmıştı. Taylan'ın ölümünden sonra bile cevaplayamadığı sorular vardı. Şimdi bunlara yenileri ekleniyordu.

“Belgelerin tamamını görmek istiyorum,” dedi. “Hiçbir şey benden saklanmayacak.”

Edvard başını salladı.

“Tamam.”

“DNA testleri de bağımsız bir laboratuvarda tekrarlanacak. İkimiz de yeniden örnek vereceğiz. Hastanenin eski kayıtları da incelenecek.”

“Ben kabul ediyorum,” dedi Hayal Su.

Yaşamsü ona baktı.

“Güzel. Çünkü bu konuda tahminlerle hareket etmeyeceğim.”

***

Koridorun diğer ucundan dört adam geldi.

Önde yürüyen Toprak, Hayal Su'yu görür görmez yanına gitti.

“İyi misin?”

“İyiyim. Sadece biraz kafam karışık.”

Toprak kardeşinin omzuna dokundu.

“Bir şeye ihtiyacın olursa söyle.”

Çınar da yanlarına geldi.

“Bizi arayabilirdin. Burada tek başına beklemek zorunda değildin.”

“Her şey çok hızlı gelişti, Çınar.”

Aras elindeki rapora göz attı.

“Önce sonuçları doğrulamalıyız. Sonra eski kayıtları incelemek gerekir. Şimdilik kesin konuşmanın kimseye faydası yok.”

En küçükleri Deniz ise Hayal Su'ya sarıldı.

“Ne olursa olsun, yanındayız.”

Hayal Su gözlerini kapatıp kardeşine sarıldı. Kısa sürede öğrendiği şeyleri hâlâ anlamaya çalışıyordu ama onların yanında olduğunu bilmek iyi gelmişti.

Yaşamsü sessizce onları izledi.

Toprak'ın yaklaşımında sorumluluk, Çınar'ın tavrında korumacılık, Aras'ın sözlerinde temkin vardı. Deniz ise Hayal Su'nun üzülmesine dayanamıyordu.

Yaşamsü kendi kardeşlerini düşündü.

Martin, Edvard ve Kol'la aynı evde büyümüştü. Onları öz abileri olarak biliyordu. Aralarında yaşanan anlaşmazlıklara rağmen geçmişte paylaştıkları şeylerin gerçek olduğuna inanmıştı. Babalarının ölümünden sonra yaşananlar, aralarındaki mesafeyi daha da artırmıştı.

Şimdi karşısında, birinin üzülmesine birlikte tepki veren dört kardeş vardı.

İçinde bir şey sızladı.

Bu insanların kendisiyle nasıl bir biyolojik bağ taşıdığını henüz bilmiyordu. Fakat Hayal Su'ya gösterdikleri yakınlık, onun yıllarca özlediği bir şeydi.

Toprak sonunda Yaşamsü'ye döndü.

“Senin için de kolay olmadığını biliyorum.”

Yaşamsü kısa bir bakış attı.

“Beni tanımıyorsun. Ne yaşadığımı nereden biliyorsun?”

“Bilmiyorum,” dedi Toprak. “Ama bugün öğrendiğin şeyin hayatını değiştirebileceğini tahmin edebiliyorum. Senden hemen bize güvenmeni beklemiyorum.”

Yaşamsü bu cevabı beklemiyordu.

“En azından bunu anlıyorsun.”

Çınar da konuşmaya katıldı.

“Hayal Su'nun bu durumu seçmediği gibi sen de seçmedin. Bu yüzden birbirinizi suçlamanız için bir neden yok.”

“Ben onu suçlamıyorum,” dedi Yaşamsü.

Hayal Su gözlerini ona çevirdi.

“Ben de senin hayatını elinden almak istemiyorum.”

Yaşamsü başını hafifçe salladı.

“Benden bir şey aldığını düşünmüyorum. Sen kendi hayatını yaşadın. Ben de kendi hayatımı.”

Bir an durdu.

Yorumlar

  • Nisa Fidan: bu çok can sıkıcı edvard niye herkesten gizliyorsunuz gerçeği?
  • Azra Özdemir: Ne güzel ki muradını öğrenmek için o kadar şartlanmışsın ama geç kalmayasın
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: soru ne sor
  • Ahmet: yaşamsü aklımda bir sürü şeyi soru işareti bırakıyorsun hemen netleşi dur
  • Ötüken Kalemi 00 Kalem: çok haklısın canım ya
  • Hatice Çetin: çocukların her şeyden önemli mutlaka onların yanına dönmen gerekli