Keşfet

# BÖLÜM 20 — HER ŞEYİ ÇÖZEN KADIN

KÖKLER VE ALGORİTMALAR

BÖLÜM 20 — HER ŞEYİ ÇÖZEN KADIN

Yaşamsü, mutfaktan gelen seslerle gözlerini açtı. Yataktan kalkıp çocukların odasına baktığında iki yatağın da boş olduğunu gördü.

“Umut? Deniz?”

“Buradayız!”

Ses mutfaktan geliyordu.

İçeri girdiğinde Umut’un masaya ekmek dizdiğini, Deniz’inse reçel kavanozuyla uğraştığını gördü.

“Ne yapıyorsunuz siz?”

Deniz başını kaldırdı.

“Kahvaltı hazırlıyoruz.”

Yaşamsü masaya baktı. Ekmeklerin bir kısmı ters duruyor, reçel kavanozunun kapağı da açık kalmıştı.

“Anladım. Peki mutfak neden savaş alanına döndü?”

Umut güldü.

“Deniz kapağı açamadı.”

“Açtım ama kapatamadım,” diye itiraz etti Deniz.

Yaşamsü gülümseyerek kavanozu aldı ve kapağını kapattı.

“Bir dahaki sefere benden yardım isteyin. Her işi tek başınıza yapmak zorunda değilsiniz.”

“Sen de her şeyi kendin yapıyorsun,” dedi Umut.

Yaşamsü bir an durdu.

“Ben de bazen yardım alıyorum.”

İki çocuk birbirine baktı. Umut bir şey söyleyecek gibi oldu ama vazgeçti.

Kahvaltıdan sonra onları okula bıraktı. Arabaya döndüğünde telefonundaki bildirimleri kontrol etti. Şirketten gelen mesajlar birikmişti.

Gwen AI Systems’ta bekleyen işler onu çağırıyordu.

---

Şirkete ulaştığında ekibi toplantı odasında buldu. Ekranda güvenlik sisteminin son test sonuçları açıktı.

Yaşamsü çantasını bırakıp masaya yaklaştı.

“Son durum ne?”

Yazılım ekibinden Ece söze girdi.

“Güncellemeden sonra sistem bazı normal kullanıcı hareketlerini tehdit olarak algılıyor. İlk testlerde birkaç kez daha tekrarladı.”

“Her kullanıcıda mı?”

“Hayır. Belirli erişim oturumlarında görülüyor. Henüz kesin bir örüntü bulamadık.”

Yaşamsü ekrana yaklaşıp kayıtları inceledi.

“Güncellemeden önceki verilerle karşılaştırdınız mı?”

“Evet. Eski sürümde aynı oturumlarda bu uyarılar görünmüyor.”

“Peki erişim izinlerinde değişiklik var mı?”

Ece başka bir pencere açtı.

“Bazı izin tanımları yenilenmiş. Ama bunun hatayı doğrudan oluşturduğunu söyleyemeyiz.”

Yaşamsü başını salladı.

“Güzel. En azından neyi araştıracağımızı biliyoruz. Önce değişen izinleri tek tek inceleyelim. Test ortamında aynı koşulları oluşturalım ve eski sürümle karşılaştıralım.”

Ekip notlarını almaya başladı.

“Bir de şu var,” diye devam etti Yaşamsü. “Bu uyarılar yüzünden sistemi kullanan insanlar gereksiz yere engellenebilir. Öte yandan güvenlik kontrollerini gevşeterek sorunu örtbas etmeyeceğiz.”

“Yayını ertelememiz gerekebilir,” dedi Ece.

“Gerekirse erteleriz. Ama önce elimizdeki verilerle ilerleyelim.”

Toplantı bittiğinde Yaşamsü birkaç kayıt daha açtı. Bir oturumdaki izin değişikliğinin zamanını, aynı oturumda oluşan uyarıyla karşılaştırdı. Saatler birbirine yakındı ama tek başına bu, neden-sonuç ilişkisini kanıtlamıyordu.

Yine de araştırma için işe yarar bir izdi.

Ekibe kısa bir mesaj gönderdi: Değişiklik zamanlarını ve erişim kayıtlarını birlikte incelemelerini istedi.

Ardından şüpheli oturumu test ortamında yeniden oluşturmalarını sağladı. Aynı koşullar tekrarlandığında sistemin yanlış uyarı verdiği görüldü. Böylece sorun artık yalnızca kullanıcı bildirimlerinden ibaret değildi; ekip hatayı kontrollü ortamda yeniden üretebiliyordu.

Yaşamsü sonuçları inceledi.

“Tamam. Sorunun nerede ortaya çıktığını daralttık. Ama sebebini henüz bilmiyoruz. Raporu buna göre hazırlayın.”

Ece başını salladı.

“Anlaşıldı.”

Yaşamsü bilgisayarını kapatırken telefonu titredi. Liam’dan mesaj gelmişti.

Liam: Çocukları bugün okuldan ben alsam olur mu? Biraz vakit geçirmek istiyorum.

Yaşamsü mesaja baktı. Son günlerde Liam’la konuşmaları eskisi kadar gergin değildi. Ama aralarındaki meseleler birkaç düzgün konuşmayla ortadan kalkacak kadar basit değildi.

Yaşamsü: Olur. Saat kaçta getireceğini haber ver. Telefonun açık kalsın.

Liam: Tamam. Merak etme, haber veririm.

Yaşamsü kısa bir cevap yazdı.

Yaşamsü: Mesele merak etmek değil, çocukların düzeni.

Bir süre sonra Liam’dan yanıt geldi.

Liam: Haklısın.

Yaşamsü telefonu masaya bıraktı. Bu kez tartışmayı uzatmamıştı. Küçük bir şeydi ama yine de fark ediliyordu.

Kendi kendine, “Bakalım ne kadar sürecek,” diye mırıldandı.

Sonra işine döndü.

---

Aynı saatlerde Hayal, bilgisayarının başında oturuyordu.

Ekranında açık olan sayfalar ilk bakışta sıradan görünüyordu: şirket kayıtları, eski haberler, erişime açık belgeler ve isim listeleri.

Fakat Hayal bunları rastgele incelemiyordu.

Bir dosyadaki tarihi başka bir kayıttaki bilgiyle karşılaştırdı. Sonra küçük bir defter açıp birkaç kelime yazdı. Bazı bilgilerin eksik olması canını sıkmıştı. Özellikle hastane arşivine ilişkin kayıt, düşündüğünden daha karmaşık görünüyordu.

Telefonunu eline aldı ve daha önce mesajlaştığı numaraya yazdı.

Hayal: Arşiv kaydının hâlâ erişilebilir olup olmadığını öğrenmem gerekiyor.

Mesajın gönderildiğini görünce telefonu ters çevirdi.

Bir süredir aynı sorunun etrafında dönüyordu. Birilerinin geçmişte yaşananlarla ilgili bildiklerini sakladığından şüpheleniyordu. Ancak elindeki parçalar, henüz kimseyi suçlamasına yetecek durumda değildi.

Hayal bunu biliyordu.

Acele ederse yanlış bir adım atabilirdi.

Bilgisayarında Gwen AI Systems’la ilgili haberlere geçti. Şirketteki güvenlik sorunu dikkatini çekmişti. Yaşamsü’nün yoğunlaşacağı yeni mesele, onun başka konulara ayırdığı zamanı azaltabilirdi.

Ama bunun kendisine nasıl bir avantaj sağlayacağını henüz bilmiyordu.

Hayal ekrandaki bir ismi not etti, ardından sayfayı kapattı.

Planının tamamı hazır değildi.

Şimdilik bilgi topluyordu.

---

Öğleden sonra Yaşamsü, ekibin hazırladığı ilk raporu inceledi. Hata test ortamında yeniden oluşturulmuştu. Değişen erişim izinleriyle uyarılar arasında bir bağlantı ihtimali vardı, fakat kesin neden henüz belirlenmemişti.

Raporun son bölümüne bir not ekledi:

“Mevcut bulgular, sorunun belirli erişim koşullarında tekrarlandığını göstermektedir. Kaynak doğrulanmadan kesin bir neden açıklanmayacaktır.”

Sonra Ece’ye döndü.

“Bunu müşterilere göndermeden önce teknik ekibin bulgularıyla karşılaştırın. Bir şeyi bilmiyorsak bilmiyoruz deriz.”

Ece gülümsedi.

“Her yönetici bunu söylemez.”

“Ben de her yöneticinin yaptığı şeyi yapmak zorunda değilim.”

“Bunu toplantıda da söylemeliydin.”

Yaşamsü hafifçe güldü.

“Bir dahaki sefere hazırlıklı gelirim.”

Toplantıdan çıktığında omuzlarındaki gerginliğin biraz azaldığını hissetti. Sorun çözülmüş değildi ama artık nereden başlayacaklarını biliyorlardı. Onun için önemli olan da buydu.

Telefonuna baktığında Liam’dan bir mesaj daha vardı.

Liam: Çocukları aldım. Önce yemek yiyeceğiz, sonra biraz dolaşırız. Akşamüstü sana haber veririm.

Yaşamsü, “Tamam,” diye cevap verdi.

Bu kadar.

Eskiden böyle bir mesajın ardından zihninde onlarca soru belirirdi. Şimdi de tamamen rahat değildi ama her ihtimali düşünerek kendini yormak istemiyordu.

İşlerini toparlayıp eve döndü.

---

Akşam çocuklar eve geldiğinde ikisi de heyecanlıydı.

“Anne, babam bizi sahile götürdü!” dedi Deniz.

“Bir de dondurma yedik,” diye ekledi Umut.

Yaşamsü kaşlarını kaldırdı.

“Yemekten sonra mı?”

Umut duraksadı.

“Şey… yemekten önce.”

“En azından dürüstsünüz.”

Deniz çantasını bıraktı.

“Babam bir dahaki sefere yine götürecekmiş.”

Yaşamsü çocukların yüzüne baktı. Mutlu oldukları belliydi.

“Güzel vakit geçirmenize sevindim. Ama bir dahaki sefere planı önceden konuşursunuz.”

“Tamam anne,” dediler ikisi birden.

Akşam yemeğinde günlerini anlattılar. Yaşamsü onları dinledi, arada sorular sordu. Bir süreliğine şirket, eski kayıtlar ve ailesiyle ilgili sorular zihninden uzaklaştı.

Yemekten sonra çocukları yatırdı. Deniz uyumadan önce elini tuttu.

“Anne, sen de bizimle bir yere gelecek misin?”

“Tabii ki. Nereye gitmek istiyorsunuz?”

“Bilmiyoruz daha.”

“Öyleyse önce karar verin. Sonra birlikte planlarız.”

Deniz memnun bir ifadeyle gözlerini kapattı.

Yaşamsü odadan çıktığında bir süre kapının önünde durdu. Çocuklarına güvenli, düzenli bir hayat kurmak istiyordu. Fakat kendi geçmişine ilişkin sorular da artık bekleyemeyecek kadar büyümüştü.

İkisini birden yürütmenin kolay olmayacağını biliyordu.

Yine de birinden vazgeçmek z