Keşfet

# BÖLÜM 21— LONDRA`DA CANLI YAYIN KRİZİ

KÖKLER VE ALGORİTMALAR

21. BÖLÜM: LONDRA’DA CANLI YAYIN KRİZİ

Londra — Canlı Yayın Stüdyosu

Londra’nın merkezindeki televizyon stüdyosu, her zamankinden daha hareketliydi. Kameralar hazırlanıyor, ışıklar ayarlanıyor, reji ekibi son kontrollerini yapıyordu. Birkaç dakika sonra başlayacak canlı yayın, sıradan bir röportajdan çok daha fazlası olacaktı.

Programın konuğu Hayal Su’ydu.

Ancak artık kendisini bu isimle tanıtmıyordu. Yasal işlemlerini tamamlamış, adını Yaşamsü Gwen Karen olarak değiştirmişti.

Stüdyonun kulisinde aynanın karşısında duran Hayal, üzerindeki şık elbisenin yakasını düzeltti. Yüzündeki makyaj kusursuzdu. Saçları özenle toplanmış, bakışları kararlı bir ifadeye bürünmüştü.

Yine de parmaklarının arasındaki kâğıdı durmadan katlayıp açıyordu.

Kapı aralandı. Alex içeri girdi.

“Hazır mısın?” diye sordu.

Hayal aynadaki yansımasına bakmayı sürdürdü.

“Hazır olmakla ilgili değil.”

“Peki, neyle ilgili?”

Hayal kâğıdı masaya bıraktı.

“Bu gece herkes benim hakkımda konuşuyor. Kim olduğumu, nereden geldiğimi, neyi hak ettiğimi… Ama kimse bana ne istediğimi sormuyor.”

Alex bir süre sessiz kaldı.

“Canlı yayında her şeyi anlatmak zorunda değilsin.”

“Biliyorum.”

“Öyleyse kendini kanıtlamak için her soruya cevap vermeye çalışma. Elinde ne varsa onu anlat. Bilmediğin şeyleri de biliyormuş gibi gösterme.”

Hayal başını çevirerek ona baktı.

“Sen de mi bana inanmıyorsun?”

“Ben sana inanmakla her iddianı doğrulanmış kabul etmeyi birbirine karıştırmıyorum.”

Hayal’in yüzündeki ifade sertleşti.

“Bazen susman, konuşmandan daha çok şey anlatıyor, Alex.”

Alex karşılık vermedi. Kapıya yönelmeden önce son bir kez konuştu.

“Yayına çıkıyorsun. Ne söyleyeceğine sen karar vereceksin. Ama söylediklerinin sonuçları da sana ait olacak.”

Kapı kapandığında Hayal yeniden aynaya döndü.

“Bu gece beni dinlemek zorunda kalacaklar,” diye fısıldadı.

Reji Odası

Stüdyonun arka tarafındaki reji odasında Martin, Kol ve Edvard yan yana oturuyordu. Alex de birkaç adım ötede, ekrandaki yayın akışını takip ediyordu.

Martin kollarını göğsünde birleştirdi.

“Bunun doğru bir fikir olduğundan hâlâ emin değilim.”

Kol gözünü ekrandan ayırmadı.

“Buraya kadar geldik. Artık geri dönmenin anlamı yok.”

Edvard ise diğer ikisinden daha sessizdi. Ekranda Hayal’in kulisteki görüntüsü belirdiğinde yüzündeki ifade değişti.

“Onu ilk gördüğümüzde annemize benzetmiştik,” dedi. “Belki de bu yüzden bazı şeyleri sorgulamadan kabul ettik.”

Martin ona döndü.

“Hayal’i sevdiğimiz için mi kendimizi suçlayacağız?”

“Hayır. Onu sevmek hata değildi.” Edvard kısa bir nefes aldı. “Ama onu sevdiğimiz için her söylediğini doğru kabul ettiysek, işte orada hata yapmış olabiliriz.”

Kol kaşlarını çattı.

“Yaşamsü’nün de bütün söylediklerini doğru kabul edemeyiz.”

“Zaten etmemeliyiz,” diye karşılık verdi Edvard. “Hiçbirimizin elinde bütün gerçekler yok.”

Martin masadaki dosyaya baktı. Dosyada hastane kayıtlarına, aile ilişkilerine ve şirketlerle bağlantılı bazı belgelere dair notlar vardı. Ancak bunların hiçbiri tek başına bütün sorulara cevap vermiyordu.

“Peki, ne yapacağız?” diye sordu.

Edvard kararlı bir sesle cevap verdi.

“Belgeleri inceleyeceğiz. Kim haklı diye karar vermeden önce neyin kanıtlandığını, neyin yalnızca iddia olduğunu öğreneceğiz.”

Kol başını salladı.

“Hayal bunu ihanet olarak görebilir.”

“Görebilir,” dedi Edvard. “Ama onu seviyoruz diye gerçeği araştırmaktan vazgeçemeyiz.”

Tam o sırada programın yapımcısı yanlarına geldi.

“Birazdan canlı yayına geçiyoruz. Konuğumuzla ilgili hazırladığımız ikinci bölümde sizin de yer almanızı istiyoruz. Sunucu sizinle önceden konuştu; yayına katılmayı kabul ettiğiniz için teşekkürler.”

Martin, Kol ve Edvard birbirlerine baktılar.

Hayal’in kendilerinin de yayına katılacağını bilmediği açıktı. Yapım ekibi bu kısmı sürpriz olarak planlamıştı.

Edvard derin bir nefes aldı.

“Peki,” dedi. “Ama konuşacağımız şeylerin kişisel bir hesaplaşmaya dönüşmesini istemiyorum.”

Yapımcı başını salladı.

“Amacımız da bu. İddiaları ve eldeki bilgileri konuşacağız.”

Canlı Yayın Başlıyor

Kırmızı yayın ışığı yandı.

Sunucu kameraya döndü.

“İyi akşamlar. Bu akşam, son günlerde hem sosyal medyada hem de uluslararası basında geniş yankı uyandıran bir konuyu ele alacağız. Konuğumuz Hayal Su olarak tanıdığımız, ancak yasal adını yakın zamanda değiştiren Yaşamsü Gwen Karen.”

Kamera Hayal’e döndü.

Hayal hafifçe gülümsedi.

“İyi akşamlar. Beni davet ettiğiniz için teşekkür ederim.”

Sunucu önündeki notlara göz attı.

“Son dönemde hem aile geçmişiniz hem de Palo Alto merkezli Güven AI Systems şirketiyle ilgili çeşitli iddialar gündeme geldi. Özellikle şirketin sahibi Yaşamsü Güven’le aranızdaki biyolojik bağ hakkında konuşuluyor. Öncelikle şunu sormak istiyorum: Adınızı neden değiştirdiniz?”

Hayal ellerini masanın üzerinde birleştirdi.

“Çünkü geçmişimdeki bazı gerçekleri öğrenmeye çalışıyorum. Kim olduğumu, nereden geldiğimi ve yıllardır bilmediğim şeyleri anlamak istiyorum. Adımın değişmesi de bu sürecin bir parçası.”

“Peki, Yaşamsü Güven’in yerini almak istediğiniz yönündeki iddialara ne diyorsunuz?”

Hayal’in yüzündeki gülümseme silindi.

“Ben kimsenin yerini almak istediğimi söylemedim. Öncelikle gerçeklerin açıklığa kavuşmasını istiyorum. Hastane kayıtlarıyla ilgili soru işaretleri var. Bazı test sonuçlarının da bu ihtimali desteklediğini düşünüyorum.”

Sunucu hemen araya girdi.

“Ancak bu testlerin kapsamı ve sonuçlarının bağımsız olarak doğrulanıp doğrulanmadığı konusunda kamuoyuna sunulmuş bütün belgeler yok. Üstelik yasal adınızı değiştirmeniz, başka bir kişinin kimliği, şirketi veya mirası üzerinde kendiliğinden hak sahibi olduğunuz anlamına gelmez. Bu ayrımı kabul ediyor musunuz?”

Hayal’in çenesi gerildi.

“Yasal adımı değiştirmemle şirket üzerinde hak iddia etmem aynı şey değil. Benim de açıklığa kavuşmasını istediğim sorular var. Fakat elimdeki her belgeyi şu anda kamuoyuyla paylaşamam. Süreç devam ediyor.”

“Öyleyse şu an için kesinleşmiş bir sonuca ulaşmadığınızı söyleyebilir miyiz?”

Hayal birkaç saniye sustu.

“Bazı şeylerden şüpheleniyorum. Ama her şeyi açıklayacak durumda değilim.”

Sunucu başını salladı.

“Bu önemli bir ayrım. Şimdi de ailenizle ilişkinize gelelim. Uzun süredir kardeşlerinizle aranızda bir mesafe olduğu biliniyor. Onların Yaşamsü Güven’le iletişim kurması sizi rahatsız ediyor mu?”

Hayal’in bakışları sertleşti.

“Bu benim özel hayatım.”

“Ancak son açıklamalarınızda aile üyelerinizin tavrından duyduğunuz rahatsızlığı dile getirdiğiniz için soruyorum.”

“Ben kimsenin beni anlaması için yalvarmayacağım.”

Sunucu, Hayal’in cevabını not etti. Ardından kameranın biraz dışındaki ekibe kısa bir işaret verdi.

“Bu noktada programa katılmak isteyen üç konuğumuz daha var. Kendileri Hayal Hanım’ın aile geçmişiyle ilgili konuşmalarını dinledikten sonra, kendi değerlendirmelerini de paylaşmak istediler.”

Hayal’in kaşları çatıldı.

“Kim?”

Stüdyonun diğer kapısı açıldı.

Martin, Kol ve Edvard içeri girdi.

Hayal’in yüzündeki ifade bir anda değişti. Beklemediği bu karşılaşma karşısında birkaç saniye konuşamadı.

“Demek buradasınız,” dedi sonunda.

Edvard ona baktı.

“Evet. Konuşmamız gereken şeyler var.”

Hayal sunucuya döndü.

“Onların katılacağını biliyor muydunuz?”

Sunucu açıkça cevap verdi.

“Katılımlarını program öncesinde kendileriyle görüştük. Ancak size sürpriz olacağını biliyorduk. İsterseniz bu bölümü sonlandırabiliriz.”

Hayal sandalyesinde doğruldu.

“Hayır. Madem geldiler, konuşsunlar. Benim saklayacak bir şeyim yok.”

Sözleri kararlıydı. Ancak masanın altındaki ellerini birbirine kenetlemişti.

Kardeşlerin Yüzleşmesi

Martin, Hayal’in karşısındaki sandalyeye oturdu. Kol onun yanına geçti. Edvard ise bir süre ayakta kaldıktan sonra oturdu.

Sunucu konuşmayı başlattı.

“Martin Bey, Kol Bey, Edvard Bey… Hayal Hanım’ın iddiaları hakkında ne düşünüyorsunuz?”

Martin önce Hayal’e, sonra kameraya baktı.

“Hayal bizim için önemli biri. Onu uzun yıllardır kardeşimiz olarak gördük. Yaşadıklarını küçümsemiyoruz. Ancak bazı iddiaların doğru olup olmad