### BÖLÜM 24— KORİDORDA KESİŞEN YOLLAR VE KALBİN RİTMİ
BÖLÜM 24 — KORİDORDA KESİŞEN YOLLAR
Hastanenin koridorunda bekleyiş sürüyordu.
Toprak hâlâ doktorların kontrolündeydi. Aras, Çınar ve Ezra sık sık müdahale odasının kapısına bakıyordu. Kimse kötü bir haber almak istemiyordu.
Yaşamsü birkaç adım ötede oturuyordu. Liam da yanındaydı. Konuşmak istemediğini anladığı için ona soru sormuyordu.
Yaşamsü çantasından İzel ve Murat'ın fotoğrafını çıkardı. Bir süre anne ve babasının yüzlerine baktıktan sonra fotoğrafı yeniden çantasına koydu. Şu anda başka şeyler düşünecek hâli yoktu.
Ezra birkaç kez yanına gelmek istedi ama her seferinde vazgeçti. Sonunda dayanamadı ve Yaşamsü'nün yanına gitti.
“Yaşamsü, bir şey soracağım.”
Yaşamsü başını kaldırdı.
“Sor.”
“Buraya gelmen… Bizim için mi geldin?”
Yaşamsü kısa bir süre düşündü.
“Toprak'ın hastaneye kaldırıldığını duydum. Nasıl olduğunu merak ettim.”
Ezra başını salladı.
“Anladım.”
“Bunu yanlış anlama. Buraya gelmem, geçmişte yaşananları unuttuğum anlamına gelmiyor.”
“Biliyorum.”
“Bence hâlâ anlamıyorsun.” Yaşamsü'nün sesi sertleşti. “Ben daha ne yapacağıma karar vermedim. Sizse her hareketimden bir anlam çıkarmaya çalışıyorsunuz.”
Ezra başını eğdi.
“Haklısın. Özür dilerim.”
Yaşamsü cevap vermedi. Ezra da üstelemeden diğerlerinin yanına döndü.
Liam ona baktı.
“İyi misin?”
“Hayır.”
“Peki.”
Yaşamsü kısa bir an Liam'a baktı. En azından ondan iyi olduğunu söylemesini beklemiyordu.
Liam başka bir şey sormadı. Yanında oturmaya devam etti.
Bir süre sonra Aras, doktorlarla görüştükten sonra kardeşlerinin yanına geldi.
Çınar hemen ayağa kalktı.
“Ne dediler?”
“Kontrolleri devam ediyor. Henüz kesin bir şey söylemediler.”
Deniz sabırsızca ellerini saçlarının arasından geçirdi.
“Daha ne kadar bekleyeceğiz?”
“Bilmiyorum, Deniz. Sonuçları beklememiz gerekiyor.”
Deniz cevap vermeden koridorda birkaç adım yürüdü. Sonra duvarın yanındaki sandalyeye oturdu.
Yaşamsü uzaktan onları izliyordu. Toprak için endişeleniyordu ama kardeşlerinin yanına gidip hiçbir şey olmamış gibi davranamazdı. Kendisi de ne hissedeceğini bilmiyordu.
Tam o sırada Deniz ayağa kalktı.
“Biraz su alacağım.”
Birkaç adım attıktan sonra durdu ve duvara tutundu.
Çınar hemen yanına gitti.
“Deniz, ne oldu?”
“Başım dönüyor.”
“Gel, otur.”
Deniz cevap vermeye çalıştı ama ayakta durmakta zorlandı. Çınar koluna girdiği sırada dizleri büküldü ve yere yığıldı.
“Deniz!”
Ezra koşarak yanına geldi. Aras da hemen diz çöküp kardeşine seslendi.
“Deniz, beni duyuyor musun?”
Yaşamsü yerinden fırladı. Liam da onunla birlikte ayağa kalktı.
Aras çevresindekilere seslendi.
“Bir sağlık görevlisi çağırın!”
Hastane personeli kısa sürede yanlarına geldi. Deniz'i kontrol ettikten sonra sedyeyle müşahede bölümüne götürdüler.
Ezra endişeyle arkasından baktı.
“Önce Toprak, şimdi de Deniz…”
Çınar duvara yaslandı. Bir şey söylemek istedi ama kelimeleri toparlayamadı.
Yaşamsü, Deniz'in götürüldüğü kapıya baktı.
“Ne olmuş olabilir?”
Aras başını iki yana salladı.
“Henüz bilmiyoruz. Doktorlar kontrol edecek.”
“Umarım önemli bir şey yoktur.”
“Umarım.”
Yaşamsü daha fazla soru sormadı. O da diğerleri gibi beklemek zorundaydı.
Bir süre sonra koridordaki televizyonda Hayal'in görüntüsü belirdi. Ekranın altındaki yazıda yeni bir canlı yayın hazırlığından söz ediliyordu.
Çınar ekrana baktı.
“Televizyonun sesini kapatabilir misiniz?”
Görevli sesi kapattı.
Ezra ekrana kısa bir bakış attı.
“Şimdi de ne anlatacak acaba?”
“Bilmiyorum,” dedi Çınar. “Ama şu an dinlemek istemiyorum.”
Aras kardeşlerine döndü.
“Hayal meselesini sonra konuşuruz. Önce Toprak ve Deniz'den haber alalım.”
Ezra başını salladı.
“Zaten başka bir şey düşünemiyorum.”
Yaşamsü konuşmaya katılmadı. Hayal'in ne söyleyeceği şu an umurunda değildi. Buraya gelmesinin tek nedeni Toprak'ın durumunu öğrenmekti.
Liam yanına yaklaştı.
“Biraz hava almak ister misin?”
“Hayır. Burada kalacağım.”
“Tamam.”
Liam yanındaki sandalyeye oturdu.
Bir süre sonra Aras, Yaşamsü'nün yanına geldi.
“Yaşamsü?”
“Ne oldu?”
“Geldiğin için teşekkür ederim.”
Yaşamsü ona baktı.
“Toprak'ın nasıl olduğunu öğrenmek istiyorum. Teşekkür etmene gerek yok.”
“Yine de gelmen bizim için önemli.”
Yaşamsü içini çekti.
“Aras, lütfen bunu aramızda bir şeylerin değiştiği şeklinde yorumlama. Ben henüz buna hazır değilim.”
Aras başını salladı.
“Tamam. Seni zorlamayacağım.”
“Bunu daha önce de söylediniz.”
Aras sustu. Verecek bir cevabı yoktu.
Bir süre sonra yalnızca, “Haklısın,” dedi ve yanından ayrıldı.
Yaşamsü yeniden oturdu. Liam da yanında kaldı.
Çantasından fotoğrafı çıkarıp İzel ve Murat'ın yüzlerine baktı. Onları hiç tanımamıştı. Hakkında bu kadar az şey bildiği insanlarla ilgili cevaplar ararken bir de Karahan ailesiyle yaşadığı sorunlarla uğraşıyordu.
Fotoğrafı yerine koydu.
Ailesini affetmemişti. Onlarla yeniden yakınlaşmaya da karar vermemişti.
Ama Toprak'ın başına bir şey gelmesini istemiyordu. Deniz'in de iyi olmasını istiyordu.
Bu kadarını hissetmesi için onlara yeniden güvenmesi gerekmiyordu.
Koridorun kapısı açıldı.
Aras hemen ayağa kalktı. Çınar ve Ezra da yanına gitti.
Doktor onlara doğru yürüyordu.
“Doktor, ağabeyim nasıl?” diye sordu Aras.
Doktor elindeki dosyaya baktı.
“Toprak'ın durumuyla ilgili sizinle konuşmam gerekiyor.”
Ezra hemen araya girdi.
“Kardeşimiz Deniz de içeride. Onun durumu nasıl?”
“Deniz'in kontrolleri de devam ediyor. Önce Toprak'ın sonuçlarını açıklayayım, ardından Deniz'in durumuyla ilgili bilgi alabilirsiniz.”
Aras başını salladı.
“Tamam. Dinliyoruz.”
Yaşamsü de ayağa kalktı. Liam yanında duruyordu.
Doktor konuşmaya başlayınca herkes sustu.
Biraz önceki tartışmaların, Hayal'in yayınının ve aileyle ilgili soruların hepsi bir kenara bırakılmıştı.
Şimdi tek istedikleri Toprak ve Deniz'in iyi olmasıydı.
Yaşamsü de haberi bekliyordu. Fakat orada bulunmasının ne anlama geldiğine başkalarının karar vermesine izin vermeyecekti.
Önce doktoru dinleyecek, sonrasına kendisi karar verecekti.