Keşfet

# BÖLÜM 29— LONDRA’DA BİR GECE

KÖKLER VE ALGORİTMALAR

# BÖLÜM 29 — LONDRA’DA BİR GECE

Yaşamsü bilgisayarını kapattığında saat akşam yediye geliyordu.

Bütün gün toplantılarla uğraşmış, ertesi gün yapılacak işler için notlar hazırlamıştı. Biraz dinlenmek istiyordu ama koltuğa oturur oturmaz Umut ve Deniz yanına geldi.

“Anne, bir şey sorabilir miyiz?” dedi Umut.

Yaşamsü ikisine baktı.

“Sor bakalım.”

“Bu akşam dışarı çıkalım mı?”

“Nereye gitmek istiyorsunuz?”

Deniz hemen araya girdi.

“Londra’yı gezelim. Bir de sıcak çikolata içelim.”

“Daha geçen gün içmediniz mi?”

“İçtik ama yine içebiliriz,” dedi Deniz. Ona göre bunda tartışılacak hiçbir şey yoktu.

Yaşamsü gülümsemesini gizlemeye çalıştı.

“Peki, başka bir isteğiniz var mı?”

“Pizza!” dedi Umut.

Yaşamsü başını iki yana salladı.

“Siz gezi mi istiyorsunuz, akşam yemeği mi?”

“İkisi de!” diye cevap verdi ikizler.

“Peki, anlaştık. Ama önce odanızdaki oyuncakları toplayın.”

İkisi birden odalarına koştu.

Yaşamsü arkalarından seslendi:

“Koşmayın! Beş dakika sonra çıkıyoruz. Yarışı kazanana ödül yok!”

“Ben zaten kazandım!” diye bağırdı Deniz.

“Daha başlamadık bile!” dedi Umut.

Yaşamsü gülerek montunu aldı. Bütün günün yorgunluğuna rağmen çocukların heyecanı ona da iyi gelmişti.

---

Londra sokakları akşam saatlerinde hareketliydi. Dükkânların ışıkları yanmış, kaldırımlarda insanlar bir yerlere yetişmeye başlamıştı.

Yaşamsü ikizlerle yan yana yürüyordu. Umut çevresine bakarken Deniz gördüğü hemen her şeyi annesine gösteriyordu.

“Anne, şuna bak!”

“Bakıyorum, Deniz.”

“Şimdi de şuraya bak!”

Yaşamsü ona döndü.

“Biraz daha böyle giderse başımı çevirmekten boynum tutulacak.”

Umut kahkaha attı.

“Deniz her şeyi göstermek zorunda.”

“Çünkü her şey güzel!” diye karşılık verdi Deniz.

Bir süre sonra nehir kenarına geldiler. Yaşamsü çocukların ellerini tuttu. Birlikte suya yansıyan ışıkları izlediler.

“Burayı sevdim,” dedi Umut.

“Ben de,” diye ekledi Deniz. Sonra omuzlarını kaldırdı. “Ama biraz soğuk.”

Yaşamsü gülümsedi.

“Eve dönelim mi?”

“Hayır!” dediler ikisi birden.

“Peki, sıcak çikolata?”

Bu kez cevap vermelerine gerek kalmadı. İkisi de annelerinin elini tutup yakındaki kafeye doğru yürümeye başladı.

---

Cam kenarındaki masaya oturdular. Yaşamsü kendine kahve, çocuklara da sıcak çikolata söyledi.

Deniz bardağındaki kremayı görünce hemen Umut’un bardağına baktı.

“Anne, benimkinde daha çok var.”

Umut kendi bardağını kontrol etti.

“Benimkine de koysunlar.”

Yaşamsü ikisine sırayla baktı.

“Daha içmeden başladınız mı?”

“Ama onunki daha fazla,” dedi Umut.

“İkiniz de birbirinizin bardağını kontrol etmeyi bırakın. İçin şunları.”

Umut bir yudum aldıktan sonra konuşmaya başladı. Bardağındaki krema üst dudağına bulaşmıştı ama farkında değildi.

“Anne, bugün okulda…”

Yaşamsü ona bakınca gülmeye başladı.

Umut durdu.

“Ne oldu?”

“Bir peçete al da yüzüne bak.”

Umut yüzünü silerken Deniz de gülmekten kendini alamadı.

Bir süre sonra sohbetleri sakinleşti. Umut bardağını masaya bıraktı ve annesine baktı.

“Anne, bugün çok çalıştın mı?”

“Biraz. Neden sordun?”

“Bazen eve gelince yorgun oluyorsun.”

Yaşamsü oğlunun elini tuttu.

“Evet, bazen yoruluyorum. Ama iyiyim, merak etme.”

Deniz annesinin diğer yanına sokuldu.

“Biz de sana yardım ederiz.”

“Nasıl yardım edeceksiniz bakalım?”

“Ben odamı toplarım,” dedi Umut.

Deniz biraz düşündükten sonra ekledi:

“Ben de ona yardım ederim.”

Yaşamsü kaşlarını kaldırdı.

“İkiniz odanızı toplarsanız zaten bana yardım etmiş olursunuz.”

Umut başını hafifçe eğdi.

“Peki ama bugün olmasa?”

Yaşamsü kahkaha attı.

“Senin pazarlıkların da hiç bitmiyor!”

“Denemeden bilemezsin,” diye karşılık verdi Umut.

Yaşamsü başını sallayarak kahvesinden bir yudum aldı.

“Bunu babanızdan mı öğrendiniz, kendiniz mi buldunuz, hâlâ karar veremedim.”

İkizler birbirlerine bakıp güldüler.

---

Kafeden çıktıktan sonra bir pizzacıya uğradılar. Eve döndüklerinde çocuklar ayakkabılarını çıkarıp salona geçti. Yaşamsü pizzayı masaya koydu ve üçü birlikte yemek yedi.

Deniz gün içinde gördüklerini anlatırken Umut sık sık sözünü kesiyordu.

“Öyle olmadı ki!”

“Oldu!”

“Anne, ona inanma.”

Yaşamsü ikisine de baktı.

“Biriniz anlatırken diğerinizin sözünü kesmeyeceksiniz. İkinizi de dinleyeceğim.”

Çocuklar bir süre birbirlerine bakıp sustular. Sonra Deniz anlatmaya devam etti. Umut da kendi eklemelerini yaptı.

Yemek bittiğinde Deniz esnemeye başladı. Umut koltuğa uzanmıştı bile.

“Haydi bakalım, yatma vakti,” dedi Yaşamsü.

“Biraz daha oturalım,” diye itiraz etti Deniz.

“Beş dakika,” dedi Umut.

“On dakika?” diye pazarlık yaptı Deniz.

“Üç.”

“Tamam!”

Yaşamsü gülerek başını salladı.

Çocukları odalarına götürdü, üzerlerini örttü ve ikisine de iyi geceler diledi. Tam kapıya yönelmişti ki Umut seslendi.

“Anne, yarın da seninle dışarı çıkar mıyız?”

“Yarın okul var. Önce okul, sonra ödevler.”

“Ödevler çabuk biterse?”

“Bakarız.”

Deniz gözleri kapanırken mırıldandı:

“Bu, evet demek mi?”

Yaşamsü gülümsedi.

“Bu, uyuma vaktin geldi demek.”

Bu kez itiraz eden olmadı. Birkaç dakika sonra odaları sessizleşti.

---

Yaşamsü salona döndüğünde telefonuna Liam’dan mesaj geldi.

*Çocuklar nasıl?*

*İyiler. Biraz gezdik, sıcak çikolata içtik. Eve gelince de pizza yedik.*

Liam’ın cevabı gecikmedi.

*Güzel vakit geçirmişsiniz. Deniz yine her şeyi sana gösterdi mi?*

Yaşamsü istemsizce güldü.

*Her şeyi. Bir ara boynum tutulacak sandım.*

*Umut da kesin onunla tartışmıştır.*

*Bunu nereden bildin?*

*Çünkü onları tanıyorum.*

Yaşamsü bir süre ekrana baktı. Liam’la çocuklar hakkında konuşmak hâlâ kolaydı. İkizlerin küçük alışkanlıklarını, hangisinin neye nasıl tepki vereceğini ikisi de biliyordu.

Ama bu kolaylık, aralarındaki bütün sorunların çözüldüğü anlamına gelmiyordu.

Yaşamsü telefonu bıraktı. Çocukların odasına son bir kez baktıktan sonra salona döndü.

Gün içinde aklını meşgul eden meseleler hâlâ yerli yerindeydi. Ailesiyle ne yapacağını bilmiyordu. Hayal’in neyin peşinde olduğunu da henüz anlayamamıştı. Martin’le konuşup konuşmayacağına bile karar vermemişti.

Fakat bu gece bunları düşünmek istemiyordu.

Bugün çocuklarıyla gülmüş, onların bitmek bilmeyen sorularını dinlemiş, küçük tartışmalarına şahit olmuştu. Birkaç saatliğine de olsa bütün dikkatini onlara verebilmişti.

Kahvesinden son bir yudum aldı, ışıkları kapattı ve odasına geçti.

Yarın yine işler, toplantılar ve cevap bekleyen sorular olacaktı.

Ama bu akşam çocuklarıyla güzel vakit geçirmişti.

Şimdilik bu yeterdi.