## BÖLÜM 3 — KANIN DEĞİL, EMEĞİN MİRASI
# GÜÇ, KAN VE ALGORİTMA
## BÖLÜM 3 — KANIN DEĞİL, EMEĞİN MİRASI
Hastanenin koridorunda beklemek, Yaşamsü'nün sabrını iyice tüketmişti.
Elindeki dosyayı bir kez daha açtı. DNA sonuçlarını yeniden inceledi. Sanki yeterince bakarsa kâğıdın üzerindeki rakamlar değişecek, kafasındaki soruların bir kısmı cevaplanacaktı.
Ama hiçbir şey değişmiyordu.
Edvard birkaç adım ötede telefonuna bakıyordu.
“Daha ne kadar bekleyeceğiz?” diye sordu Yaşamsü. “Bana diğer aileyle konuşacağımızı söylemiştin.”
Edvard telefonunu cebine koydu.
“Kafedeler. Ama Toprak seninle görüşme konusunda pek istekli değil.”
Yaşamsü başını kaldırdı.
“Beni tanımıyor bile. Neden görüşmek istemesin?”
“Hayal Su'nun yaşadıkları yüzünden gerginler. Bir de senin hakkında duydukları var.”
“Ne duymuşlar?”
“Şirketini, servetini, Gwen ailesiyle arandaki meseleleri… Hepsini biliyor olabilirler. Ne kadarını doğru biliyorlar, onu ben de bilmiyorum.”
Yaşamsü dosyayı kapatıp çantasına koydu.
“Yani beni tanımadan hakkımda karar vermişler.”
“Biraz da onların açısından bak. Hayal Su'nun hayatı bir anda değişti. Ne düşüneceklerini bile bilmiyor olabilirler.”
Yaşamsü bir şey söylemedi. Edvard'ın haksız olduğunu düşünmüyordu. Yine de kendisini tanımayan insanların, yalnızca duyduklarına bakarak onun hakkında hüküm vermesi canını sıkmıştı.
“Peki,” dedi sonunda. “Gidelim. En azından birbirimizi dinleyelim.”
***
Kafenin kapısını açtığında masadaki herkes başını ona çevirdi.
Toprak, Çınar, Aras ve Deniz aynı masada oturuyordu. Hayal Su da yanlarındaydı. Konuşmaları kesilmişti ama kimse ilk adımı atmaya pek hevesli görünmüyordu.
Yaşamsü masaya yaklaştı.
“Merhaba. Ben Yaşamsü.”
Toprak kısa bir baş hareketiyle karşılık verdi.
“Biliyoruz.”
Yaşamsü onun karşısındaki boş sandalyeyi gösterdi.
“Oturabilir miyim?”
Toprak bir an duraksadıktan sonra başını salladı.
“Tabii.”
Yaşamsü oturdu. Çantasını yanındaki sandalyeye bıraktı. Birkaç saniye boyunca herkes birbirine baktı. Sonunda sessizliği o bozdu.
“Sanırım hepimiz neden burada olduğumuzu biliyoruz. DNA sonuçları ve eski hastane kayıtları, ailelerimizin geçmişinde bir karışıklık olabileceğini gösteriyor. Ama henüz kesinleşmiş bir şey yok.”
Toprak kollarını göğsünde birleştirdi.
“Hayal Su bizim kardeşimiz. Bunu bir anda öğrendi. Şimdi bir de hiç tanımadığı insanlarla ve bilmediği bir geçmişle uğraşıyor. Onu korumaya çalışmamız normal.”
“Buna itirazım yok,” dedi Yaşamsü. “Ama sanki bu durum yalnızca sizin hayatınızı değiştirmiş gibi konuşuyorsun. Ben de neyle karşı karşıya olduğumu bilmiyorum.”
Toprak'ın yüzündeki ifade değişti.
“Öyle demek istemedim.”
“Belki. Ama ben de bütün bunları yeni öğreniyorum. Sizin kadar benim de sorularım var.”
Çınar araya girdi.
“Bence ikiniz de birbirinizi anlamaya çalışın. Kimse bu durumu kendi isteğiyle yaşamadı.”
Hayal Su, masanın üzerindeki ellerine baktı. Sonra başını kaldırdı.
“Ben kimsenin yerini almak istemiyorum. Kimsenin hayatını değiştirmek gibi bir niyetim de yok. Sadece gerçeği öğrenmek istiyorum.”
Yaşamsü'nün bakışları ona döndü.
“Ben de aynı şeyi istiyorum.”
Deniz, Yaşamsü'yü bir süre dikkatle inceledi.
“Garip gelecek ama yüzünde annemize benzeyen bir şey var.”
Yaşamsü'nün ifadesi yumuşadı. Bir an ne diyeceğini bilemedi.
“Ben de Hayal Su'ya baktığımda annemi hatırlatan şeyler görüyorum,” dedi. “Ama benzerlikler tek başına bir şey kanıtlamaz.”
“Doğru,” diye araya girdi Aras. “Sonuçları yeniden doğrulatmalıyız. Eski hastane kayıtlarını da bulmamız gerekiyor. Belki o zaman ne olduğunu anlayabiliriz.”
“Ben de bunu istiyorum,” dedi Yaşamsü. “Bir rapora bakıp hepimizin hayatı hakkında karar verilmesini istemiyorum. Gerçek neyse, belgelerle ortaya çıksın.”
Toprak kollarını çözdü.
“En azından bu konuda aynı düşünüyoruz.”
“Şimdilik,” dedi Yaşamsü.
Toprak hafifçe kaşlarını çattı ama tartışmayı sürdürmedi.
Yaşamsü masadakilere baktı. Aralarındaki yakınlık hemen göze çarpıyordu. Çınar, Hayal Su konuşurken dikkatle onu dinliyor; Deniz, onun yüzündeki en küçük değişikliği bile fark ediyor; Aras ise kimsenin sözünü kesmemeye çalışıyordu.
Birbirlerine alışkındılar. Birbirlerinin yanında nasıl davranacaklarını biliyorlardı.
Yaşamsü'nün aklına kendi ailesi geldi.
Martin, Edvard, Kol… Bir de Alex.
Aynı evde büyümüşlerdi. Buna rağmen yıllar içinde aralarına giren sorunlar, paylaşmaları gereken şeylerin önüne geçmişti. Babalarının ölümünden sonra yaşananlar da bu mesafeyi daha da artırmıştı.
Karşısındaki insanların birbirlerine gösterdiği yakınlık, Yaşamsü'nün içinde tarif etmek istemediği bir burukluk bıraktı.
Bu düşünceyi bir kenara itip yeniden konuştu.
“Bir şeyi baştan açıklığa kavuşturalım. Benim hakkımda ne duymuş olursanız olun, şirketimle ilgili kararları aile bağlarına göre vermeyeceğim.”
Toprak şaşkınlıkla ona baktı.
“Şirketin bu konuyla ne ilgisi var?”
“Ben de tam olarak bunu anlamaya çalışıyorum. Babamın eski belgelerinde şirketin kuruluş dönemine ait kayıtlar bulunmuş. Bunu duyan herkesin aklına miras gelmeye başladı.”
Aras biraz öne eğildi.
“Şirketi sen mi kurdun?”
Yaşamsü soruyu bekliyormuş gibi sakince cevap verdi.
“İlk adımlarını ben attım. Sonrasında şirket ciddi bir kriz yaşadı. Onu toparlamak için yıllarca uğraştım. Sistemi yeniden kurdum, güvenlik altyapısını geliştirdim. Bugün geldiği noktaya ulaşması için çok şeyden vazgeçtim.”
Bir an durdu.
“Bunları kendimi size kanıtlamak için anlatmıyorum. Sadece yıllarca verdiğim emeğin birkaç eski belge yüzünden yok sayılmasını kabul etmeyeceğimi bilmenizi istiyorum.”
Toprak başını salladı.
“Emeğinin yok sayılmasını kimse istememeli. Ama şirketin yasal sahipliği ayrı bir konu. Onu da belgeler belirler.”
“Benim istediğim de bu zaten. Belgeler incelensin, gerçek ortaya çıksın. Ondan sonra herkes ne yapacağına karar verir.”
Hayal Su konuşmaya katıldı.
“Benim şirketinle ya da servetinle bir ilgim yok. Bütün bunların benim hayatımla neden bağlantılı olduğunu anlamaya çalışıyorum.”
Yaşamsü ona döndü.
“Bunu anlıyorum. Senden bir şey saklamak istemiyorum. Ama henüz benim bile bilmediğim şeyler var. Sana bilmediğim cevapları veremem.”
Hayal Su başını salladı.
“En azından bunu açıkça söylüyorsun.”
Yaşamsü cevap verecekti ki telefonu çalmaya başladı.
Ekranda şirketinin güvenlik biriminin adını görünce kaşları çatıldı.
“Bir dakika.”
Sandalyeden kalkıp masadan birkaç adım uzaklaştı ve aramayı açtı.
“Dinliyorum.”
Karşıdaki görevlinin sesi telaşlıydı.
“Hanımefendi, ana sunucuya yönelik saldırı devam ediyor. Yeni güvenlik katmanlarından biri aşılmış. Erişimi sınırlandırmaya çalışıyoruz.”
Yaşamsü'nün yüzündeki ifade bir anda değişti.
“Erişimin kaynağı belli mi?”
“Henüz değil. Bazı yetkilendirme kayıtlarının kullanıldığını gördük. İnceleme sürüyor.”
“Hiçbir kaydı silmeyin. Bütün erişim günlüklerini koruyun. Yetkileri yeniden kontrol edin, şüpheli hesapları güvenli biçimde devre dışı bırakın. Yeni bir gelişme olduğunda doğrudan bana ulaşın.”
“Anlaşıldı.”
Yaşamsü telefonu kapattığında Edvard yanına geldi.
“Ne oldu?”
“Şirkete yönelik saldırı devam ediyor. Üstelik güvenlik katmanlarından birini aşmışlar.”
Edvard'ın yüzü ciddileşti.
“Bunu sana söylemem gerekiyordu.”
Yaşamsü ona döndü.
“Neyi?”
Edvard bir an sustu.
“Martin, Kol ve Alex son günlerde şirketin yönetimiyle ilgili toplantılar yapıyor. Bazı yetkileri değiştirmek istiyorlarmış. Ben de nedenini tam olarak bilmiyorum.”
Yaşamsü'nün bakışları sertleşti.
“Bunu ne zamandır biliyorsun?”
“Birkaç gündür. Ama elimde somut bir şey yoktu. Seni gereksiz yere endişelendirmek istemedim.”
“Edvard, bir şeyden şüpheleniyorsan bunu benden saklamayacaksın. Somut kanıtın olmayabilir ama karar vermesi gereken kişi benim. Benim yerime neyi bilip bilmeyeceğime sen karar veremezsin.”
Edvard başını eğdi.
“Haklısın. Bir daha saklamam.”
Yaşamsü birkaç saniye ona baktıktan sonra çantasından tabletini çıkardı.
“Şimdi ne olduğunu anlamamız gerekiyor.”
Güvenli bağlantı üzerinden şirketin sistemine girdi. Güvenlik ekibinin gönderdiği kayıtları açıp incelemeye başladı.
Bazı yetki
Yorumlar
- Umut Dündar: yaşamsü sabrını yitirme hemen kendi hikayeni öğrenmelisin
- Nisa Fidan: neden insanlar bu kadar karmaşık ilişkiler içine giriyor anlamıyorum @otukenkalem00
- Haticem kar.: Umarım gerçekler yakında ortaya çıkar ikimiz de aydınlatmalıyız yine
- Furkan Metehan: Biri karşısında neden ciddiyetsizlik yapıyor ki ne anlam var sence?
- Eda Özdemir: ne kadar gizemli bakıyorsun ya onların buna güvenmesi lazım
- Ece kaplan: edvard cidden bir an önce şeyleri halletmeliyiz bu bekleyiş çok sıkıcı