# BÖLÜM 30— İHANETİN BEDELİ
BÖLÜM 30 — İHANETİN BEDELİ
Londra — Saklanan Gerçekler
Hayal, Londra’nın en seçkin bölgelerinden birinde bulunan lüks rezidansının geniş salonunda, bilgisayarının karşısında oturuyordu.
Cam duvarların ardında şehrin ışıkları parlıyor, uzaktaki binalar geceye karışıyordu. Mermer zeminin üzerinde pahalı mobilyalar, masanın üzerinde tasarım dergileri ve yanında yarım kalmış bir kahve vardı.
Dışarıdan bakıldığında Hayal’in hayatında hiçbir eksik yoktu.
Fakat bilgisayar ekranındaki belgeler, yüzündeki huzursuzluğu gizlemesine izin vermiyordu.
Karen Holding’in geçmişine ait bazı eski evraklara ulaşmıştı. Belgelerin bir kısmında tarihler uyuşmuyor, bazı işlemlerin açıklamaları ise eksik görünüyordu. Bunların bir hata mı, yoksa daha büyük bir sorunun işareti mi olduğunu henüz bilmiyordu.
Tam başka bir dosyayı açacakken ekranda Yaşamsü’nün yeni röportajı belirdi.
Hayal videoyu açtı.
Yaşamsü, Palo Alto’daki şirket merkezinde yeni projeleri hakkında konuşuyordu. Sesi sakindi. Soruları kendinden emin bir şekilde yanıtlıyor, şirketinin geleceğiyle ilgili planlarını anlatıyordu.
Hayal birkaç dakika sonra videoyu kapattı.
“Senin için her şey ne kadar kolay…”
Söylediklerine kendisi bile inanmak istiyordu.
Yaşamsü işine devam ediyor, çocuklarıyla vakit geçiriyor ve başarılarıyla gündeme geliyordu. Karahan ailesi de onunla yeniden iletişim kurmaya çalışıyordu. Hayal ise sahip olduğu bütün imkânlara rağmen geçmişindeki soruların içinde sıkışıp kalmıştı.
Onun asıl canını yakan, Yaşamsü’nün zenginliği değildi. Yaşamsü’nün insanların güvenini yeniden kazanabilecek bir konumda olmasıydı.
Hayal, kendisinin de bir zamanlar o ailede özel bir yeri olduğuna inanmıştı. Şimdi ise insanlar sözlerini sorguluyor, geçmişte anlattıklarına şüpheyle yaklaşıyordu.
Telefonunu eline aldı ve daha önce iletişim kurduğu eski tanıdıklarından birine mesaj gönderdi.
Karen Holding’in geçmişteki bazı işlemleri hakkında bilgiye ihtiyacım var. Elindeki belgeleri incelemem gerekiyor.
Cevap birkaç dakika sonra geldi.
Aradığın bazı kayıtlar bende olabilir. Ama bunu mesajla konuşmayalım. Yüz yüze görüşmemiz gerekiyor.
Hayal kaşlarını çattı.
“Niye herkes bir şey biliyor da açıkça konuşmuyor?”
Mesaja hemen cevap vermedi. Karşısındaki kişi gerçekten bilgi sahibi miydi, yoksa onu kendi amaçları için kullanmaya mı çalışıyordu? Bunu öğrenmeden buluşmayı kabul etmeyecekti.
Bilgisayarında yeni bir klasör açtı.
KAREN HOLDİNG — ESKİ KAYITLAR
Belgeleri klasöre aktardıktan sonra daha önce aldığı e-postayı gördü.
KAYIT_17.
Hayal’in parmakları klavyenin üzerinde durdu.
Bütün kayıtları gördüğünü sanıyorsun. KAYIT_17 dosyasını araştır.
Mesajı tekrar okudu.
“Sen kimsin?”
Cevap yoktu.
Gönderenin kimliğini hâlâ öğrenememişti. Üstelik bu e-postanın Karen Holding belgeleriyle bağlantılı olduğuna dair hiçbir kanıtı bulunmuyordu.
Hayal ekran görüntüsünü ve e-postanın kendisini sakladı. Ardından buluşma teklifine dönüp bir cevap yazdı.
Önce elindeki belgelerin hangi döneme ait olduğunu söyle. Ne aradığımı bilmeden görüşmeye gelmeyeceğim.
Mesajı gönderdiğinde içinde küçük bir rahatlama hissetti.
Bu kez merakına yenilip düşünmeden hareket etmeyecekti.
Ancak Yaşamsü’nün röportajı aklından çıkmıyordu.
Onun başarılarını gördükçe kıskançlığı yeniden alevleniyordu. Karahan ailesinin Yaşamsü’ye yaklaşması, Hayal’in kendi yerini sorgulamasına neden oluyordu.
Lüks dairesinde otururken bile kendisini onunla karşılaştırıyordu.
Ve bu karşılaştırma, sahip olduğu hiçbir şeyle sona ermiyordu.
Palo Alto — Beklenmedik Telefon
Yaşamsü, sabah toplantısından sonra yeni siber güvenlik platformunun test raporlarını inceliyordu.
Sistemin kullanıma açılmasına henüz izin vermemişti. Bazı bağlantılardaki gecikmelerin nedenini anlamak için ek testler yapılmasını istemiş, güvenlik ekibine sonuçlar doğrulanmadan karar verilmeyeceğini açıkça belirtmişti.
Tam raporlardan birini kapatırken telefonu çaldı.
Arayan Toprak’tı.
Yaşamsü ekrana birkaç saniye baktıktan sonra telefonu açtı.
“Efendim?”
“Yaşamsü, müsait misin? Seninle konuşmam gereken bir konu var.”
“Dinliyorum.”
“Karahan ailesinin şirket işleriyle ilgili bazı eski belgeler ortaya çıktı. Karen Holding’deki ortaklar açıklama bekliyor. Bazı anlaşmaların kayıtları birbirini tutmuyor.”
Yaşamsü önündeki raporu kapattı.
“Belgeler kimden geldi?”
“Şimdilik farklı kaynaklardan toplandı. Hepsinin doğruluğunu teyit edemedik.”
“Peki, sorun tam olarak ne?”
Toprak bir an sustu.
“Aras hakkında da bir iddia ortaya atıldı. Henüz ayrıntıları netleştiremedik. Hayal’in bu meseleyle bağlantısı olabilir diye düşünüyoruz.”
Yaşamsü’nün yüzü ciddileşti.
“Birinden şüphelenmeniz, onun suçlu olduğu anlamına gelmez.”
“Biliyorum.”
“Hayır, Toprak. Bunu gerçekten anlamanı istiyorum. Daha önce de birini dinlemeden karar verdiniz. Sonra gerçeği anlamaya çalıştınız. Aynı hatayı yeniden yapmayın.”
Telefonun diğer ucunda sessizlik oldu.
Toprak sonunda konuştu.
“Haklısın. Bu yüzden sana danışmak istedim.”
Yaşamsü derin bir nefes aldı.
“Belgeleri bağımsız bir ekibe inceletin. Tarihlerini, kaynaklarını ve doğrulanabilir kayıtlarla tutarlı olup olmadıklarını kontrol edin. Bir belge gerçek görünse bile içindeki her iddia doğru olmayabilir.”
“Bize bu konuda destek olabilir misin?”
Yaşamsü hemen cevap vermedi. Toprak’a yardım etmekle kendi şirketini ve sınırlarını korumak arasında dikkatli davranması gerektiğini biliyordu.
“Ekibim, hukuka uygun şekilde paylaşılmış belgelerin teknik doğrulanması konusunda sınırlı destek verebilir. Ama şirketinizin iç sistemlerine erişmeyeceğiz. Kimsenin özel hesabını incelemeyeceğiz ve izinsiz veri toplamayacağız.”
“Anladım.”
“Bir de bunu yanlış anlama. Yardım etmeyi kabul etmem, geçmişte yaşananları unuttuğum anlamına gelmiyor.”
Toprak’ın sesi alçaldı.
“Biliyorum. Senden hemen bizi affetmeni beklemiyorum.”
“İyi. Çünkü henüz buna hazır değilim.”
Yaşamsü kısa bir süre sustu, ardından devam etti.
“İnceleme sonucunda bir usulsüzlük ortaya çıkarsa üstünü kapatmaya çalışmayın. Ama yalnızca söylentilere dayanarak da kimseyi suçlamayın. Gerçek neyse onunla yüzleşmeniz gerekecek.”
“Öyle yapacağız.”
“Toprak, bir şey daha var. Benim sistemlerime izinsiz erişilmeyecek. Bir bilgiye ihtiyacınız varsa doğrudan talep edin.”
“Tamam. Seni anladım.”
Telefon kapandığında Yaşamsü bir süre masasına baktı.
Toprak’ın endişesini anlayabiliyordu. Ancak bu durum, anlattığı her şeyin doğru olduğu anlamına gelmiyordu. Yaşamsü artık başkalarının sorunlarını kendi sorumluluğu gibi üstlenmek istemiyordu.
Hukuk ekibine kısa bir mesaj gönderdi. Karahan ailesinden gelecek belgelerin yalnızca yasal olarak paylaşılmış kopyaları incelenebilecek, incelemenin kapsamı önceden belirlenecek ve şirketin sistemlerine erişim verilmeyecekti.
Mesajı gönderdikten sonra bilgisayarını yeniden açtı.
Kendi şirketinde çözmesi gereken sorunlar vardı. Çocukları vardı. Kendi hayatı vardı.
Karahan ailesine yardım edebilirdi ama onların geçmişte yaptığı hataları telafi etmek onun görevi değildi.
İstanbul — Karahan Konağı
Toprak toplantı odasına girdiğinde Aras, Çınar ve Ezra masanın etrafında oturuyordu.
Masada eski anlaşmalar, şirket yazışmaları ve bazı finansal kayıtların kopyaları vardı.
“Yaşamsü’yle konuştum,” dedi Toprak.
Aras başını kaldırdı.
“Ne söyledi?”
“Belgeleri bağımsız bir ekibe inceletmemizi önerdi. Ayrıca Hayal’i kanıt olmadan suçlamamamız gerektiğini söyledi.”
Çınar önündeki dosyayı kapattı.
“Zaten elimizde kesin bir şey yok. Bazı belgelerde tutarsızlık var ama bunun sebebini bilmiyoruz.”
Ezra kâğıtlardan birini eline aldı.
“Ya gerçekten bilmediğimiz bir şey varsa?”
“Öğreneceğiz,” dedi Aras. “Ama önce neyin doğru olduğunu anlamamız gerekiyor.”
Toprak sandalyesine oturdu. Son günlerde yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle hâlâ çabuk yoruluyordu. Buna rağmen şirketle ilgili meseleleri düşünmeden duramıyordu.
Aras ona dikkatle baktı.
“Biraz dinlenmen gerekiyor.”
“Bu dosyalar yüzünden daha büyük bir sorun çıkmasını istemiyorum.”
“Kimse istemiyor. Ama her şeyi tek