# BÖLÜM 34 — ŞÜPHELERİN GÖLGESİNDE
BÖLÜM 34 — ŞÜPHELERİN GÖLGESİNDE
1. Gerçeği Açıklamak mı, Gizlemek mi?
Martin, elindeki kayıt cihazına bakarken yüzündeki huzursuzluğu gizleyemiyordu. Edvard karşısında sessizce oturuyor, ikisi de biraz önce duydukları konuşmanın sonuçlarını düşünüyordu.
Hayal'in sözleri kafalarındaki birçok soruyu yeniden canlandırmıştı. Ancak ellerinde yalnızca bir konuşma vardı. Bunun bütün gerçeği ortaya çıkardığını söylemek için henüz erkendi.
Martin sonunda sessizliği bozdu.
“Yaşamsü'ye anlattık. Peki, bu kaydı kamuoyuna duyursak ne olur?”
Edvard şaşkınlıkla ona baktı.
“Televizyona mı vermek istiyorsun?”
“İnsanlar Hayal'in anlattıklarını duyarsa geçmişte yaşananları sorgulayabilir. Belki de herkesin inandığı hikâyenin tamamını bilmediğini fark ederler.”
Edvard başını iki yana salladı.
“Ya da bağlamından koparılmış bir konuşmayı dinleyip onun hakkında yeni kararlar verirler. Bir kaydın herkese duyurulması, gerçeği ortaya çıkarmakla aynı şey değil.”
Martin kayıt cihazını masaya bıraktı.
“Peki, hiçbir şey yapmayacak mıyız? İnsanlar hâlâ Hayal'in anlattıklarına inanıyor.”
“Bir şey yapmakla düşünmeden hareket etmek aynı şey değil.”
Martin'in yüzü gerildi.
Yaşamsü'nün kendilerine duyduğu güvensizliği hatırlıyordu. Geçmişte onu dinlememiş, Hayal'in anlattıklarını sorgulamamışlardı. Şimdi gerçeği ortaya çıkarmak isterken aynı hatayı başka bir biçimde tekrarlamak istemiyordu.
“Ya Hayal bizden önce davranırsa?” diye sordu. “Ya olayları kendi istediği gibi anlatırsa?”
Edvard sakin bir sesle cevap verdi.
“O zaman da kanıtlarla hareket ederiz. Onun olası bir hamlesi, bizim yanlış bir karar vermemizi haklı çıkarmaz.”
Martin bir süre düşündü.
“Peki. Kaydı yayımlamayacağız. Önce neyi kanıtlayabildiğimizi araştıracağız.”
Edvard başını salladı.
“Üstelik kaydın nasıl alındığını da göz ardı edemeyiz. Hayal'in haberi olmadan kayıt aldık. Bunu yalnızca işimize yarıyor diye önemsiz sayamayız.”
Martin kayıt cihazını çekmeceye koydu.
“Yaşamsü'ye de bunu açıkça söyleyeceğiz. Bundan sonra hiçbir şeyi saklamayacağız.”
Edvard ayağa kalktı.
“Umarım bu kez gerçekten öyle yaparız.”
İkisi de biliyordu: Geçmişteki hatalarını kabul etmek kolaydı. Asıl zor olan, aynı hataları tekrarlamadan ilerleyebilmekti.
2. Londra'daki Telefon Görüşmesi
Londra'da Yaşamsü, çalışma masasının başında Karen Holding'e ait belgeleri inceliyordu.
Önünde farklı tarihler taşıyan sözleşmeler, eski şirket kayıtları ve doğrulanması gereken bilgiler vardı. Bazı belgeler birbirini destekliyor, bazılarıysa açıklanması gereken çelişkiler içeriyordu.
Telefonu çaldığında ekranda Martin'in adını gördü.
Birkaç saniye bekledikten sonra aramayı yanıtladı.
“Dinliyorum.”
“Yaşamsü, Edvard'la birlikte sana anlatmamız gereken bir şey var.”
“Hayal'le ilgili mi?”
Martin kısa bir sessizliğin ardından cevap verdi.
“Evet. Onun bir konuşmasını duyduk. Bazı sözleri geçmişte anlattıklarıyla çelişiyor gibi görünüyor.”
“Peki, bundan ne sonuç çıkardınız?”
“Henüz kesin bir sonuç çıkarmadık.”
Yaşamsü sandalyesine yaslandı.
“Güzel. Çünkü bir konuşmanın bütün gerçeği ortaya çıkardığını düşünmenizi istemiyorum.”
“Zaten bu yüzden seninle konuşuyoruz.”
“Konuşmayı kaydettiniz mi?”
Martin'in sesi bir an duraksadı.
“Evet.”
Yaşamsü'nün yüzündeki ifade sertleşti.
“Hayal'in haberi var mıydı?”
“Hayır.”
Yaşamsü derin bir nefes aldı.
“Martin, birinin haberi olmadan konuşmasını kaydetmek ciddi bir mesele. Üstelik kaydın tamamını bağlamıyla değerlendirmeden onu birine karşı kullanamazsınız.”
“Bunun farkındayız. Kaydı kamuoyuna açıklamayı da düşündük ama vazgeçtik.”
“Böyle bir şeyi düşünmüş olmanız bile neden dikkatli olmanız gerektiğini gösteriyor.”
Martin itiraz etmedi.
“Önce doğrulanabilecek bilgileri araştıracağız. Kaydı yayımlamayacağız.”
“İyi. Ancak bir şeyi daha anlamanızı istiyorum. Hayal'in söylediklerini sorgulamanız, benim söylediğim her şeyi doğru kabul etmeniz gerektiği anlamına gelmiyor. Gerçek, kimin tarafında olduğunuza göre değişmez.”
Edvard konuşmaya katıldı.
“Bunu anlıyoruz.”
“Umarım. Çünkü geçmişte de beni dinlemeniz gerekiyordu. O zaman dinlemediniz.”
Telefonun diğer ucunda sessizlik oldu.
Martin sonunda konuştu.
“Bize yaptıklarımızı unutturmak istemediğini biliyorum.”
“Unutmak zorunda değilim. Sizin pişman olmanız, benim yaşadıklarımı ortadan kaldırmıyor.”
“Bizden ne bekliyorsun?”
Yaşamsü, önündeki belgelere baktı.
“Şimdilik hiçbir şey beklemiyorum. Yalnızca bundan sonra kendi kararlarınızın sorumluluğunu almanızı istiyorum.”
Edvard'ın sesi yumuşadı.
“Bir gün bizimle yeniden yakın olmak ister misin?”
Yaşamsü hemen cevap vermedi.
“Bilmiyorum. Şu an bunun sözünü veremem. Benimle konuşmanız, sizi affettiğim ya da her şeyin eskisi gibi olacağı anlamına gelmiyor.”
“Anlıyoruz,” dedi Martin.
“Bunu sözlerinizle değil, davranışlarınızla göstereceksiniz.”
Yaşamsü konuşmayı bitirdiğinde içindeki huzursuzluk tamamen geçmemişti. Martin ve Edvard'ın pişmanlığı gerçek olabilirdi. Fakat güven, yalnızca pişmanlık duyulduğu için geri dönmüyordu.
Telefonunu masaya bıraktı ve belgelerine yeniden döndü.
Hayal hakkındaki şüpheler, geçmişte yaşananların cevabı değildi.
Gerçeği bulmak istiyorsa her ayrıntıyı ayrı ayrı incelemeliydi.
3. Karahan Ailesinin Yüzleşmesi
Aynı saatlerde Karahan ailesinin konağında Toprak, Aras, Çınar ve Ezra, Yaşamsü'yle yaptıkları görüşmenin ardından kendi aralarında konuşuyordu.
Toprak'ın yüzünde yorgunluk vardı.
“Yaşamsü haklı. Biz geçmişte onu dinlemedik.”
Aras kollarını göğsünde birleştirdi.
“Çünkü Hayal'in anlattıklarını sorgulamadık. Birinin sözlerini kabul etmek, başka birinin sözlerini duymamayı gerektirmiyordu.”
Çınar önündeki dosyayı kapattı.
“Bundan sonra elimizdeki bilgileri üçe ayıracağız: doğrulananlar, çelişenler ve henüz bilmediklerimiz. Kimseyi yalnızca bir iddiaya dayanarak suçlamayacağız.”
Ezra başını salladı.
“Peki, Yaşamsü bizimle yeniden görüşmek istemezse?”
Toprak'ın yüzü gölgelendi.
“O zaman kararına saygı duyacağız.”
Aras ona baktı.
“Bunu kabul etmek kolay olmayacak.”
“Biliyorum. Ama onun hayatına yeniden girmek istiyoruz diye bunu yapmak zorunda değil.”
Toprak bir süre sessiz kaldı.
Yaşamsü'nün kendilerine mesafeli davranması canını yakıyordu. Fakat bu mesafeyi yalnızca onun soğukluğuna bağlayamazdı. Geçmişte verilen kararların ve söylenen sözlerin de payı vardı.
“Ben onun bizi affetmesini istiyorum,” dedi sonunda. “Ama bunu istemem, onun affetmek zorunda olduğu anlamına gelmiyor.”
Çınar başını kaldırdı.
“İlk kez doğru yerden bakıyorsun.”
Toprak ona baktı ama karşılık vermedi.
Bu kez kimse Yaşamsü adına karar vermeyecekti. Ne zaman konuşacağına, kiminle görüşeceğine ve hayatında kime yer vereceğine kendisi karar verecekti.
Karahan ailesi için bu, geçmişte yaptıkları hataları kabul etmenin ilk adımıydı.
Ancak ilk adım, yolun sonu değildi.
4. Hayal'in Yeni Hesabı
Londra'daki lüks dairesinde Hayal, telefonunu eline aldı. Martin'den gelecek cevabı bekliyordu.
Bir süre sonra ekranda yeni bir mesaj belirdi.
Yarın yüz yüze görüşeceğiz. Bu kez bütün iddiaları ve belgeleri ayrı ayrı değerlendireceğiz.
Hayal mesajı iki kez okudu.
Martin artık eskisi gibi değildi. Daha önce söylediği birkaç cümleyle onu ikna edebilecekken şimdi her ayrıntının sorgulanmasını istiyordu.
Hayal'in yüzünde soğuk bir ifade belirdi.
“Demek artık bana eskisi kadar güvenmiyorsun.”
Telefonunu masaya bıraktı ve bilgisayarını açtı.
Önünde KAYIT_17 e-postası duruyordu. Gönderenin kimliği hâlâ belirsizdi. Dosyanın içeriği doğrulanmamıştı. Yine de Hayal, bu gizemin kendisi için önemli olabileceğini düşünüyordu.
E-postayı yeniden inceledi.
Ardından eski belgeleri açıp tarihlerini karşılaştırdı. Hangi kayıtların gerçekten ne söylediğini, hangilerinin eksik olduğunu ve hangilerinin kendisi için sorun yaratabileceğini düşünüyordu.
Hayal'in amacı gerçeği olduğu gibi ortaya çıkarmak değildi.
Önce kendisini korumak istiyordu.
Martin ve Edvard'ın ne bildiğini öğrenmeden onlara yeni bir şey anlatmayacaktı. Görüşmede sorulacak sorulara hazırlıklı olacak, gere